



























YANLIŞI BULUN:
"Vallahi de billahi de bende inanacağım hemşehrim Mahmut Övür'ün 'dinci' olduğuna...", "Hayatımda işittiğim en çirkin propoganda", (Hadi Özışık, www.internethaber, 30.04.2010)
Hele fermente olanları (şarap, bira) tukaka... (Güngör Uras, Milliyet, 18.07.2010)
Ana dilde eğitim mi yapılacak? (Nazlı Ilıcak, TV8, 16.07.2010/0.02)
RTÜĞ'ün hakkını RTÜĞ'e vermek gerekir. (Uğur Dündar, Star TV, 23.05.2010/19.42)
Başkan Obama 16 Haziran’da toplantıya katılacak 20 ülkenin liderine bir mektup gönderdi. (Güngör Uras, Milliyet, 28.06.2010)
Son romanım "Ötek"yi okumuş biri olarak kendisine yorumunu bizzat sormak istiyorum. (Ece Vahapoğlu, Takvim, 20.05.2010)
Bu kadın Kürtler'e ihanet içinde...Söz ve eylemleriyle, hem sözcülük yapıyor, hem de oyunu aldığı Kürtler'e kötülük ediyor! (Hadi Özışık, www.internethaber.com, 05.06.2010)
Türk perakendecilik sektörü iş büyüklüğü bakımından Avrupa’da 7’inci, dünyada ise 10’uncu sırada. (Güngör Uras, Milliyet, 31.05.2010)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
Teğmen oluyor. İlker Başbuğ, ‘Kardelen Ayşe’nin ricasını kırmadı. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, eşi şehit olan öğretmen Elif Bölük’ün, askeri bir okulda görev yapma isteğine olumlu yanıt verdi. (Vatan, 06.07.2010)
(Vatan gazetesinin sayfa sekreteri, "Teğmen " olma şartlarını bilmiyor olacak ki böyle bir başlık atmış!)
Kadın mantolarının Çin’den geleni 50 TL, yerlisi 110 TL. (Güngör Uras, Milliyet, 25.11.2009)
("Manto" bir kadın giysisidir. gereksiz bir anlamsal yineleme yapılarak "kadın mantosu" denilmez. Bugün "kadın mantosu" diyen, yarın "ıslak su" ya da "soguk buz" diyebilir, dikkat...
Kimin haddine Avrupa'nın dediğini kulak arkası etmek... Her şeyin bedeli vardır, ... (Hasan Pulur, Milliyet, 14.05.2005)
(Deyimin doğrusu, "kulak arkası etmek" -sonradan içilmek üzere sigarayı kulak arkasına iliştirmek- değil, "kulak ardı etmek"tir -dikkate almamak, göz önünde tutmamak-.)
"Tülay’ın öldürülmesine genç kızın Londra’da tanıştığı Sunii mezhebinden olan Halil Ünal adında bir adamla yaşadığı ilişkinin neden olduğunu söyledi.", "Savcı Tülay Gören’in kaçak bir göçmen olduğunu Londra’ya geldikten 7 ay sonra Halil Ünal’la tanıştığını söyledi.", "Savcı Laidlaw cinayetin işlendiği gece Tülay’ın evden kaçmaya çalıştığını belirterek (Tülay'ı yakaladılar eve zorla getirildi, Yülay'a içşinde uyku hapı olan kahve içirildi annesi diğer çocuklarıyla amca Cuma Gören’in evine gönderilmişti”) dedi.", "
Tülay’ın erkek arkadaşının durumu polisi haber ettiği belirtildi." (Nevsel Elevli, Milliyet, 08.10.2009)
(1. yanlış: Mezhebin adı "Sunii" değil, "Sünni"dir. 2. yanlış: "Kaçak göçmen" tamlaması yanlıştır, doğrusu "kaçak"tır. 3. yanlış: "Tülay" adı, "Yülay" olarak yazılmış. 4. yanlış: "İçinde" kelimesi "içşinde olarak" belirtilmiş. 5. yanlış: Tırnak içinde belirtilmesi gereken cümle, parantez içine alınmış. 6. yanlış: "Durumu polise ihbar ettiği" yerine de "durumu polisi haber etti" şeklinde düzenlenmiş. Bir haberde bunca hata... Hem de Milliyet'te...)
"Recm cezası", "İRANLI Sakine Aştiyani 43 yaşında, iki çocuk annesi. Yasa dışı ilişkiden 99 kırbaç veya sopa cezasına; ardından da zina suçundan ‘recm’ (taşlanma) cezasına çarptırılmıştı!: (Taha Akyol, Milliyet, 10.07.2010)
("Taşa tutma, taşa tutarak öldürme" anlamındaki kelime, "recm" değil, "recim"dir. bk. Dil Derneği-Türkçe Sözlük.)
Dana: "İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu (Sesli Türkçe Sözlük, www.tdkterim.gov.tr, 17.10.2009)
("Sesli Türkçe Sözlük"teki açıklama yetersiz. Doğrusu: "İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan erkek yavrusu.")
Ne demek olduğunu aylar önce söyledi, bir takım kafalara dank etsin diye.. (Hıncal Uluç, Sabah, 10.07.2010)
("Kimi, bazı" anlamındaki sıfat "bir takım" değil, "birtakım"dır. H.Uluç bu hataya sık sık düşmektedir!)
Bobo'nun attığı ikinci golden sonra rakibi sevinirken Mehmet Topuz'un iki elini başının arasına alıp üzülmesinin fotoğrafı Beşiktaşlı taraftarlar arasında ...(www.samanyoluhaber.com/h_330553_besiktasli-taraftar-mehmet-topuzu-unutmadi.html, 24.11.2009)
(Mehmet Topuz, başını iki elinin arasına almak varken, nasıl olur da iki elini başının arasına alır; bir anlam vermek mümkün değil!)
Nato’da görevliyken nükleer silahlar masasına bakan Azer, Butto’yu da yakından tanıyor. (Fadime Özkan, Star, 31.12.2007)
("Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları, genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır" bu bir kuraldır bk. TDK-Yazım Kılavuzu-.. Doğru yazım: NATO'da...)
Şimdi bu soruyu soruyoruz, yer yerinden oynamıyor, yaprak bile kımıldamıyor. (Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 06.07.2010)
(Deyimin doğrusu, yaprak kımıldanmamak" değil, "yaprak kıpırdamamak"tır. bk. TDK-Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü.)
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazaya ilişkin, Mahşeri vicdanda kazayla ilgili şüpheler var. Mahşeri vicdanda bu dosya açık duruyorsa devlette de açık durması gerekiyor dedi.(Miliyet, 20.05.2009)
("Toplumun vicdanı" anlamındaki tamlama "mahşeri vicdan" değil, "maşeri vicdan"dır...)
Bu durum Batı illerine nasıl yansıyacak? (İbrahim Tenekeci, Millî Gazte, 25.06.2010)
(Kelime -Batı-, siyasal anlamda kullanıldığında, Avrupa ve Kuzey Amerika'yı nitelendirmektedir ve büyük harfle başlar. Batıdaki illerden bahsedildiğinde "batı" şeklinde yazılması gerekir!)
...kamunun toplam yatırım talebi, stoğa giden mal için ortaya çıkan talepten oluşur. (Güngör Uras, Milliyet, 05.07.2010)
("Stok" kelimesine sesli harf ulandığında "K" yumuşamaz. Bu bir kuraldır. Doğru yazım: ...stoka...)
Hey Allah’ım, demiş, madem ki Giritliyi yarattın, bana ne gerek vardı? (Hasan Pulur, Milliyet, 11.07.2010)
(“Değil mi ki, ...-diği için, ...-diğine göre” anlamlarında neden göstermek için, başına getirildiği tümceyi daha sonraki tümceye bağlayan bağlaç, "mademki" şeklinde yazılır. Bu bir kuraldır. bk. Dil Derneği-Türkçe Sözlük.)
Orhan Baykal dostumun “Donsuz Geceler Sayın Seyirciler” kitabında Ersin İmer‘in talihsiz hayatından küçük bir bukleye rast gelince şimdi rahmetli olan sevgili dostum aklıma geldi...(Reha Muhtar, Vatan, 03.07.2010)
("Bukle"nin anlamı, "Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç"tır; kurulan cümlede ne anlamı var; pek çıkaramadık doğrusu.)
"Yazılarım bir kitap hâlinde yayınlanmıştı.", "1911-1929 yılları arasında yayınlanan eski yazı 205 nüshasının yeni harflerle yayınlanması projesini başlattı ve yönetti.", " İlk kitabınız ne zaman yayınlandı, konusu ne idi? (Mehmet Nuri Yardım, www.sanatalemi.net, 09.07.2010)
(Dilimizde "yayınlamak" fiili yok. "Neşretmek" anlamında "yayımlamak" var!)
Bücür Emre, ikinci yarıda tam bir karambolü ayağıyla ittirdi ve haşırt diye gole çevirdi. (İlker Sarıer, Sabah, 11.06.2002)
("Ayağıyla itti" demek varken...)
ARDA Türkiye liglerinin ilk resmi maçında beni mahçup etti. Hem de fena halde mahçup etti.. (Hıncal Uluç, Sabah, 11.08.2009)
("Utangaç, sıkılgan" anlamıdakı sıfat "mahçup" değil, "mahcup"tur!)
Zehir zembelek açıklamalar (Ayşe Arman, Hürriyet, 16.03.2009)
("Son derece acı" anlamındaki deyimin doğrusu, "zehir zembelek" değil, "zehir zemberek"tir.)
Üzüldüyseniz sizde başkalarını üzmeyin. (Namık Kemal Zeybek, Radikal, 30.09.2009)
("Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. Doğru yazım: ... siz de...)
MKE, Eskişehir TCDD Üretim tesisleri, TPAO, Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, Petkim, Tüpraş gibi kuruluşlar kamunun gerçekleştirdiği ekonomik ölçekli sanayi kuruluşları idi. (Güngör Uras, Milliyet, 03.12.2009)
("PETKİM" ve "TÜPRAŞ" kısaltmaları, küçük harfle yazılmaz. Bu bir kuraldır.)
DENİZ ARMAN'IN TÜRKÇESİ:
Kanal D'de haber sunuculuğuna soyunan Deniz Arman, önündeki metni okuyamıyor, sakız çiğniyormuş gibi konuşuyor, bolca tekliyor, dakikada 180/200 kelimeyle konuştuğunda da birçok kelime anlaşılmıyor ve telaffuz hak getire...
İşte Deniz Arman'ın örnek cümlesi:
"Sayın seyirciler, silahı olanla konuşuyor, daha doğrusu silahı olana seslenen Diyarbakır'daki 32 sivil toplum kuruluşuydu. Bunlar bir araya geldiler ve kana bunun adı kana dur girişimi, PKK'ya ateşkes çağrısında bulundular." (15.07.2010)
DOĞAN MEDYA GRUBU YETKİLİLERİNE TEKLİFİMİZDİR:
Haberde geçen kelimeleri ekrana yansıtın, cümleleri biz kurarız. Saygılarımızla.
ASIL ÜZÜLDÜĞÜM NOKTA
Sayın Necmiye Alpay, “Radikal Kitap eki”nde bulunan “Dil Meseleleri” adlı bir köşenin sahipliğini yapan bir yazarımız ki 16.03.2007 günü söz konusu ettiğimiz ekte kaleme aldığı bir yazısında da Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin her biri paha biçilmez değerdeki on binlerce beyitinin arasında Türkçe olan tek bir beyit yoktur; ama o Türklerin nezdinde katıksız bir Türktür, çünkü o Mevlânâ’dır, büyük Mesnevi’nin büyük bilge şairidir” demiş.
Burada, önce Sayın Alpay’ın Hazreti Mevlânâ’dan, sanki beşiğini kendisi sallamışmış ya da Hazreti Mevlânâ’yla sık sık Ada’ya giderek piknik yaptıkları bir grubun üyesiymişler gibi yalnızca “Mevlânâ” şeklinde söz etmek suretiyle sergilediği, en hafif tanımıyla yakışıksız bir davranıştan söz etmeyi bir borç bilmekteyim.
Daha sonra ise yalnızca bir adet olmasından dolayı Hazret-i Mevlânâ üzerinde yoğunlaşmayanların bilmeme keyfiyetleri normal karşılanması gerekip Sayın Alpay’ın da yukarıda belirttiğim yazısında mevzuubahis ettiği Türkçe beyit meselesine getireceğim sırayı. Evet, yalnızca bir adet olmasından dolayı konu üzerinde yoğunlaşmamışlar tarafından bilinmemesi hususunun bence doğal karşılanması gereken bir keyfiyettir Hazret-i Mevlânâ’nın Türkçe beyit yazmışlığı keyfiyeti ki o tek Türkçe beyit de Mevlevi ayin-i şeriflerinin üçüncü selamında söylenen “Ey ki hezar aferin bu nice sultan olur/Kulu olan kişiler hüsrev-ü hakan olur/Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre/Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur”dur.