
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (46)
7/5/2010 11:28:07 AM
YANLIŞI BULUN:
"Bunlardan bir tanesi Turhan Selçuk'un babası olan Kasım Selçuk.", "... bir defasında talebelerden bir tanesi hoca sınıfa girer girmez sınıf mümessilini beklemeden laubali bir şekilde 'Dikkat' diye bağırdı." (Cevdet Akçalı, Yeni Şafak, 04.07.2010)
Unutmayınki İnönü «aynı zamanda bu ülkede çok partili demokrasinin kurucusudur!» (Hakkı Devrim, Radikal, 04.07.2010)
İstanbul Emniyet Müdürü çok müjdeli bir haber verdi. (Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 15.04.2010)
İsmini bilmediğimiz bir erkek aygır, çitleri kırarak bizim çiftliğimize girdi. (Mustafa Akın, CNN Türk, 01.07.2010)
O günler demokratların kan içip kızılcık şerbeti içtik dedikleri günlerdi. (http://www.habervaktim.com/haberyazdir.php?id=103876, 10.01.2010)
Yıl 1970 falan. TRT televizyonu yeni yayına başlamış.. (Hıncal Uluç, Sabah, 03.07.2010)
Türkiye’yi üç temel konuda barıştıracak ve geleceğe taşıyacak ‘üçlü bir sacayağı...’ (Eyüp Can, Hürriyet, 03.07.2010)
Kuzen Bette, Balzac kendisini Fransa'daki sosyal hayatın teşhisçisi olarak düşündü.
"Kuzen Bette" adlı eserinde, Paris'in sosyal hastalığının aç gözlülük ve suçlu ihtiras güdüsü ile ortaya çıktığını kaydeder. (Ayşe Akdeniz, Radikal, 09.03.2003)
BDP'li vekilin TRT spikeri ile aşk iddiası. (www.gazeteciler.com, 02.07.2010)
Beyoğlu Olivya Geçidi’nde İstiklal’in keşmekeşine iki adım uzaklıkta saklanan Rejans, İstanbul’da en sevdiğim mekanlardan biridir. (Mehveş Evin, Milliyet/Cadde, 02.07.2010)
"Kim Kardashian mumyalandı", "Amerikalı ünlü televizyon yıldızı Kim Kardashian, ünlülerin mumya heykellerinin yer aldığı Madame Tussauds müzesindeki yerini aldı." (http://www.aksam.com.tr/2010/07/03/haber/magazin/4545/kim_kardashian_mumyalandi.html, 03.07.2010)
"Otuz yıl önceki hali ne ise bugün de birebir benzerlik içerir. (Asena Özkan, Radikal, 03.07.2010)
Haber NTV’de yayınlandı.(Hasan Pulur, Milliyet, 03.07.2010)
Suçlu O’dur!” (Hasan Pulur, Milliyet, 01.07.2010)
SÜKUT ALTIN MI? (Nur A. Çintay, Radikal, 30.06.2010)
OHAL’in ilanı yerine TRT Şeş o zaman başlatılsa, ünivesitelerde anadilde eğitim, anadilde siyasî propaganda hakkı tanınsaydı, belki bugünkü sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı. (Hakkı Devrim, Radikal, 29.06.2010)
Mossad'ın 65 yaşındaki Başkanı Meir Dagan, görev süresi uzatılmadığı için görevini bırakıyor. (İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 29.06.2010)
Ne kazandığın parada, ne şöhretinde gözüm yok. (Aykut Işıklar, Bugün, 20.06.2010)
Rıdvan Dilmen, Sabah’ta iki gün süren söyleşinin sonunda Şirin Sever’e demişki, ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ ile ‘Ezel’i kaçırmadan izliyorum”... (Ali Eyüboığlu, Milliyet, 30.06.2010)
Nagazaki’deki Tiyoşo Tapınağı ile İzmir’de bir kanalizasyonun ağzı arasında bağ kuran Samuray tarikatının gizli mesajı peşinde koşarken, (Kanat Atkaya, Hürriyet, 29.06.2010)
Üzerinde, gövdesine yapışmış siyah bir tişört vardı. Altında çok dar bir siyah pantolon ve uzun siyah ayakkabılar. Dimdik duruyordu, çok fit görünüyordu. (Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 29.06.2010)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
Okan’ın Kanal D’deki «nev’i şahsına münhasır» (bkz. Dil Yâresi) programı Medya Kralı yetmezmiş gibi, son zamanlarda bir programa daha katılıyorum: (Hakkı Devrim, Radikal, 25.06.2010)
("Kendine özgü davranış ve karakteri olan kimse" anlamındaki sıfat, "nev'i şahsına münhasır" değil, "nevi şahsına münhasır"dır. -bk. TDK-Türkçe Sözlük-.)
Anayasa'nın temeli "Kuvvetler ayrımı" değil mi?. (Hıncal Uluç, Sabah, 18.01.2009)
(Hıncal Uluç, “Devlet iktidarının yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ayrı organ aracılığıyla kullanılması ilkesi” anlamındaki, “kuvvetler ayrılığı” terimini “kuvvetler ayrımı” şeklinde belirtiyor, yanlış olarak...)
Mayın temizleme konusunda İsrail'e muhtaç oluşumuzun altında, aslı işin ikinci planda kalmasının rolü kesinlikle tartışılmalı. (Sırrı Er, Hilal'de Sabah, Hilal TV, 27.05.2009)
(Sırrı Er, elindeki haberi okuyamıyor. Haberin tercümesi: "Mayın temizleme konusunda İsrail'e muhtaç oluşumuzun altında, asli işin ikinci planda kalmasının rolü kesinlikle tartışılmalı.)
"Kırka yakın çocuk beni görünce zaten hat safhaya çıkmış olan heyecanları bir kat daha arttı.", "Kırka yakın çocuk beni görünce zaten hat safhaya çıkmış olan heyecanları bir kat daha arttı." (İlyas Salman, www.turksolu.com 24.06.2010)
(İ.Salman da kimi meslektaşları gibi "had" ile hat"i karıştırıyor. Bilindiği gibi, "hat"tın anlamı, "çizgi/yazı"; "had"din anlamı, "sınır, uç/derece"dir.)
Bu saldırıyı üslenen olmadı. (Özgür Yılmaz, NTV, 22.06.2010/10.54)
(Ö.Yılmaz da "üslenmek" ile "üstlenmek"i karıştırmış. Bilindiği gibi "üslenmek", "Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek", "üstlenmek" ise "Üstüne almak, yüklenmek, deruhte etmek" anlamındadır.)
"Dinolar'ın çekmecesinden çıkan Nâzım şiirleri.", "Mekân eyledikleri bu çatıda unutulmaz anıları var Dinolar'ın." (Tuna Kargılı, Milliyet Kitap, Haziran 2010)
(Çoğul eklerine getirilen takılar kesme işareti ile ayrılmaz.)
Terör örgütü lideri paralize edilmelidir. (Nejat Eslen, NTV, 22.06.2010/10.29)
(Kelimenin Türkçesi (felç) varken, İngilizcesini -paralyse- kullanmak!)
Celal Güzelses'in rahle-i tedrisatından geçmese de... (Yüreğimde Türküler, kadın iç spiker, TRT Müzik, 23.06.2010/13.46)
("Birinin bilgisi ve görgüsü altında alınan eğitim" anlamındaki isim, "tahle-i tedrisat" değil, "rahleitedris"tir. -bk.TDK-Türkçe Sözlük-.)
"Nazlı Ilıcak'ın 'PKK muhattap alınmalı' sözlerinin yankısı sürüyor.", "Terör örgütünün bizi muhattap alın çağrısına cevap verirsek, Halkalı'da, Şemidinli'de bir kurşun da biz sıkmış oluruz." , "Karşılığında kürt sorununu çözmek için meclisten karar çıkartılsın beni muhattap alsınlar." (www.gazeteciler.com, 23.06.2010)
(Sitenin editörü Müge Anlı'ya öykünüyor ve "Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse" anlamındaki "muhatap" kelimesini "muhattap" yapmakta bir sakınca görmüyor.)
"Avrupa'nın güvenliği Şendinli'den başlar.", "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Avrupa'nın, Balkanlar'ın güvenliği Şendinli'den başlar' dedi.(http://yenisafak.com.tr/Politika/?t=23.06.2010&i=264458, 23.06.2010)
(Hakkâri'nin "Şemdinli" ilçesi Yeni Şafak'ın sitesinde değişime uğruyarak "Şendinli" oluyor!)
"Kanada'da 5.7 şiddetinde deprem", "Kanada'nın birçok kentinde hissedilen şiddetli bir deprem meydana geldiği bildirildi." (Yeni Şafak, 23.06.2010)
(Deprem meydana geldiğinde ölçülen "depremin şiddeti" değil, "depremin büyüklüğü"dür.
Aklı selim Beşiktaşlı size kanmaz, inanmaz!..(Asena Özkan, Radikal, 21.06.2010)
("Aklıselim Beşiktaşlı" denilmez. Doğru ifade: Aklıselim sahibi Beşiktaşlı.)
Özge Özsağman'ı göndermezler, onu Yiğit Bulut da Kenan Tektağ'da çok sever. (Hacer Alkan, www.gazeteciler.com, 21.06.2010)
("Dahi" anlamındaki "da"nın kelimeye eklenmeyeceği bir kural iken önce kurala uyulup sonra da uyulmaması ne anlama geliyor? Anlamak mümkün değil. Not: Hacer Alkan fena halde yanılmış, zira Özge Özsağman bu yorumun akabinde kanaldan ayrılmış bulunmaktadır.)
"...orada Avusturalya Konsolosluğu’nda çalışan bir adamla tanışmış.", "İçimden “Avusturalya Konsolosluğu’ndan araştırayım şu adamı” diyorum.", "Ben o arada hala Avusturalya Konsolosluğu’nda çalıştığını zannettiğim rakibimle psikolojik savaş halindeyim." (Ayşe Arman, Hürriyet, 27.06.2010)
(Başkenti "Canberra" olan ülkenin adı "Avusturalya" değil, "Avustralya"dır!!!)
"Elbette her Türk gibi O’na da gerekirse sahip çıkarız ama, şimdiye kadar diğerlerine nasıl sahip çıkmışsak o kadar...", "Sanki çocuk burada doğmuş, arsalarda yarım pabuçla top oynamış, elinden tutan hocaları olmuş, saha, malzeme tamam, O da kalkıp Almanya’ya gitmiş..." (Hasan Pulur, Milliyet, 27.06.2010)
(Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Bu bir kuraldır. -bk. TDK-Türkçe Sözlük-.)
Ciğerlerimizin, midemizin, barsaklarımızın, böbreklerimizin, karaciğerimizin,... (Hakkı Devrim, Rafikal, 27.06.2010)
("Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü" anlamındaki kelime "barsak" değil, "bağırsak"tır. "Sayın Üstadımızın bir kalem sürçmesi" diyelim mi?)
Zanlının cinayeti üslendiği... (Ebru Hekimoğlu, Kahvaltı Haberleri, atv, 24.06.2010)
(Cinayetler üslenilmez, üstlenilir!)
Abdi İpekçi Arena’da, Dünya Yarı Orta Siklet Boks Şampiyonlu’ğu maçı vardı. (Sina Koloğlu, Reyting Canavarı, cadde/Milliywet, 07.06.2010)
("Ağırlık, yük" anlamındaki kelime "siklet" değil, "sıklet"tir. -bk. TdK-Türkçe Sözlük-.)
İsrail'deki Osmanlı Yahudileri bu hayasızca saldırılar karşısında neden duyarsızlar? (Abdullah Muradoğlu, Yeni Şafak, 08.06.2010)
("Haya" ile "hayâ"yı karıştırma sırası A.Muradoğlu'na gelmiş olacak ki... Bilindiği gibi, "haya"nın anlamı "er bezi"; "hayâ"nın anlamı da "Utanma duygusu, utanç, utanma, sıkılma"dır. -bk. TDK-Türkçe Sözlük-.)
"Dile Benden Ne Dilersin, Zeynep Bodur", (www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?TabId=2753&mid=23316&ItemId=8931)
(Sezar'ın dilenci sanarak Diyojen'e "Dile benden ne dilersen? sorusuna verdiği cevap bütün dünyanın dilindedir: Gölge etme başka ihsan istemem. Türk Lider org sayfa sekreteri, Sezar'ın sorusunu yanlış yazmış.)
"Neye idi o kadar büyük hınç, neye idi o kadar büyük saldırganlık peki?", "Allah inancımın olmadığını hatta müslüman olmadığımı söyleyenler oldu... vs vs." (Asım Yıldırım, http://www.asimyildirim.com/site/content/view/351/66/, 08.06.2010)
(1. yanlış: "Niçin, neden" anlamındaki zarf "neye" değil, "niye"dir. 2. yanlış: Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar: Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik... -bk. TDK-Yazım Kılavuzu-.)
Birebir anlamı budur. (İhsan Varol, Kelime Oyunu, Bloomberg TV, 13.06.2010)
("Birebir"in anlamı, "Etkisi kesin olan"dır. Burada kullanılması gereken sıfat, "aynı, tıpkı" anlamında "bire bir"dir.)
Yani sizin anlayacağınız bir oyun vardı ortada: (Mustafa Armağan, Zaman, 29.09.2003)
("Yani sizin anlayacağınız" demek, "Hani sizin anlama özrünüz var" demekle eş anlamlıdır. Okurlara bu şekilde hitap etmek yakışık almaz.)
1 adet koyun ön kol ya da kaburgası (Parçalanmış olması tavsiye edilir.) (Sahrap Soysal, Hürriyet, 05.06.2010)
(Koyunda iki kol, ik but vardır. Bilindiği gibi kollar önde, butlar arkadadır; bu nedenle gereksiz anlamsal yineleme yapılarak "ön kol" denilmez.)
KAPI YOLDAŞI DESTEĞİ:
Radikal gazetesi yazarı Türker Alkan'ı, kurduğu cümlede, "üstlenmek" yerine "üslenme" fiilini kullandığı için, 43 ve 44 numaralı yazılarımızla eleştirmiştik.
Aynı cümleyi, kelime hatasını düzelterek sütunlarına taşıyan Sayın Üstadımız Hakkı Devrim, yanlıştan hiç bahsetmemiş!
Ne diyelim? "Kapı yoldaşı desteği" diyelim mi?
İşte alıntı yapılan cümle:
"Bir zamanlar Arapların paralı askeri olmuştuk, şimdi de Arapların İsrail’le sürdüremediği savaşı mı üsleneceğiz?" (Türker Alkan, Radikal, 13.06.2010)
Şimde de kelimenin düzeltilmiş hâliyle Sayın Üstadımızın yazısı:
"Bir zamanlar Arapların paralı askeri olmuştuk, şimdi de Arapların İsrail’le sürdüremediği savaşı mı üstleneceğiz? (Hakkı Devrim,Radikal,15.06.2010)
Bu davranışa, "Kapı yoldaşı desteği" denilmez de ne denilir?
Not:
Kapı yoldaşı: Aynı yerde ve görevde çalışanların her biri (bk. TDK-Türkçe Sözlük)
MÜGE ANLI'NIN TÜRKÇESİ:
M.Anlı, her zamanki gibi doğru dürüst cümle kuramıyor. 32 saniyede 82 kelimeyle konuşan M.Anlı'nın seslendirdiği birçok kelime anlaşılmıyor.
İşte M.Anlı'nın örnek (!) cümleleri:
"Bak bien birkaç sene evvel bir Beşiktaş'ta bir camiye gitmiştik biz annemle sonra bir haber yaptılar o sene meğerse o jet imammış hah hah haaay en hızlı kıldıran oymuş evet o kadar hızlı kıldırıyor ki ben onu bilmiyorduk biz o zaman ben bıraktım duayı falan hani artık çünkü şimdi kaa kaçırsan bir daha hiç yetişmeye imkânın yok bir tek hani ilk elhamdülillah okursun zaten hiç salona yetişmene imkân yok hani uydum imama diyorsun sonra haberleri izledim jet imam çıktı o 20 dakka."
"Ya kadınların tabii hani benim de tabii çok çekilmez tarafları var ama çok duygusal yaratıkları yaratıklarız yani bunu da şey yapmak kabul etmek lazım yine de seviyor işte kocasını yani, adamı seviyo her şeye rağmen seviyo şimdi ona bir mektup yazmış eee Kemal'e bize mektubu mektubu paylaşmış bizimle eee mütahit Kemal'e diyoruz ama mütahit Kemal diyorum ama mütahit Kemal derken bile gülme geldi diye mütahit Kemal şey yani işçilerin başında duruyor işte onu mütahit Kemal adını bile o kadın veriyor ve adamın ona yaptığına bak."
"Batıyor bazılarına adamlara güven olur mu?" (Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.08.2009)
Çalışmalarına, "Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu" adına, benim de katıldığım "Paydaş Çalıştayı" sonunda yayımlanan Rapor'un ikinci bölümünü sunuyorum:
İkinci Oturum: “Nasıl Bir Türk Dil Kurumu?”
1. Çalışma Kurulu
Örgüt Yapısı:TDK, kurucusu olan Atatürk’ün direktifleri doğrultusunda, TÜRK DİLİ AKADEMİSİ adı altında, tam bir özerklikle örgütlenmelidir.
Öncelikli faaliyetler:
ü Bilimsel araştırma projelerine daha çok destek verilmelidir.
ü Bilimsel dergileri uluslararası indekslerce taranır hale getirilmelidir.
ü Türkçenin doğru ve güzel kullanımını özendiren çalışmalar desteklenmelidir.
ü Eserlerin yayın sürecinin kısaltılmasına yönelik önlemler alınmalıdır.
ü Türk dili ile ilgili yüksek düzeydeki bilimsel toplantılara maddi destek sağlamaya devam edilmelidir.
Personel Yapısı: Kadrolu akademik personelin yanı sıra kariyer uzmanlık sistemi de getirilmelidir.
4. Öncelikle işbirliği yapılabilecek kuruluşlar:
ü MEB,
ü YÖK,
ü ÖSYM,
ü RTÜK,
ü TRT,
ü TİKA,
ü Yunus Emre.
2. Çalışma Kurulu
Çok uzmanlı, kadrolu bir Türkçe Sözlük Çalışma Grubu oluşturulmalı, bu grup tam zamanlı olarak güncel ve tarihsel metinlerin taranmasına, tanımlamaya yönelik çalışmaları yürütmelidir.
TDK, Kurum dışında yapılacak anlamlı çalışmaların destekçisi olmalı, bu konudaki bürokratik işlemleri azaltacak bir yöntem geliştirmelidir.
Genç kuşağın dili ele alınmalı, Internet dahi izlenmeli, gerekirse sözlüğe geçirilmelidir.
Aynı coğrafyada kullanılan dillerin birbirleriyle etkileşim içine girmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle TDK, çalışmaları arasında sadece Türkçenin değil, Türkiye’de kullanılan diğer dillerin araştırılmasına da yer vermelidir. Bu diller için Kurum içinde masalar oluşturulmalıdır.
Osmanlı öncesi sözcüklere ait, 15. yüzyıla kadarki eserlerin bütününü içerecek bir tarama sözlüğü hazırlanmalıdır.
Türkçe kamus bir an önce hazırlanmalıdır.
Türk Dil Kurumu yayınları arasında edebiyat ürünlerinin yer almamalıdır.
Türk Dil Kurumu kurultaylarında 400-500 civarında bildiri sunulmakta, yoğun program nedeniyle her bildiriye 10-15’er dakika süre ayrılabilmektedir. Genç bilim insanlarına, kendi çalışmalarını ve görüşlerini daha fazla sergilemelerine olanak sağlamak üzere daha küçük ölçekli fakat dar kapsamlı, uzmanlığa yönelen etkinliklere ağırlık verilmesi yararlı olabilir.
TDK, dünyadaki Türkoloji’nin (Türk dili araştırmalarının) gerçek merkezi haline getirilmelidir.
Türkçe söz varlığının derlendiği, iyi örneklenmiş bir derlem (corpus) olmalıdır. Bilkent ve Sabancı Üniversitelerinde bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. Ancak şu anda Mersin’de, Doğan Aksan’ın öğrencileri şimdiye kadar yapılanın 50 katı hacminde bir çalışmayı yürütmektedirler. Bu ekiple işbirliğine gidilebilir.
Çeviri çalışmaları daha planlı ve sistematik bir hale getirilmelidir.
Derleme, tarama, terim çalışmaları genişletilerek ve daha planlı bir şekilde yürütülmelidir.
Türk Dili Dergisi’nin niteliği yükseltilmelidir.
MEB ile işbirliği yapılarak her düzeyde öğrenci için seviye sözlükleri hazırlanmalıdır.
TDK yabancı sözcüklere verdiği karşılıkların yerel dergilere ulaştırarak oralarda yayımlanmasını sağlayabilir.
Medyaya yönelik bölgesel eğitim çalışmaları yapılabilir.
3. Çalışma Kurulu
Kurum özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Edebiyatçılar mutlaka Kurum bünyesine katılmalıdır.
Süreli ve süresiz yayınların niteliği artırılmalı ve daha güler yüzlü bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Medyada çalışanların dili doğru ve güzel kullanmalarına yönelik kılavuzlar hazırlanmalıdır. Özellikle el kitabı niteliğinde kılavuz, broşür tipi yayınlar çok yararlı olabilir. Bu konuda RTÜK’le ortak bir platform oluşturulabilir.
Çocuklara, gençlere, üniversite öğrencilerine yönelik eğlenceli, ilgi çekici yarışmalar (sözcük türetme, anlam bulma vb.) düzenlenebilir. Ödül olarak yurtiçi yurtdışı geziler, burslar verilebilir.
Güvenilir ve değişmez bir yazım kılavuzu oluşturulmalıdır.
TDK yabancı dilde öğretim konusunda tavrını sergilemeli ve kamuoyuna duyurmalıdır.
Sivil toplumun da desteğiyle toplumun dil bilincinin geliştirilmesine ve Kurumun kamuoyundaki imajının canlandırılmasına yönelik genel ağ destekli kampanyalar düzenlenmelidir. Gençleri konuya yöneltmek için onların ağırlıkla tercih ettiği sanal ortama, onların ilgi alanlarına yönelmelidir. (Örnek: dilimigeriistiyorum.com)
Dilin yanlış ve çirkin kullanımı karşısında cezai yaptırım gücüne sahip olmalıdır. Bu konuda RTÜK ile işbirliği içinde çalışılabilir.
Türkiye bilişim teknolojileri ürünleri için çok geniş bir pazardır. Bu güç kullanılarak bilişim teknolojileri kapsamındaki uygulamaların Türkçenin özelliklerine ve gereklerine uyarlanması için Microsoft ve üreticilerden talepte bulunulabilir; bu konuda işbirliğine gidilebilir.
TDK’nin genel ağ sayfasında dil bulmacalarına, oyunlara yer verilebilir.
4. Çalışma Kurulu
Türk Dil Kurumu, bağımsız çalışan özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Türk Dil Kurumu Kanununun çıkarılması, işlevsel bakımdan tüm bilim kurullarının yeniden yapılandırılması, bilimsel üyeliklerin oluşturulması için ciddi bir kamuoyu desteği sağlanmalı ve Kurum sesini duyurmalıdır.
Yazılı ve görsel basında çalışanlara ve özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmenlere Türk dili ile ilgili genel bir hizmet içi eğitimin zorunlu hale getirilmesi için çalışılmalıdır.
Türk Dil Kurumunun topluma uzanan sesi olan Türk Dili Dergisi’ne, özellikle günümüz çok okunan yazar ve şairlerinin yazı ve şiirlerini alarak dergiyi daha popüler hale getirmek önem taşımaktadır. Bu noktada özellikle günümüz edebiyatçılarıyla Kurumun ilişkisini artırması büyük önem taşımaktadır.
Türk Dil Kurumu Dünya Türkolojisi’nin merkezi olma noktasında aktif rol oynamalı; yurtdışındaki Türkoloji merkezleri ile olan akademik işbirliğini geliştirmelidir.
Türk dilinin yapısını tüm incelikleriyle ortaya koyacak mükemmel gramerinin hazırlanması TDK’nin asli görevidir. Özellikle eser, konu üzerinde uzman Türkologlarla dilbilimcilerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir çalışma ekibi tarafından modern dilbilim metotları göz önüne alınarak hazırlanmalıdır.
Türk Dil Kurumu, Türk dünyasına yönelik ortak dil ve ortak alfabe konularında da öncü bir kurum olarak üzerine düşeni yapmalı, bu konudaki çalışmaları aktif olarak desteklemelidir.
Özellikle MEB ile ilköğretimde mevcut müfredatın dışında dil bilincini ve dil sevgisini aşılayacak, tamamen farklı modern yöntemlerle hazırlanmış eğitim müfredatlarının ve eğitim materyallerinin geliştirilmesinde etkin rol oynamalıdır.
Türk Dil Kurumu’nda modern donanımlı bir fonetik laboratuarının kurulması önemli bir gerekliliktir. Buna bağlı olarak derleme çalışmalarından elde edilen yazılı ve sözlü malzemenin TDK çatısı altında dil veri tabanı veya arşivi şeklinde saklanması için gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.
Proje ve yapılacak araştırmalara gerekli desteğin verilebilmesi için mevcut ihale ve harcama mevzuatı uygun hale getirilmelidir.
Dışişleri Bakanlığı’nın yabancı ülkelerle yaptığı kültür anlaşmalarında TDK temsilcisinin bulundurulması ve dil ile kültür konularında görüşlerinin alınması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Değerlendirme
Çalıştayın ikinci oturumunda, kurulların TDK’yi nasıl bir kurum olarak görmeyi arzu ettiklerini betimlemeleri istenmiştir. Kurullar, TDK için nasıl bir örgüt yapısının uygun olacağını, Kurumun öncelikli olarak hangi hizmetleri sunup hangi faaliyetleri yürütmesi gerektiğini, nasıl bir personel yapısıyla görevini en iyi şekilde yerine getirebileceğini ve hangi kurum ve kuruluşlarla hangi alanlarda ya da etkinliklerde işbirliğine gidebileceğini tartışmışlardır. Kurul sözcüleri, ulaşılan sonuçları toplu oturumda sunarak bütün katılımcılarla paylaşmışlardır.
Bütün kurullarda, Kuruma uygun örgüt ve personel yapısına ilişkin benzer düşünceler üretilmiştir. Türk Dil Kurumu’nun görevlerini istenen nitelikte yerine getirebilmesi için, kanununun bir an önce çıkartılması gerektiği, Kurumun bürokrasiden ve siyasetten arınmış, bağımsız, akademik yapıda, özerk bir tüzel kişilik haline dönüştürülmesinin, mevzuat elverdiği koşulda, Türk Dili Akademisi adı altında faaliyetlerini sürdürmesinin yararlı olacağı dile getirilmiştir. Ayrıca taşrada, en azından İstanbul’da örgütün temsilciliklerinin olmasının gerekliliğine de işaret edilmiştir. TDK’nin çalışmalarını kadrolu akademik personelin yanı sıra kariyer uzmanlığı sistemi içinde yürütmesinin, istenen çalışmalara imza atılmasında koşul olduğu düşünülmektedir.
TDK’nin öncelikli faaliyetlerinin neler olması gerektiği bağlamında ise bilimsel faaliyetlerin desteklenmesi, derleme, tarama, terim çalışmalarının genişletilerek ve planlı bir şekilde sürdürülmesi, çok uzmanlı, kadrolu bir Türkçe Sözlük Çalışma Grubu’nun oluşturularak güncel ve tarihsel metinlerin taranmasına, tanımlamaya yönelik çalışmaların sürekliliğinin sağlanması öne çıkmaktadır. Ayrıca, Türk dilinin yapısını tüm incelikleriyle ortaya koyacak gramerinin çağdaş dilbilim yöntemleriyle hazırlanması, aynı coğrafyada kullanılan dillerin birbirleriyle etkileşim içine girmesinin kaçınılmaz olacağından hareketle Türkiye’de kullanılan diğer dillerin de araştırılması gerekliliği de vurgulanmıştır.
Çalışma kurulları, TDK’nin ilgili kuruluşlarla işbirliği içinde eğitim-öğretim ve medya başta olmak üzere her düzlemde Türk dilinin doğru ve güzel kullanımı, toplumun dil bilincinin geliştirilmesi, özellikle genç kuşağın kullandığı dilin izlenerek gerekli görüldüğünde sözlüğe geçirilmesi çalışmalarının yoğunlaştırılmasını beklemektedirler. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı, RTÜK, YÖK, ÖSYM, TİKA, TRT ve diğer medya organları, üniversiteler ve ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yapılabileceği veya yapılacak önemli, anlamlı çalışmalara destek sağlanabileceği düşünülmektedir.
Türk Dili Dergisi’ne yönelik olarak da bütün kurullarda görüş belirtilmiş, ancak bu görüşler farklı doğrultuda olmuştur. Bir kurulda Kurumun hiç bir yayınında edebiyat ürünlerinin yer almaması gerektiği savunulurken, bir başka kurulda dergide günümüzün çok okunan yazar ve şairlerine yer verilmesinin hem dergiye ilgiyi artıracağı hem de Kurumun popülerliğine katkı sağlayabileceği öne sürülmüştür.
Çalıştayda katılımcılar önemli noktalara parmak basmışlar, Türk Dil Kurumu’ndan beklentilerini açık bir şekilde ifade etmişler ve bu süreçte kendi katkılarını da sürdürebileceklerini belirtmişlerdir. Paydaş Çalıştayı’nın çıktılarının, durum çözümlemesi kapsamında üretilen diğer çıktılarla beraber, izlem tasarımının bütün aşamalarına altyapı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ek: Katılımcı Listesi
1. Çalışma Kurulu
1. Zeynep Korkmaz (Prof. Dr.)
2. Gürer Gülsevin (Prof. Dr.)
3. Hülya Kasapoğlu Çengel (Prof. Dr.)
4. Hüseyin Movit
5. İbrahim Demirci
6. Şener Mete
7. Zübeyir Yılmaz
2. Çalışma Kurulu
1. Mehmet Ölmez (Prof. Dr.)
2. Mustafa Öner (Prof. Dr.)
3. Mahmut Hasgül
4. Mustafa Şerif Onaran
5. Ömer Kaya
6. Sevan Nişanyan
3. Çalışma Kurulu
1. Hamza Zülfikar (Prof. Dr.)
2. Mustafa Argunşah (Prof. Dr.)
3. Mustafa Özkan (Prof. Dr)
4. Ayşenur Yazıcı
5. Feyza Hepçilingirler
6. Suat Turgut
4. Çalışma Kurulu
1. Efrasiyap Gemalmaz (Prof. Dr.)
2. Nevzat Gözaydın (Prof. Dr.)
3. Melek Özyetgin (Prof. Dr.)
4. Bülent Gül (Dr.)
5. Nazım Güvenç
6. Sırrı Er
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
pandispanyagazetesi@gmail.com
Toplam 30 ziyaretçiden 4 puan