Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (38)
10.05.2010 10:41:53
YANLIŞI BULUN:
Bu üç değerli meslektaşımdan sonra, kıdemli bir gazeteci olarak benim de İlker Başbuğ paşaya üç beş satırlık diyeceğim var:
– Halefiniz genelkurmay başkanları da sizin gibi, Kürt meselemizin yalnız silah zoruyla çözümlenemeyeceğini bilmekteydiler. (Hakkı Devrim, Radikal, 08.05.2010)
 
Olmadı, müslümanların hepsini aynı kefeye koyup sonra da 'hadi konuşsanıza!' hinliği, cinliği, (af buyurun) zekasızlığını yapmak...(Nazmiye Yılmaz, Yeni Şafak, 04.05.2008)
 
Kılıçdaroğlu: Gökçek'i muhattap almak istemem (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=980149&CategoryID=78, başlık, 02.05.2010)
 
Ayrıca TCMB'nin muntazam karşılık oranını %1 artırarak %6'ya çıkarmasını ve repolar yoluyla sağladığı fonlamanın miktarını ve/veya vadesini değiştirmesini bekliyoruz. (Hülya Kayıkçı, http://www.bilgeyatirimci.com/anasayfa, 14.04.2010)
 
"Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’den bir Atatürk mumyası, ki kimse kusura bakmasın, hiç benzemiyor...", "Büyükerşen’den bir Atatürk mumyası, ki kimse kusura bakmasın, hiç benzemiyor. Duvarlar Atatürk’ün sözleri ve resimlerle kaplı.", "Kapıda Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’den bir Atatürk mumyası, ki kimse kusura bakmasın, hiç benzemiyor." (Milliyet, 27.09.2009)
 
Abdullah Öcalan uçaktaki görüntüsünü göz önüne getirdiğimde o güne oranla 4-5 kilo zayıflamış, saçları alaboros tabir edilen şekilde kestirilmiş, gergin ve sıkıntılıydı. (Uğur Dündar, Hürriyet, 01.06.1999)
 
İç savaşın tohumlarını attım, artık her gün çatışma olması sağlandı, askerlerin de elleri kolları bağlandı, halk zaten kukuma kuşu! haydi verin yeni görev ... (www.cnnturk.com/haberdetay/UserControls/Comments.aspx?... - Önbellek, 05.05.2010)
 
Ve yıllarca ne Trabzon, ne kendisi bu baskının altından kalkamadı.(Erman Toroğlu, Hürriyet, 06.05.2010)
 
İstanbul'un bazı yerlerini "SİT" diye nasıl koruyorsak, ondaki bazı isimleri de öyle korumamız gerek. Teşvikiye, tarihten gelen bir isim.. (Hıncal Uluç, Sabah, 29.08.2001)
 
Saadede gelelim. (Ahmet Rıdvan, Yeni Şafak, 16.03.1999)
 
Üstüne üstelik Niko'nun ailesi Türk'lerden, Nazlı'nın ailesi de Yunanlılardan nefret etmektedir. (http://www.diziler.com/dizi/yabanci-damat, 06.05.2010)
 
 
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
O'nun da 'kötü güne', 'formsuzluğa' hakkı var. (Şükrü Kanber, Fotomaç, 18.04.2010)
(Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrıl­maz. Bu bir kuraldır. bk. TDK Yazım Kılavuzu.)
 
Keita’ya dün akşam geniş alanlar açarken Bursaspor’un cansiparhane savunması sarı kırmızılılara gol imkanı vermedi (İlker Yasin, Hürriyet, 26.04.2010)
("Canını verircesine, özveriyle" anlamındaki kelime "cansiparhane" değil, "cansiparane"dir. bk. TDK-Türkçe Sözlük.)
 
20 yaşında bir Stephan adlı bir Alman'a aşık olan Kekilli, onunla evlenmeyi de kafasına koymuştu. (http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/41372-yasam-sibel-kekilli-nin-onlenemez-yukselisi/14, 02.05.2010)
(Cümledeki ilk "bir" kelimesi gereksiz yere kullanılmış!)
 
Yani biz bu dünyaya gelmek için geldik. (Kamer Genç, Kanal D, 22.04.2010/19.07)
("Biz bu dünyaya yaşamak için" geldik denilir de...)
 
Serapa: Baştan başa. (Büyük Türkçe Sözlük, www.tdk.org.tr, 02.05.2010)
("Serapa"nın anlamı "baştan başa" değil, "baştan ayağa"dır. Bilindiği gibi "baştan başa"nın Osmanlı Türkçesindeki karşılığı "seraser"dir!)
 
Kadıköy’de eşi Ayhan Zilelioğlu’nu 14 Şubat Sevgililer Günü’nde öldürdüğü gerekçesiyle hakkında müebbet hapis cezası istenen antikacı Ferda Zilelioğlu’nun yargılanmasına başlandı.(Gökhan Karakaş, Milliyet, 01.05.2010)
(Cümleden, Ferda Zilelioğlu'nun eşi Ayhan Zilelioğlu'nu 14 Şubat Sevgililer Günü öldürdüğü için müebbet hapis cezası istendiği anlaşılıyor! Cümlenin doğrusu: "14 Şubat Sevgililer Günü Kadıköy'de eşi Ayhan Zilelioğlu'nu öldüren antikacı Ferda Zilelioğlu'nun yargılanmasına başlandı. Sanık hakkında müebbet hapis cezası istendiği öğrenildi.)
 
Hülya Avşar'da Habertürk'ten kaçıyor. (www.gazeteciler.com, başlık, 30.04.2010)
("Dahi" anlamındaki "da"nın ada bitişik yazılmasına son örnek, "Gazeteciler.com" sitesininden...)
 
Tahkim'den Beşiktaş'a müjdeli haber (www.haber7.com, 29.04.2010)
("Müjde"nin anlamı, "sevindirici haber" olduğuna göre, "sevindiricili haber haber" anlamına gelecek, "müjdeli haber" tamlamasını kullanmak hatadır.)
 
Bu arada neredeyse Haziran ayı olmuştu; çok değerli bir 6 ay kaybedilmişti. Bürokratik engeller, stad zemininin 'elverişsiz' çıkması yüzünden değişmesi gereken planlar nedeniyle inşaat Haziran'da başlayabildı.(Defne Samyeli, Güneş, 03.04.2009)
("Haziran" özel ad değildir, bu nedenle büyük harfle başlatılamaz ve takılan ekler kesme işaretiyle ayrılmaz!)
 
"Ayri’nin üzerinde 13 mermi, kurbanların 3 cep telefonu, kredi kartları, cinayetlerin haberleriyle ilgili gazete kupürleri, 600 TL ile 200 dolar nakit para bulundu.", "Katilin 150 TL’ye sattığı telefon, son kurbanı Mustafa Has’a aitti." (http://haber.mynet.com/detay/yasam/cinayetten-az-sonra/508593, 29.04.2010)
(Sanık bir telefonu satmış olmasına rağmen, nasıl olur da üzerinden üç cep telefonu çıkar?)
 
"Bir süre ayrı yaşamak istiyorum dedi gitti doktor", "Galiba tokluktan doktor", "Terk etti doktor", "Karımı istiyorum doktor." (Metin Akpınar, Papatyam, Star TV, 27.04.2010/20.27)
(Metin Akpınar "psikolog"a doktor demeye devam ediyor!!! Doktor olan "psikolog" değil, "psikiyatr"dır. Gel de bu gerçeği dizi kotarıcılarına anlat bakalım...)
 
Kaatil zanlısını görenlerin... (Turaç Top, Star TV, 27.04.2010/19.41)
(Turaç Tan, Müge Anlı'ya öykünüyor ve "katil -öldürme- zanlısı" diyeceğine "kaatil -cani- zanlısı" diyor. Canlı yayında kelimeleri yanlış seslendirenleri uyaran Uğur Dündar, bu kez görevini yapmıyor ve T.Tan ertesi gün tam beş kere "kaatil zanlısı" diyor, hem de Uğur Dündar'ın karşısında!!!)
 
"Meali anlamayan nesle aşina değiliz", mısrasının isyanı (ikiayayıncilik.com.tr, 27.04.2010)
kiayayincilik.com'un editörü, Hıncal Uluç'a öykünüyor ve Ahmet Haşim'in "O Belde" isimli şiirindeki, "Melali anlamayan nesle aşina değiliz" dizesini değiştiriyor...)
 
«23 Nisan Siirt’in utanç günüdür. Suça sessiz kalan da suçludur!» diyorlar; o, Derya Alabora ve Işın Karaca.
Olayı yaratan da, yaşayan da, ölen de Kilisli çocuklar. (Hakkı Devrim, Radikal, 27.04.2010)
(Siirt'teki olayı yaratan ve yaşayan çocuklar "Kilisli" değil, "Siirtli"dir.)
 
Üyeler arası konuşmalardan da, kraliçe adayı kızların bu ön sıradakilerle göz göze gelme gayretinden de haz etmedim. (Hakkı Devrim, Radikal, 27.04.2010)
("Hoşlanmak" anlamındaki kelime, "hazzetmek" şeklinde yazılır.)
 
Fenerbahçe ve Bursa amansız bir yarışa girdi, Galatasaray'da üçüncülüğünü garantiledi. (Alper Tunga Albayrak, Yeni Şafak, 26.04.2010)
(A. T. Albayrak, dahi anlamındaki "da"yı kelimeye eklediği yetmiyormuş gibi, üçüncülükte iddiası bulunan Beşiktaş'ı göz ardı ederek Galatasaray'a üçüncülüğü garanti ettirmiş! Hayalin bu kadarına pes doğrusu...)
 
Çünkü o cami İstanbul'un selâtin camilerinin birebir aynısı. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 26.04.2010)
("Birebir"in anlamı, "etkisi kesin olan"dır. Yazarın kullanması gereken kelime, "aynı, tıpkı" anlamında "bire bir" sıfatıdır.)
 
Bünyamin Gezer her maçta ceza sahası içinde onlarca aynı tür pozisyonu görüyor ama görmüyor. (İlker Yasin, Hürriyet, 26.04.2010)
(İfadenin doğrusu. "... aynı tür pozisyona bakıyor ama görmüyor.)
 
Uğur Dündar’ın ortaya çıkardığı çok sayıdaki önemli olaylardan biri. (Rahmi Turan, Hürriyet, 26.04.2010)
("Çok" sıfatı kullanıldıktan sonra "lar" çoğul eki takılmaz...) 
 
İPEK ÇALIŞLAR'IN HATASI:
SOKAKLAR MÜFTÜ KAYNAMAZ
 
İpek Çalışlar, kaleme aldığı “Latife Hanım” (Doğan Kitap) adlı kitabının 68. sayfasında, Gazi Mustafa Kemal’in Latife Hanım’a evlenme teklifinde bulunuşunu anlatırken, “Dışarı çıkacaklar ve oradan geçen ilk müftüye nikahlarını kıydıracaklardı” şeklinde bir ifade kullanmış.
Halk arasında yaşayan inançlardan birine göre, o gün işinin rast gidip gitmeyeceğini öğrenmek isteyen biri, sabahleyin kapıdan çıktığında ilk rastlayacağı kişinin yüzüne bakmalı ve bu yüz aksi bir ifadeye sahipse işinin kötü; o yüzün güleç bir tablo çizmesi durumunda ise iyi gideceğine hükmetmelidir.
 
Yukarıda belirttiğimiz tür bir merakı olan birine, “Kapıdan çıktığında rastlayacağın ilk kişinin yüzüne bak” denilebilir, çünkü kapıdan çıkıldıktan sonra, ilkinin dışında bir dolu daha insanla karşılaşılacaktır ama müftü öyle değildir.
 
Diyanet teşkilatında il ve ilçe merkezlerinde birer müftü bulunur ki o müftülerin il merkezlerinde bulunanları ilçe merkezlerindekilerinin amiri pozisyonundadır ve imamların hepsi bu müftülere bağlıdır. Yani sokaklar müftü kaynamaz ki ilk gelen müftüye nikah kıydırılmasından söz edilebilsin.
  
EKRAN POLİSİ'NDEN:
Anlı şanlı basınımızı atlamayalım. TRT, biri canlı, maçı iki kez yayınladı. Levent Özçelik bildiğiniz gibiydi. 'Kessen sarı-lacivert akar' Ömer Üründül'ün aldığı renk, her şeyi anlattı. İşte bu noktada topu Hüseyin Movit'e bırakıyoruz:
'Sevgili Kardeşim, katıldığı canlı yayınlarda bir türlü, 'Pozisyon' demesini beceremeyen ve devamlı olarak 'Bozisyon' diyen, Altan Tanrıkulu'nun son incisi:
'1993 yılı. Fenerbahçe, Beşiktaş'la Türkiye Kupası çeyrek finalinde karşı karşıya'. Maç 1-1 bitiyor ama Beşiktaş sarı kart cezalısı Mehmet Ekşi'yi oynattığı için hükmen yeniliyor. Fenerbahçe son kupasını o yıl kazanıyor. (Hürriyet, 06.05.2010).
Şimdi de Erdoğan Arıkan ve Tansu Polatkan'ı dinleyelim: 1982-83 sezonunda ise finalde Mersin İdmanyurdu ile eşleşen Sarı-Lacivertliler, 2-0 ve 2-1'lik galibiyetlerle kupada şampiyonluğu elde etmişti. (TRT Radyo 1, 05.05.2010). (Burhan Ayeri, Akşam, 07.05.2010)
 
Kaynaklara bakmadan kaleme sarılırsanız, olacağı budur (H.M.).

 

 İSTİARE Mİ İSTİHARE Mİ?
"Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma" anlamındaki kelime "istiare" mi "istihare" mi?
 doğru kelime "istihare"dir. Bilindiği gibi, "istiare"nin anlamı, "1. Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. 2. ed. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme"dir. bk. TDK-Türkçe Sözlük).
 
İşte, "istihare" kelimesi yerine "istiare"yi tercih edenler:
 
İstiareye yattı, uçak kaçırdı. (Hürriyet, 15. 06. 2007)
 
Müşerref Paşa akşam istiareye yattı, rüya gördü değil tabi. Muhakkak kendine bazı telkinler olmuştur. (Fadime Özkan, Star, 31.12.2007)
 
'Başbakan istiareye yattı' (Sabah, 04.02.2006)
 
Yani Ecevit bir nevi istiareye yattı. Hindistan'da ve gündelik hayhuydan uzak orada düşünme fırsatı buldu. (İsmet Berkan, Radikal, 03.04.2000)
 
Başbakan açıklamak için anlaşılıyor ki istiareye yattı ya da ulemaya soruyor, (Vatan, 05.02.2006)
 
Tanınmamış hastrolog Fahrettin Fidan istiareye yattı, (Melih Aşık, Milliyet, 01.01.2003)
 
Başbakan açıklamak için anlaşılıyor ki istiareye yattı ya da ulemaya soruyor (Zaman, 04.02.2006)
 
Canlı yayına çıkmadan bir gün önce kararını vermek için ‘istiareye yattı’. Evet yanlış okumadınız, Cüppeli Ahmet Hoca istiareye yatarak, Show Haber’e çıkmasının doğru olup olmadığına karar verdi. İstiarede, canlı yayına katılmasının doğru olacağını gören hoca Show TV’nin yolunu tuttu. (www.superpoligon.com, 12.10.2006)
 
Sanayi yatırımlarına da istiareye yatarak mı karar veriyorlar acaba?  (Hürriyet, 26.06.2005)
 
Acaba Erdoğan Abant'ta istiareye mi yattı? (Fatma Sibel Yüksek,www.acikistihbarat.com, 02.05.2008)
 
Başbakan istiareye mi yattı, yoksa ulemaya mı danışıyor"(www.cnnturk.com, 04.02.2006)
 
...halvete girmesi gerektiğini küçük ücret karşılığında ‘istiareye yatarak' eliyle koymuş gibi bilmiş ...(Hadi Uuluengin, Hürriyet, 25.04.2004)
 
Cem Ersever, 'Yeşil' tarafından öldürüldüğünde 'örgüt içi hesaplaşma' açıklamasını, istiareye yatarak mı elde ettiler? ...(Radikal, 25.06.1998)
 
Akşamdan iki tek atıp, tuzlu çorum leblebilerini yedikten sonra "istiareye" yatarak Atatürkümüz ile temas kurmaya çalışmış.. (Selahattin Duman, Sabah, 17.04.2000)
 
Google arama motorundaki 13.100 site de hataya ortak olmuş.
 
 
DİL YÂRESİ'NDEN:
Türkçe dostlarından (Hüseyin Movit)
Balçiçek Pamir bakın ne demiş: «Ferhat Göçer, karısını ön plana çıkarmaya yanaşmıyor. Ez cümleyle, , diyordu.» (Sabah-Pazar, 1 nisan)
«Ezcümle»yi biliyorum; «ez cümleyle» de denir mi?
– Ezcümle, «Bu cümleden olarak, örnek olarak, özellikle, bilhassa, kısaca» anlamlarına gelen bir zarftır. «Ez cümleyle» diye bir deyişten benim de haberim yok.
Notunuzu alınca o yazının tamamını okudum. Türkçesi düzgündü. İşaret ettiğiniz bir dizgi veya tashih hatası da olabilir. (Hakkı Devrim, Radikal, 06.04.2007)
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
 
pandispanyagazetesi@gmail.com

 
    
Bu haberi toplam 22 kişi beğendi.
Genç Medyacılara Yol Haritası (116) - 08.02.2012 14:08:40 Genç Medyacılara Yol Haritası (115) - 30.01.2012 09:06:04 Genç Medyacılara Yol Haritası (114) - 23.01.2012 09:05:42 Genç Medyacılara Yol Haritası (113) - 16.01.2012 09:22:19 Genç Medyacılara Yol Haritası (112) - 09.01.2012 09:08:55 Genç Medyacılara Yol Haritası (111) - 02.01.2012 08:55:24 Genç Medyacılara Yol Haritası (110) - 26.12.2011 12:31:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (109) - 19.12.2011 11:41:00 Genç Medyacılara Yol Haritası (108) - 09.12.2011 11:58:58 Genç Medyacılara Yol Haritası (107) - 28.11.2011 09:38:50 Genç Medyacılara Yol Haritası (106) - 21.11.2011 14:30:25 Genç Medyacılara Yol Haritası (105) - 31.10.2011 13:03:34 Genç Medyacılara Yol Haritası (104) - 24.10.2011 11:27:36 Genç Medyacılara Yol Haritası (103) - 17.10.2011 12:38:43 Genç Medyacılara Yol Haritası (102) - 11.10.2011 10:15:47 Genç Medyacılara Yol Haritası (101) - 03.10.2011 14:15:13 Genç Medyacılara Yol Haritası (100) - 26.09.2011 11:30:31 Genç Medyacılara Yol Haritası (99) - 19.09.2011 12:50:02 Genç Medyacılara Yol Haritası (98) - 12.09.2011 15:04:06 Genç Medyacılara Yol Haritası (97) - 05.09.2011 17:37:28 Genç Medyacılara Yol Haritası (96) - 28.08.2011 08:43:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (95) - 22.08.2011 16:38:54 Genç Medyacılara Yol Haritası (94) - 15.08.2011 09:55:08 Genç Medyacılara Yol Haritası (93) - 08.08.2011 10:11:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (92) - 01.08.2011 10:58:04