Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (37)
03.05.2010 10:03:23
YANLIŞI BULUN:
O'nun da 'kötü güne', 'formsuzluğa' hakkı var. (Şükrü Kanber, Fotomaç, 18.04.2010)
 
Keita’ya dün akşam geniş alanlar açarken Bursaspor’un cansiparhane savunması sarı kırmızılılara gol imkanı vermedi (İlker Yasin, Hürriyet, 26.04.2010)
 
20 yaşında bir Stephan adlı bir Alman'a aşık olan Kekilli, onunla evlenmeyi de kafasına koymuştu. (http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/41372-yasam-sibel-kekilli-nin-onlenemez-yukselisi/14, 02.05.2010)
 
Yani biz bu dünyaya gelmek için geldik. (Kamer Genç, Kanal D, 22.04.2010/19.07)
 
Serapa: Baştan başa. (Büyük Türkçe Sözlük, www.tdk.org.tr, 02.05.2010)
 
Kadıköy’de eşi Ayhan Zilelioğlu’nu 14 Şubat Sevgililer Günü’nde öldürdüğü gerekçesiyle hakkında müebbet hapis cezası istenen antikacı Ferda Zilelioğlu’nun yargılanmasına başlandı.(Gökhan Karakaş, Milliyet, 01.05.2010)
 
Hülya Avşar'da Habertürk'ten kaçıyor. (www.gazeteciler.com, başlık, 30.04.2010)
 
Tahkim'den Beşiktaş'a müjdeli haber (www.haber7.com, 29.04.2010)
 
Bu arada neredeyse Haziran ayı olmuştu; çok değerli bir 6 ay kaybedilmişti. Bürokratik engeller, stad zemininin 'elverişsiz' çıkması yüzünden değişmesi gereken planlar nedeniyle inşaat Haziran'da başlayabildı.(Defne Samyeli, Güneş, 03.04.2009)
 
"Ayri’nin üzerinde 13 mermi, kurbanların 3 cep telefonu, kredi kartları, cinayetlerin haberleriyle ilgili gazete kupürleri, 600 TL ile 200 dolar nakit para bulundu.", "Katilin 150 TL’ye sattığı telefon, son kurbanı Mustafa Has’a aitti." (http://haber.mynet.com/detay/yasam/cinayetten-az-sonra/508593, 29.04.2010)
 
"Bir süre ayrı yaşamak istiyorum dedi gitti doktor", "Galiba tokluktan doktor", "Terk etti doktor", "Karımı istiyorum doktor." (Metin Akpınar, Papatyam, Star TV, 27.04.2010/20.27)
 
Kaatil zanlısını görenlerin... (Turaç Top, Star TV, 27.04.2010/19.41)
 
"Meali anlamayan nesle aşina değiliz", mısranının isyanı (ikiayayıncilik.com.tr, 27.04.2010)
 
«23 Nisan Siirt’in utanç günüdür. Suça sessiz kalan da suçludur!» diyorlar; o, Derya Alabora ve Işın Karaca.
Olayı yaratan da, yaşayan da, ölen de Kilisli çocuklar. (Hakkı Devrim, Radikal, 27.04.2010)
 
Üyeler arası konuşmalardan da, kraliçe adayı kızların bu ön sıradakilerle göz göze gelme gayretinden de haz etmedim. (Hakkı Devrim, Radikal, 27.04.2010)
 
Fenerbahçe ve Bursa amansız bir yarışa girdi, Galatasaray'da üçüncülüğünü garantiledi. (Alper Tunga Albayrak, Yeni Şafak, 26.04.2010)
 
Çünkü o cami İstanbul'un selâtin camilerinin birebir aynısı. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 26.04.2010)
 
Bünyamin Gezer her maçta ceza sahası içinde onlarca aynı tür pozisyonu görüyor ama görmüyor. (İlker Yasin, Hürriyet, 26.04.2010)
 
Uğur Dündar’ın ortaya çıkardığı çok sayıdaki önemli olaylardan biri. (Rahmi Turan, Hürriyet, 26.04.2010)  
 
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
Gerçi “fazla liberal canım” diye vıkvıklanan birkaç serseri çıkar ama, cürmü gazetesinin tirajı kadar yer yakar. (Engin Ardıç, Akşam, 18.04.2007)
("Cürüm" -suç- ile "cirim"i -hacim- karıştırma sırası Engin Ardıç'a gelmiş olacak ki...)
 
Önceki gün müslüman ve hrıstiyanlardan oluşan karma bir müzik grubu canlı yayına katıldı. (Bekir Hazar, Yeni Şafak, 23.04.2010)
(Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar. Bu bir kuraldır. -bk. TDK-Türkçe Sözlük-.)

Ahmet Üstün diye bir sanatkârımızın meşhur bir türküsü vardı : ´"İlimon taşa, ilimonda yara var"... (Sırrı Er, Konuşmak Sanattır, Nesil Yayınları, s. 27)
(Zekeriya Bozdağ´ın Orta Anadolu´dan derleyerek TRT repertuvarına kazandırdığı ve "İlimon ektim taşa/İlimon da yar aman/Bitmedi kaldı kışa" dizeleriyle başlayan türkümüz; Sırrı Er´in oradan-buradan özensizce toparladığı kitabında (!) ne hâle geliyor !!!)
 
Geçtiğimiz pazar günü üniversite sınavları yapılırken, bir avuç genç Ankara’da gösteri yaptılar: (Hasan Pulur, Milliyet, 17.04.2010)
(Özne "bir avuç genç" olunca fiil tekil olur. Doğru yazın: "... Ankara'da gösteri yaptı.")
 
Geçici Vergi beyanı verdiğimizden dolayı, yani onun bir mütemmim cüzi gibi filan havasına sokuyorlar. (İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 13 ARALIK 2007 AYLIK TOPLANTISI, (www.istanbulymmo.org.tr/.../2008_04.%20iymmo%2013%20Aralık%202007%20toplantisi.pdf - 22.04.2010)
("Bütünü oluşturan tamamlayıcı parça" anlamındaki isim "mütemmim cüz"e belirtme durumu eki ulandığında, "mütemmim cüzü" şeklinde yazılır.")
 
Relativity: Einstein tarafından bulunan izafet teorisi. (http://www.turkceingilizce.gen.tr/eng2tr-Relativity.html, 21.04.2010)
("Görelilik" anlamındaki "izafiyet" kelimesi, sözlük sitesinde "izafet" -görelik- olup çıkıveriyor karşımıza!)
 
Bunu yapmasıyla geceden kalan bir çiğ tanesinin kafasına düşmesi bir oldu. O kocaman damlaya karşı koyamadı bedeni. (Deniz Demir, http://74.www.yaprakdergi.com/20061001/%3Fs%3Dinc.oyku, 22.04.2010, -Meraklısına not: Deniz Demir TRT Ankara Radyosu'nda spikerlik yapmaktadır.-)
(Spikerimiz, "çiğ" -pişmemiş veya az pişmiş- ile "çiy"i -şebnem- karıştırmış.)
 
Ceyhun Atıf Kansu Caddesi No: 122, Balgat/ANKARA: (T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, www.byegm.gov.tr/iletisim.aspx - Önbellek - Benzer, 22.04.2010)
(Şair ve yazarımız "Ceyhun Atuf Kansu"nun adı, Genel Müdürlüğün sitesinde "Ceyhun Atıf Kansu" oluvermiş.)
 
Kılıç’ın Anıtkabir özel defterine sadece birkaç kelime fark ile geçen yılki mesajın aynısını yazması ve tarih olarak 22 Nisan 2009 yazması dikkat çekti. (Radikal, 22.04.2010)
("Aynı" kelimesine belirtme durumu eki ulandığında "aynını" şeklini alır -bk. Örnekleriyle Türkçe Sözlük-MEB-.)
 
Uğur Mumcu'nun dediği aslında tam da bu.. Bilmeden fikir sahibi olmak.. (Hıncal Uluç, Sabah, 22.04.2010)
(Uğur Mumcu'nun sözü, "bilmeden fikir sahibi olmak" değil, "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz"dır.)
 
Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında yapılan bir etkinlik için Berlin'e giden bir gurup yazarın içinde Ayşe Kulin de vardı. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 21.04.2010)
(F.K. Barbarbarosoğlu, Hıncal Uluç'a öykünüyor ve "grup"u -küme-, "gurup" -Ay, Güneş, yıldız vb. gök cisimlerinin ufkun altına inmesi- yapmakta bir sakınca görmüyor.)
 
"Bir görgü tanığı, Trafalgar Square'de yaşanan cinayeti, Stanley Kubrick'in 'Otomotik Portakal' filmindeki şiddet sahnelerine benzetti.", "Görgü tanıkları olayı Stanley Kubrick'in 'Otomotik Portakal' filmindeki şiddet sahnelerine benzetti." (Akşam,http://aksam.com.tr/2010/04/21/haber/yasam/4611/_otomatik_portakal__dehseti.html, 21.04.2010) 
(Site editörü, "mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten alet" anlamındaki "otomatik" kelimesini "otomotik" yapıvermiş!)
 
SANTRANÇ ÖĞRETMENİ ALINACAKTIR.
SANTRANÇ ÖĞRETMENİ ALINACAKTIR Meltem Koleji. EĞİTİMDE GÜÇLÜ VE SICAK BİR ESİNTİ ...(www.meltemkoleji.com/tr/Haberler/Icerik.aspx?Haber.No... - Önbellek (20.04.2010)
("İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun" anlamındaki kelime "santranç" değil "satranç"tır.")

Irkçı Türkü de, ırkçı Kürdü de, o dip kuytusunda, düşman bildiğiyle baş başa ne yapacak? (Özlem Albayrak, Yeni Şafak, 20.04.2010)
(Millet, boy, oymak adlarına ek getirildiğinde kesme işareti kullanılır. Bu bir kuraldır. Doğru imla: "Türk'ü... Kürt'ü...")
 
Siyasi cinayet hazırlığını haber aldığı zaman da bunu "kulak arkası" etmeyecektir.(Engin Ardıç, Sabah, 19.04.2010)
(Deyimin doğrusu, "kulak arkası etmek" -sonradan içilmek üzere sigarayı kulak arkasına iliştirmek- değil, "kulak ardı etmek"tir -dikkate almamak, göz önünde tutmamak-)

Bazı arkadaşlar elbette "AKP şimdi de MİT'i ele geçiriyor" diye yaygara etmek istiyorlar ama konu "netameli" olduğundan korkuyorlar da...(Engin Ardıç, Sabah, 19.04.2010)
(Dilimizde "yaygara etmek" şeklinde bir deyim yok, "yaygarayı basmak" anlamında "yaygara koparmak" var.)

...belki bir mucize sonucu, Nedim'in "Gidelim servi revânım yürü Sâdâbâd'a" dizesini mırıldanacaktır. (Ülkü Tamer, Sabah, 03.04.2006)
Dizenin son kelimesi "Sadabad'e" şeklinde yazılır/seslendirilir.)

"First Lady Emine Erdoğan, 'siyahın beyaza üstünlüğünün olmadığı gibi, kadının da erkeğe üstünlüğü yoktur' dedi.", "First Lady Emine Erdoğan, kadın erkek eşitliği konusundaki keskin ve net konuşmasıyla dikkatleri üzerine topladı.", "First Lady Emine Erdoğan, kadın erkek eşitliği konusundaki keskin ve net konuşmasıyla dikkatleri üzerine topladı." (http://www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx?guid=610ca5c7-e9cc-46eb-a7d2-bfd1d550fc1a, 07.12.2007)
(Bir ülkede iki First Lady -başbayan- olamaz. First Lady olan "Emine Erdoğan" değil, "Hayrünnisa Gül"dür.)
 
HANGİSİ DOĞRU?
"Bütün iskelelere uğrayarak sefer yapan vapur"a "çingene vapuru" mu denilir, "dilenci vapuru" mu?
Doğrusu, "dilenci vapuru"dur, Google arama motorunda 1.100 site "çingene vapuru"nu tercih ederek hataya ortak olmuş.
 
Gezmeye, tatile ilişkin en büyük hayalim bir yerden bir yere, diyelim ki İstanbul'dan Edirne'ye otomobille ama bir 'Çingene Vapuru' gibi gitmektir.
Hatırlayalım Eskiden İstanbul Boğazı'nda bazı şehir hatları vapurları hemen her iskeleye uğrardı. Anadolu Kavağı'ndan başlayıp zikzaklar çizerek, tüm iskelelere uğrayarak, saatler süren bir yolculukla Eminönü'ne varırlardı. İşte bunlara 'Çingene Vapuru' denirdi.(Emre Aköz, Sabah, 30.06.2003) 
 
Barış Manço'nun adını taşıyan vapur her cumartesi akşamı 19:00'da Moda İskelesi'nden kalkıyor, dolaşa dolaşa Anadolu Kavağı'na kadar gidiyor. Eski çingene vapuru gibi ama bu Mehtap Gezisi vapuru.(Hürriyet, 19.07.2002)
 
Parası yoksa böyle Çingene vapuru gibi her iskeleye uğramadan eldeki mevcutlarla yola devam eder, olur biter.(Osman Tanburacı, Akşam, 08.01.20039
 
Örneğin film çekilmeye başlamadan günler önce biz Çingene Vapuru'nda ne giymeliler, ne yemeliler, (Burcu Aldinç, Sabah/Pazar, 28.11.2008)
 
Bir çingene vapuru yolculuğu ya da iki saati 100 milyona kiralanacak bir küçük gezi teknesiyle bunu mutlaka yapmalı, teninize deniz tuzu, burnunuza iyot kokusu değdirmelisiniz. (Yüksel Aytuğ, Sabah/Günaydın, 14.05.2007)
 
Boğaz'da hem gezinti yapılacak, hem de sanatçılar çıkıp şarkılarını söyleyecek.Hepimiz çingene vapuru tabir edilen.....(Milliyet, 01.09.1994)
  
İŞTE ÇELİŞKİ:
Dil Meseleleri
Türkçe öğretmeni Ergün Çelik soruyor, büyük harfler onun:
“(SIFAT YAPAN Kİ) YARINKİ SINAV, (İLGİ ZAMİRİ OLAN Kİ ) SENİNKİ YAPIM EKİ MİDİR ÇEKİM EKİ Mİ?
“Yarınki sınav” ve “seninki” örneklerinde görülen kullanımıyla ‘-ki’ eklerinin türü ve alttürü konusunda dilciler arasında oybirliği yok:
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’a göre bunlar “aitlik eki”dir ve “daha çok işletme eki” sınıfına girer.
Nurettin Koç’a göre bunlar “ilgi eki”dir ve “çekim eki” sınıfına girer.
Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu’na göre bunlar “ek kelime”dir ve “üretim eki” sınıfına girer.
Tahir Nejat Gencan’a göre bu
“-ki”ler ilgi/iyelik adılı, yani kendi başına bir “sözcük olmakla birlikte ek gibi bitişik yazılır”.
Yusuf Çotuksöken’e göre (“Ekler, Kökler, Gövdeler” adlı kitabı) “-ki” eki yapım ekidir.
Görüldüğü gibi, görüş farklılıkları meselesinde dilcilerin deprembilimcilerden geri kalır yanı yok. Terim farklılıkları da cabası...
Tanım konusunda büyük farklılıklar görülmüyor buna karşılık: Bitiştiği sözcüğün türünü değiştiriyorsa (adı sıfata, sıfatı ada, fiili sıfata dönüştürüyorsa), bir yapım ekidir söz konusu olan. Sözcüğün türünü değil de yalnızca içinde yer aldığı cümle ya da sözcenin diğer öğeleriyle olan bağlantısını değiştiriyorsa, bir çekim eki söz konusu demektir.
Bir de kalıcılık-geçicilik meselesinden söz eden dilciler var. Görüş farklılıkları çok iyi temellendirilmiş olmadığı için, bu ölçütün rolünü ayırt etmek kolay değil. Şu anki görünümüyle bunu genel geçer bir ölçüt sayabileceğimizi sanmıyorum.
Naçizane, tartışma konusu “-ki”lere “yapım eki” diyenleri haklı buluyorum. (Necmiye Alpay, Radikal, 29.04.2010)
 
ŞU HABERLERİNİ BİR DİNLESENE BİRAND?
Bunları kenara koyalım. Bugün konum başka..
Şimdi Sevgili Birand, sana benim bir sorum var..
Her gece yaptığın haberleri ertesi gün eleştirel gözle izliyor musun, ekibinle?. Neyi nerde yanlış yapmışız diye bakıyor musunuz?.
Televizyonculuk dilinde Voice Over (VO) denen bir şey var. Görüntüye giren videoların seslendirilmesi..
Senin haber videolarının seslendirilmesini dinliyor musun, M. Ali?.. Ordaki türkçeye tahammül edebiliyor musun?.
Anglosakson dünyasını yakından bilirsin.
İngilizcenin en iyisi için bir deyim kullanılır.. "BBC İngilizcesi.."
Tıpkı Türkiye gibi bir mozayığın üzerine oturan ülkede "Doğru" dilin başvuru kaynağı BBC'dir. Çocuklar iyi konuşmayı BBC'den öğrenirler..
Türkiye'de TRT dahil, ne yazık ki böyle bir kurum yok..
Tam tersine, kötü örnekler, "Türkçe nasıl konuşulmaz" dersleri de tonla.. Bunların başında da senin Kanal D Haberleri VO'ları geliyor.
O nasıl seslendirme M. Ali?.. O nasıl vurgulama, tonlamadır?.. Türkçe'de böyle bir vurgulama, böyle bir tonlama var mı?. (Pazartesi gecesi iki Rize Haberi seslendirildi. Dinle bakalım, ekrana pabuç fırlatmadan durabiliyor musun, "Hay senin dilini eşek arısı soksun" demeden..)
Sigaraya tahammül edemeyen RTÜK, Kazablanka filmindeki Humprey Bogart'ı mozayıklarken, Türkçe üzerine işlenen bu cinayetlere seyirci kalarak, baş kuruluş sebebine ihanet ediyor, aslında.. Peki, RTÜK göz yumuyor da, sen nasıl tahammül ediyor, nasıl ses çıkarmıyorsun, M.Ali?..
İlkokula giden bir çocuğun olsa, onun Kanal D'de haber izlemesine izin verir misin?.. O çocuğun o yanlış vurgu ve tonlamalarla rezil bir Türkçe konuşmasını nasıl önlersin sonra?. Düzeltmen mümkün olur mu?.
Belki hepsi öyledir.. Bilmem.. Ama ben seni bilirim. En abartılı, en çirkin, en ayıbı senin VO'ların çünkü.. Belki hepsine kötü örnek olan da senin spikerlerindir.
Bu işe bir el koy..
Bu ülkede bir de "Kanal D Türkçesi" konuşanlar türemesin!.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.04.2010)
 
 
DİL YÂRESİ'NDEN:
Türkçe dostlarından (Hüseyin Movit))
Mine G. Kırıkkanat «Bence mahsuru yok» diye yazdı, hayret ettim. (Radikal, 16 nisan). Mine Hanım'ın «mahsur» ve «mahzur» kelimeleri arasındaki farkı bilmediğini düşünemem.
– Anlam farklarını gene de söyleyelim: mahsur, «kuşatılmış, çevrilmiş, sarılmış» demek; mahzur, «sakınca, engel».
İsmet Berkan'ın «keellem yekûn» diye yazdığı da (Radikal, 19 nisan) «keenlemyekûn» olacak.
– Berkan'ın dediği gibi «yok ve geçersiz» anlamında, «sanki hiç olmamış gibi» de diyebiliriz, bir hukuk terimidir. Hukuk Lügati'ne baktım. Keenlemyekûn yerine batıl terimi tercih edilmiş. (Hakkı Devrim, Radikal, 22.04.2004) 
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
 
 
    
Bu haberi toplam 25 kişi beğendi.
Genç Medyacılara Yol Haritası (116) - 08.02.2012 14:08:40 Genç Medyacılara Yol Haritası (115) - 30.01.2012 09:06:04 Genç Medyacılara Yol Haritası (114) - 23.01.2012 09:05:42 Genç Medyacılara Yol Haritası (113) - 16.01.2012 09:22:19 Genç Medyacılara Yol Haritası (112) - 09.01.2012 09:08:55 Genç Medyacılara Yol Haritası (111) - 02.01.2012 08:55:24 Genç Medyacılara Yol Haritası (110) - 26.12.2011 12:31:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (109) - 19.12.2011 11:41:00 Genç Medyacılara Yol Haritası (108) - 09.12.2011 11:58:58 Genç Medyacılara Yol Haritası (107) - 28.11.2011 09:38:50 Genç Medyacılara Yol Haritası (106) - 21.11.2011 14:30:25 Genç Medyacılara Yol Haritası (105) - 31.10.2011 13:03:34 Genç Medyacılara Yol Haritası (104) - 24.10.2011 11:27:36 Genç Medyacılara Yol Haritası (103) - 17.10.2011 12:38:43 Genç Medyacılara Yol Haritası (102) - 11.10.2011 10:15:47 Genç Medyacılara Yol Haritası (101) - 03.10.2011 14:15:13 Genç Medyacılara Yol Haritası (100) - 26.09.2011 11:30:31 Genç Medyacılara Yol Haritası (99) - 19.09.2011 12:50:02 Genç Medyacılara Yol Haritası (98) - 12.09.2011 15:04:06 Genç Medyacılara Yol Haritası (97) - 05.09.2011 17:37:28 Genç Medyacılara Yol Haritası (96) - 28.08.2011 08:43:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (95) - 22.08.2011 16:38:54 Genç Medyacılara Yol Haritası (94) - 15.08.2011 09:55:08 Genç Medyacılara Yol Haritası (93) - 08.08.2011 10:11:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (92) - 01.08.2011 10:58:04