Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (36)
26.04.2010 10:38:30

YANLIŞI BULUN:
Gerçi “fazla liberal canım” diye vıkvıklanan birkaç serseri çıkar ama, cürmü gazetesinin tirajı kadar yer yakar. (Engin Ardıç, Akşam, 18.04.2007)
 
Önceki gün müslüman ve hrıstiyanlardan oluşan karma bir müzik grubu canlı yayına katıldı. (Bekir Hazar, Yeni Şafak, 23.04.2010)
 
Ahmet Üstün diye bir sanatkârımızın meşhur bir türküsü vardı : ´"İlimon taşa, ilimonda yara var"... (Sırrı Er, Konuşmak Sanattır, Nesil Yayınları, s. 27)
 
Geçtiğimiz pazar günü üniversite sınavları yapılırken, bir avuç genç Ankara’da gösteri yaptılar: (Hasan Pulur, Milliyet, 17.04.2010)
 
Geçici Vergi beyanı verdiğimizden dolayı, yani onun bir mütemmim cüzi gibi filan havasına sokuyorlar. (İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 13 ARALIK 2007 AYLIK TOPLANTISI, www.istanbulymmo.org.tr/.../2008_04.%20iymmo%2013%20Aralık%202007%20toplantisi.pdf - 22.04.2010)
 
Relativity: Einstein tarafından bulunan izafet teorisi. (http://www.turkceingilizce.gen.tr/eng2tr-Relativity.html, 21.04.2010)
 
Bunu yapmasıyla geceden kalan bir çiğ tanesinin kafasına düşmesi bir oldu. O kocaman damlaya karşı koyamadı bedeni. (Deniz Demir,http://74.www.yaprakdergi.com/20061001/%3Fs%3Dinc.oyku, 22.04.2010, -Meraklısına Not: Deniz Demir TRT Ankara Radyosu'nda spikerlik yapmaktadır.-)
 
Ceyhun Attıf Kansu Caddesi No: 122, Balgat/ANKARA: (T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, www.byegm.gov.tr/iletisim.aspx - Önbellek - Benzer, 22.04.2010)
 
Kılıç’ın Anıtkabir özel defterine sadece birkaç kelime fark ile geçen yılki mesajın aynısını yazması ve tarih olarak 22 Nisan 2009 yazması dikkat çekti. (Radikal, 22.04.2010)
 
Uğur Mumcu'nun dediği aslında tam da bu.. Bilmeden fikir sahibi olmak.. (Hıncal Uluç, Sabah, 22.04.2010)
 
Geçtiğimiz pazar günü üniversite sınavları yapılırken, bir avuç genç Ankara’da gösteri yaptılar: (Hasan Pulur, Milliyet, 17.04.2010)
 
Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında yapılan bir etkinlik için Berlin'e giden bir gurup yazarın içinde Ayşe Kulin de vardı. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 21.04.2010)
 
"Bir görgü tanığı, Trafalgar Square'de yaşanan cinayeti, Stanley Kubrick'in 'Otomotik Portakal' filmindeki şiddet sahnelerine benzetti.", "Görgü tanıkları olayı Stanley Kubrick'in 'Otomotik Portakal' filmindeki şiddet sahnelerine benzetti."

(Akşam,http://aksam.com.tr/2010/04/21/haber/yasam/4611/_otomatik_portakal__dehseti.html, 21.04.2010)
 
SANTRANÇ ÖĞRETMENİ ALINACAKTIR.
SANTRANÇ ÖĞRETMENİ ALINACAKTIR Meltem Koleji. EĞİTİMDE GÜÇLÜ VE SICAK BİR ESİNTİ ...(www.meltemkoleji.com/tr/Haberler/Icerik.aspx?Haber.No... - Önbellek (20.04.2010)
 
Irkçı Türkü de, ırkçı Kürdü de, o dip kuytusunda, düşman bildiğiyle baş başa ne yapacak? (Özlem Albayrak, Yeni Şafak, 20.04.2010)
 
Siyasi cinayet hazırlığını haber aldığı zaman da bunu "kulak arkası" etmeyecektir.(Engin Ardıç, Sabah, 19.04.2010)
 
Bazı arkadaşlar elbette "AKP şimdi de MİT'i ele geçiriyor" diye yaygara etmek istiyorlar ama konu "netameli" olduğundan korkuyorlar da...(Engin Ardıç, Sabah, 19.04.2010)
 
...belki bir mucize sonucu, Nedim'in "Gidelim servi revânım yürü Sâdâbâd'a" dizesini mırıldanacaktır. (Ülkü Tamer, Sabah, 03.04.2006)
 
"First Lady Emine Erdoğan, "siyahın beyaza üstünlüğünün olmadığı gibi, kadının da erkeğe üstünlüğü yoktur" dedi.", "First Lady Emine Erdoğan, kadın erkek eşitliği konusundaki keskin ve net konuşmasıyla dikkatleri üzerine topladı.", "First Lady Emine Erdoğan, kadın erkek eşitliği konusundaki keskin ve net konuşmasıyla dikkatleri üzerine topladı." (http://www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx?guid=610ca5c7-e9cc-46eb-a7d2-bfd1d550fc1a, 07.12.2007)
   
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR:
Tahterevalli: İki ucuna birer kişi oturup, karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta kalas.(http://sozluk.halici.com.tr/Sozluk.aspx, 12.04.2010)
("Kalas"'ın anlamı, "kalın biçilmiş uzun tahta" olduğuna göre, gereksiz anlamsal yineleme yapılarak "tahta kalas" denilmez. Aynı hataya yıllarca önce, "Asım Yıldırım" da zamanın "TDK-Türkçe Sözlük"üne güvenerek ortak olmuş ve "Doğru Türkçe" örnekleri veriyorum diyerek ekranlardan toplumu yanıltmıştı. Eleştirimiz üzerine TDK yetkilileri yanlışı düzeltti. Aynı sözlüğü sitesine alan Halıcı Türkçe Sözlük, bir marifetmiş gibi hatayı sürdürüyor.)
 
Ne de olsa burası eski sabık kolonileri. (Mim Kemal Öke, Tercüman, 08.06.2003)
(Koloni hem eski hem de sabıkmış!!! Nasıl oluyorsa!)
 
Ne Baros’un “hat trick” yapması, ne Keita’nın rüya koşuları ve asistleri bozulan ağız tadını geri getirmiyor. (Kanat Atkaya, Hürriyet, 12.04.2010)
("Ne... ne..." tekrarlamalı bağlacın kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır. Bu bir kuraldır. -bk. TDKğ-Türkçe Sözlük-.)

Avcılar'dan metrobüse binen Canan Çetiner, şoförün yolcuları Zincirlikuyu yerine Topkapı'da indirmesi üzerine çıkan tartışmada yaralandığını iddia etti. Televizyon programcısı Canan Metiner, "Metrobüsün üzerinde Zincirlikuyu'ya kadar gideceği yazıyordu." (http://www.milliyet.com.tr/-seni-kaciriyorum-/turkiye/sondakika/11.04.2010/1223345/default.htm)
(Sayfa sekreteri yolcunun soy adının ne olduğuna bir türlü karar verememiş!!!)
 
Konu -haliyle- benimde ilgimi çekmiş ve bu açıklamadan hareketle bir yazı da ben yayımlamışım. (Kürşat Bumin, Yeni Şafak, 07.04.2010)
("Dahi" anlamındaki "de"nin ayrı yazılacına, K.Bumin de dikkat etmez ise... Doğru yazım: ... benim de...)
 
Gerçek hem de en acı şekilde ortaya konunca da Üç Maymunları oynamak.. (Hıncal Uluç, Sabah, 07.04.2010)
("Gerçek" kuş olmadığına göre ortaya konmaz; ortaya konulur.)
 
Bu tanımlamalar Engin Ardıç'ın, Melih Aşık'a dizdiği methiyeler(!) (www.gazeteciler.com, 06.04.2010)
("Methiyeler" dizilmez, düzülür. -bk- TDK-Türkçe Sözlük.)
 
Yani sizin anlayacağınız Nihat Hatipoğlu Show tv’deki tanıtımları izleyerek program yapmaya başladı. (Bekir Hazar, www.superpoligon.com, 24.08.2009)
("Yani sizin anlayacağınız" demek, "yani sen anlamazsın, tekrar anlatayım" demektir. Bekir Hazar uyarılara kulak tıkamakta devam ediyor.; ayrıca "televizyon" kelimesinin kısaltmaı "TV" şeklinde yazılmalıdır. -bk. TDK-Yazım Kılavuzu-.)
 
Baştan sona bir kadının gözünden anlatılmasına karşın asıl olarak padişahın hislerine tercüman olan ve 'Mağdur olma padişahım!' diyen, hareme gireni değil haremden çıkanı terleten bir film... (Celal Başlangıç, Radikal, 28.09.1999)
("Mağrur olma padişahım" sözü, Celal Başlangıç'ın kaleminde, "Mağdur olma padişahım" oluvermiş!)
 
DİTİB Aalen ve diğer Türk derneklerinin katkılarıyla, mülkiyeti satın alınan kabristanlık, düzenlenen bir törenle hizmete açıldı. (www.diyanet.gov.tr, 30.07.2009)
("Mezarlık" anlamındaki kelime "kabristanlık, değil "kabristan"dır. Böylesine hata hem de Diyanet'in sitesinde.)
 
Engelli erkek kuzene 3 yıl boyunca tecavüz. (Radikal, 06.04.2010)
("Kuzen"in anlamı, "Teyze, dayı, hala veya amcanın erkek çocuğu, erkek yeğen" olduğuna göre; "yumurta omleti" ya da "erkek horoz" der gibi, gereksiz anlamsal yineleme yapılarak "erkek kuzen" denilemez!)
 
"Bunu, haniyse farz-ı kifaye mesabesinde görüyorum.", "... senin gibi olmayandan gelecek minicik bir destek, ufacık bir şefkat belirtisi haniyse yaşam iksiri etkisi oluştururdu." (Özlem Albayrak, Yeni Şafak, 12.01.2010)
("Yakın zamanda, hemen hemen" ve "neredeyse" anlamındaki zarf, "haniyse" değil, "handiyse"dir. -bk. TDK-Türkçe Sözlük-.)
 
Hele de “tapu” ve “trafik tescil” gibi inanılmaz sorunlu iki örnek üzerinden gitmesi ülke hakkındaki fikrinin ne denli avare kasnak olduğuna dalalet ediyor. (Ahmet Faruk Yağcı, Taraf, 07.02.2010)
("Hiçbir işe yaramadan boşuna" anlamındaki deyim "avara kasnak işlemek"tir! "Avara" yerine "avare"nin kullanılması yanlıştır.)
 
Bu işte o kadar başarılı oldu ki, ahı kalmış vahı kalmış Osmanlı ordusu bir sene gibi kısacık bir zaman zarfında toparlanıp yedi düvele karşı savaşabilecek seviyeye geldi. (Hakan Albayrak, Yeni Şafak, 30.03.2010)
("Ahı gitmek" deyiminin anlamı "tazeliği, yeniliği, gençliği kaybolmak: Ahı gitmiş, vahı kalmış"tır. "Ahı kalmış vahı kalmış" da nereden çıktı?)
 
Dün şüphelenen bir aileden bahsetmiştik  (Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 18.02.2010)
(Müge Anlı, "şüphenilen bir aile"yi "şüphelenen bir aile" yapıyor! Ayrıca doğru dürüst cümle kuramayan, telaffuz hataları yapan, konulara hâkim olamayan Müge Anlı, iki danışmanı olmasına rağmen bol bol ahkâm kesiyor. Danışmanlara söz hakkı vermiyor, "reklamlardan sonra" diyerek onlara söz hakkı tanımıyor; sık sık uzmanların sesini kesiyor ve bolca tekliyor; söylemek istediklerini bir türlü doğru cümlelerle kuramıyor.)
 
Daha sonra 1994 yılında Caterpillar iş makineleri ve güç sistemlerinin Türkiye ve Türki devletler (Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistanve Türkmenistan) temsilciliğini alarak distribütörlükteki ürün yelpazesini ve faaliyet alanını genişletti. (Güngör Uras, Milliyet, 18.04.2010)
(Güngör Uras, "Türk Cumhuriyetleri"ni "Türki devletler" yaptığı yetmiyormuş gibi; alıyor Gürcistan'ı bir anda Türk Devleti yapıveriyor!) 
 
MÜGE ANLI'NIN TÜRKÇESİ:
Müge Anlı, doğru dürüst cümle kuramıyor, derdini anlatmak için lafı uzatıyor da uzatıyor, deyim ve atasözlerinden bihaber, sık sık argoya başvuruyor, çocukların ekran karşısında olduğu saatlerde konuşulmayacak laflar ediyor, danışmanları Avukat Rahmi Özen ve Psikiyatr Arif Verimli'ye söz hakkı tanımıyor ve sık sık laflarını kesiyor...
İşte Müge Anlı'nın örnek bir cümlesi:

"Senin de kaybın var, böyle fotoğraflarınızı gösterin öyle gelenler benim şimdi kimin kaybı var kimin kaybı yok gösteriyorsunuz, unutuyorum ben yani eeee seyircilerin arasında kayboluyor, senin de öyle bak fotoğrafın var elinde kay senin o gün şey yap böyle bana gösterin eeee onları hemen programın başında gösterelim ki izleyicilerimizin böyle görür gösterir böyle fotoğrafı olanlar göstersinler." (Tatlı Sert, atv, 06.04.2010)
  
EKRAN POLİSİ'NDEN:
Hüseyin Movit'in, Müge Anlı'nın Türkçe'yi katletme derlemelerine hem güldük, hem üzüldük. Gerçekten bu kız konuşma özürlü. (Burhan Ayeri, Akşam, 23.04.2010) 
 
ATMA NURİ KURTCEBE!..
BİR yerde, bir şekilde Nazım Hikmet’le ilgili yanlışa rastlayınca dayanamıyorum.
İşte en son rastladığım yanlışlık:
Nazım Hikmet’in “Kuvayı Milliye Destanı”nı  çizgi roman haline getirmiş çizer Nuri Kurtcebe, daha doğrusu getirmişti, bu ikinci baskısı imiş…
Bu çizgi romanın yeniden yayımlanması vesilesiyle Şebnem Atılgan uzunca bir konuşma yapmış çizer Nuri Kurtcebe ile.(Bkz. Cumhuriyet Kitap Eki, 8 Nisan 2010, Sayı: 1051)
Şebnem Atılgan soruyor:
“- Çizgi roman bir şekilde Nazım Hikmet’le Mustafa Kemal’i de buluşturuyor değil mi?” (Adı geçen ekteki söyleşi, Sayfa:15)
Nuri Kurtcebe cevabına şöyle başlıyor:
“-Pek değil aslında… Çünkü Nazım Hikmet hiçbir zaman Mustafa Kemal’i görmedi.”
Yok yahu!
Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun!
Nereden biliyorsun hiç görüşmeğini!
Kanıtların neler!
Ben iddia ediyorum ki; gördü ve hatta görüştü!
Nazım Hikmet’in Mustafa Kemal Paşa’yı,  Kuvayı Milliye Hareketi’nin tam da ortasında, Ankara’da, Büyük Millet Meclisi’nde, 1921 yılının  başlarında gördüğünü, hatta görüştüklerini, çocukluk ve gençlik arkadaşı Vala Nurettin 1965 yılında kitaplaşan anıları “Bu Dünyadan Nazım Geçti”de yazdı.
Bir zahmet oradan okuyuverin Nuri Bey!
Vala Nurettin kitabının 102’nci sayfasında “Mustafa Kemal’e Takdim Ediliyoruz” ara başlığıyla şunları yazdı:
“…İsmail Fazıl Paşa bize ikinci bir randevu verdi. Bu randevu ertesi gün Büyük Millet Meclisi’ndeydi.
-Sizi Mustafa Kemal Paşa’ya takdim edeyim, dedi.
Büyük Millet Meclisi’ne gittik. İsmail Fazıl Paşa’nın ismini söyleyince, vazifeliler bizi büyük bir salona itibarla aldılar. Burası binanın tam merkezindeydi. İçinde hemen hemen hiç eşya yoktu. Muayede salonu gibi bir yerdi. Ötesinde  berisinde tek tek koltuklar, iskemleler vardı. Herkes pencere tarafında ayaktaydı. Mustafa Kemal’in siluetini görüyorduk. Etrafını iri cüsseli insanlar kuşatmıştı ama göze o çarpıyordu.
Kapıdan girdiğimizi fark edince, İsmail Fazıl Paşa bize doğru yürüdü. Ellerimizden tuttu. Birkaç adım attırdı. Sonra, takdim edeceği gençlerin biz olduğumuzu Mustafa Kemal’e Giritliye çalan şivesiyle söyledi.
Mustafa Kemal de görüştüğü gruptan ayrılıp bize yaklaşmıştı. Salonun tam ortasında buluştuk.
İsmail Fazıl Paşa, isimlerimizi zikrederek:
-Genç şairler, diye bizi takdim etti.
Mustafa Kemal elini ilk önce bana uzattı. Aklıma öpmek geldi. Sonra askeri bir eda ile sıkmayı üsluba daha uygun buldum. Yine balkonda gördüğümüz kılıktaydı. Külotluydu. Ve meşin getrleri vardı.
Elin etkisini hiç unutmayacağım. Bir kadın eli kadar nahifti. Nazım da aynı şekilde selamladı. Zaten ben öpseydim, elini o öpmeyecekti. Onun hesabına gaf olmasın diye hareketimi ayarlamıştım.
“Yolculuğunuz nasıl geçti? Ankara’yı nasıl buldunuz?” gibi basma kalıp laflara hiç ihtiyaç duymaksızın, Mustafa Kemal bizim için  çok önemli bir sadede girdi:
-Bazı genç şairler modern olsun diye mevzusuz şiir yazmak yoluna sapıyorlar. Size tavsiye ederim, gayeli şiirler yazınız, dedi.
Daha da konuşacaktı. Fakat aceleyle yanına bir iki kişi yaklaştı. Bir telgraf getirdiler. Paşa göz atınca telgrafla ilgilendi.Eliyle selamlayıp bizden uzaklaştı.” (Vala Nurettin, Bu Dünyadan Nazım Geçti, Sayfa:102-103, Remzi Kitabevi,  İstanbul 1965)
Demek ki neymiş, çizer Nuri Bey, Nazım Hikmet Mustafa Kemal Paşa’yı görmüş, görüşmüş.
Çizer Nuri Bey’le söyleşiyi yapan Şebnem Atılgan arkadaşımızın da konudan haberi yok. O da Nuri Bey’in cevabına; “Ne demek Nazım Hikmet Mustafa Kemal’i hiçbir zaman görmedi; şu kaynağa göre gördü” diye itiraz edemiyor.
Ne yapacağız bu kadar bilgi kirliliğiyle bilmiyorum!..
e-mail: emin.karaca@ttmail.com (Emin Karaca, Bizim Gazete, 17.04.2010)
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
 
    
Bu haberi toplam 22 kişi beğendi.
Genç Medyacılara Yol Haritası (116) - 08.02.2012 14:08:40 Genç Medyacılara Yol Haritası (115) - 30.01.2012 09:06:04 Genç Medyacılara Yol Haritası (114) - 23.01.2012 09:05:42 Genç Medyacılara Yol Haritası (113) - 16.01.2012 09:22:19 Genç Medyacılara Yol Haritası (112) - 09.01.2012 09:08:55 Genç Medyacılara Yol Haritası (111) - 02.01.2012 08:55:24 Genç Medyacılara Yol Haritası (110) - 26.12.2011 12:31:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (109) - 19.12.2011 11:41:00 Genç Medyacılara Yol Haritası (108) - 09.12.2011 11:58:58 Genç Medyacılara Yol Haritası (107) - 28.11.2011 09:38:50 Genç Medyacılara Yol Haritası (106) - 21.11.2011 14:30:25 Genç Medyacılara Yol Haritası (105) - 31.10.2011 13:03:34 Genç Medyacılara Yol Haritası (104) - 24.10.2011 11:27:36 Genç Medyacılara Yol Haritası (103) - 17.10.2011 12:38:43 Genç Medyacılara Yol Haritası (102) - 11.10.2011 10:15:47 Genç Medyacılara Yol Haritası (101) - 03.10.2011 14:15:13 Genç Medyacılara Yol Haritası (100) - 26.09.2011 11:30:31 Genç Medyacılara Yol Haritası (99) - 19.09.2011 12:50:02 Genç Medyacılara Yol Haritası (98) - 12.09.2011 15:04:06 Genç Medyacılara Yol Haritası (97) - 05.09.2011 17:37:28 Genç Medyacılara Yol Haritası (96) - 28.08.2011 08:43:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (95) - 22.08.2011 16:38:54 Genç Medyacılara Yol Haritası (94) - 15.08.2011 09:55:08 Genç Medyacılara Yol Haritası (93) - 08.08.2011 10:11:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (92) - 01.08.2011 10:58:04