15.03.2010 09:52:16YANLIŞI BULUN:
Fellini'nin "Roma Citta Aperta"sı gibi... (Mehmet Y.Yılmaz, Milliyet, 16.06.2002)
Mahzar'ın 'Biricik' keyfi (Akşam/Magazin, başlık, 29.01.2009)
Şubat'ta sevgili, Martta kadın, Mayıs'ta anne Haziran'da baba, Temmuz Ağustos, Eylül en tatilci kimlikler, hem bize hem muhatabımıza "armağan" olarak sunuluyor. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 12.03.2010)
Bursa polisi 6 bin aracı incelemeye aldı. 7 yaşındaki çocuğa bu minübüslerden biri çarptı. (www.radikal.com.tr, 10.03.2010)
Çalımbay'ın laakaabı Atom Karınca'ydı... (Melih Şendil, Lig TV, 08.03.2010)
Elazığ'da rakım (..) çok yüksek. (Şafak Toprak, atv, 08.03.2010/18.50)
"Bu tayin, merkezlerin işlerinin azalmasına ve daha mühim ve emniyet ve asayişe müteallik işlere hasr-ı dikkat ve vakit etmesine mucip olmaktadır.", "178. maddesi, (20 günden fazla hastalığa mucip cerh ve darp) ve...", "...tarafın ve şahudin hemen celp ü ceminde sürat ve suhulete mucip olduğu gibi balada..." (Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, http://www.egm.gov.tr/egitim/dergi/eskisayi/28/yeni/web/Eyup_SAHIN1.htm, 09.03.2010)
Kamuran en çok Hüzzam makamındaki ‘Beklerim her gün bu sahillerde mahsun böyle ben’ şarkısını ve viskiyi severdi. (Muharrem Aydın, Hürriyetr, 31.01.2005)
Zengin ailelerdeki durumu pek bilmem. Yakından, içinden bildiğim mütevazi bir memur ailesidir. (Hakkı Devrim, Radikal, 09.03.2010)
Mevlana Kalkınma Ajansı 35 elaman alacak. (http://www.haber7.com/haber/20090617/Mevlana-Kalkinma-Ajansi-35-elaman-alacak.php, 28.02.2010)
Yarın unutulur gider.. Aptal bir senaryo yüzünden.. (Hıncal Uluç, Sabah, 09.03.2010)
Bırakın kontrol etmeyi kontrol edilemez bir güç olarak parladı, patladı ve koca lideri ikiye katladı.
Aferin O’na! (Atilla Gökçe, Milliyet, 09.03.2010)
Sözgelimi, aklıselim insanların söylediği her şey, hızlı bir şekilde bulandırılmaya çalışılıyor. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 22.02.2010)
35 tane Amerikan ajanı... (Ruhat Mengi, Star TV, 07.03.2010/15.12)
Mahmut Esat Bozkurt, savcıların “cumhuriyet”in en büyük savunucusu olduklarını belirtmek için “savcı”nın başına cumhuriyet kelimesini koymuştur, hiçbir meslek “cumhuriyet savcısı” diye yazılmaz, söylenmez. (Hasan Pulur, Milliyet, 07.03.2010)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
Karine ile anlamak (çıkarmak), keellem yekûn, kerameti kendinden menkul şeyh olmak... (Türk Dil Kurumu, tdk.org.tr/KIRLI/TR/dosyagoster.aspx?,DIL=1&BELGEANAH, 25.02.2010)
("Yok ve geçersiz" anlamındaki tamlama "keellem yekûn" değil, "keenlemyekûn"dur.)
Karşılaşmanın seranomisinde okunan İstiklal Marşına tribünlerden ıslık yağmuru yağdı. (spor.mynet.com/haber, 06.03.2010)
("1. Tören. 2. Genellikle resmî yerlerde, resmî işlerde uyulması gereken kural, yol ve yöntemlerin tümü" anlamındaki kelime, "seranomi" değil, "seremoni"dir.)
Boş: Kişiligi boş sadece boyu postu hoş /Görünce zannedersin insanlık abidesi /İki söz söyler anlarsın sadece görünüşü ahenkli/Boştur sohbeti nezaketi ve her düşüncesi.(Meryem Aslıgüzel, www.antoloji.com/siir, 04.03.2010)
("Vücudun yapısı bakımından biçimi, eğin, kesim" anlamındaki kelime "boy post" değil, "boybos"tur. Bilindiği gibi "post"un anlamı,
"tüylü hayvan derisi"dir.)
Çocuk da yaparız kariyerde.(Savaş Kalafat, Evet gazetesi, 09.05.2006)
(Savaş Kalafat, birçok eleştirilere maruz kalan Cahide Günay'a -Çocuk da Yaparız Kariyerde/Beda Yayınları- öykünüyor ve "dahi" anlamındaki "da" bağlacını "kariyer"e -bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık- ekliyor.)
Mehmet Akif böyle demiş ama yakın dostlarının anlattığına göre pişman olmuş ve şiirlerini topladığı “Sefahat”a bunu almamış...(Hasan Pulur, Milliyet, 06.03.2010)
(Mehmet Akif Ersoy'un ünlü eseri "Sefahat" değil, "Safahat"tır!!!)
Ne annemi, ne de babamı inandıramam!. (Hıncal Uluç, Sabah, 06.03.2010)
("Ne... ne..." tekrarlamalı bağlaç kullanıldığında fiil olumlu olur! Bu bir kuraldır. -bk.TDK-Türkçe Sözlük-)
Rüyada yarasa kuşu görmek. (ruya.ihya.org, 06.03.2010)
("Yarasa" kuş değil, "uçan bir memeli hayvan"dır!)
Yaşımda, yapımda müsait değil. (Hürriyet, 29.08.2006)
(Hürriyet sayfa sekreteri de Hıncal Uluç'un hatasına ortak oluyor.)
Ne akilim ne divane/Gel gör beni aşk neyledi. -Yunus Emre. (Halıcı Türkçe Sözlük, sozluk.halici.com.tr, 04.03.2010)
(Halıcı-Türkçe Sözlük hazırlayıcıları, Bizim Yûnûs'un dizesine gerekli özeni göstermemiş. Dizenin doğrusu: Ne akilem ne divane...
Türk çocuğunun müstesna zeka ve eşsiz kabiliyetinin çok büyük inkişaflara mahzar olacağından eminim. (Millî Eğitim Dergisi, yayim.meb.gov.tr/dergiler/160/korkut.htm - Önbellek - Benzer)
(Millî Eğitim Dergisi editörü, "mazhar olmak"ı -iyi bir şeye ermek, ulaşmak- hiçbir anlamı olmayan "mahzar olmak"a çevirmekte bir sakınca görmemiş.ayrıca "zeka" imlası yanlış. Doğrusu: Zekâ.)
Atatürk yine İzmir Nutku'nda diyor ki: "Kılıçla fütuhat yapanlar, sapanla fütuhat yapanlara yenilmeğe ve yerlerini bunlara terketmeğe mahkûmdurlar. Sapanla kılınç (doğrusu "kılıç") mücadelesinde nihayet muzaffer olan, sapandır. (İstanbul Üniversitesi/İktisat Fakültesi, www.istanbul.edu.tr/iktisat/fakulte_nutuk.php - Önbellek - Benzer)
("Saban" -çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı- ile "sapan" -genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç- arasındaki farkı farkedemeyen sayfa editörü, Atatürk'ün İzmir Nutku'na gereken özeni göstermiyor.)
Olsa olsa göz kayar ya da hissi kalben vuku durumu. (Nuran Yıldız, Haber Türk, 08.02.2008)
("Önsezi" anlamındaki kelime, "hissi kalben vuku" değil, "hissikablelvuku"dur.)
Öcalan'ı avukatlarıyla buluşturacak olan Tuzla gemisi, Haliç Tershanesi'ne gönderildi. (Akşam, 26.10.2010)
("Gemi yapılan yer, gemilik, tezgâh" anlamındaki kelime "tershane" değil, "tersane"dir.)
Ne Köşk'ten ne de Deniz Baykal'dan bir açıklama gelmedi. (Uğur Dündar, Star TV, 03.03.2010/19.17)
("Ne... ne..." tekrarlamalı bağlaç kullanıldığında fiil olumlu olur. Bu bir kuraldır.)
Fakat sapan kullanan kol gün geçtikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur.
(Akdeniz Üniversitesi, www.akdeniz.edu.tr/ziraat/tr/ataturk.htm - Önbellek - Benzer)
(İstanbul Üniversitesi/İktisat Fakültesi'nin hatasına bu kez, Akdeniz Üniversitesi ortak oluyor.)
Güney Amerika ülkelerinden Ekvator'un başkenti Gjuito'daki İsrail Büyükelçiliği'nda meydana gelen bombalama olayında iki polis öldü, 1 kişi de yaralandı. Ayın Tarihi: Kasım 1982. (T.C. Başbakanlık-Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, www.byegm.gov.tr/ayintarihidetay.aspx?Id=332&Yil=1982... - Önbellek, 08.03.2010)
(1. yanlış: Ülkenin adı "ekvator" değil, "Ekvador"dur. 2. yanlış: Ekvador, Güney Amerika ülkesi değil, Orta Amerika ülkesidir. 3. yanlış: Başkentin adı "Gjuito" değil, "Guito"dur. 4. yanlış: Cümle içindeki sayılar -0/9- yazıyla belirtilir.)
Bu nasıl bir fırsattır.. Gönül isterdi ki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay el koysun.. Finale de "Yekta Okur'un Lirik Tarihi" benzeri efsane bir gösteri yerleştirilsin. (Hıncal Uluç, Sabah, 02.03.2009)
("Lirik Tarih" rahmetli lise arkadaşım Yekta Okur'a ait değil, adaşı Yekta Kara'ya aittir. Uyarıldığı hâlde bir düzeltme yayımlamayan Hıncal Uluç'un bir bildiği olsa gerek!!!)
DİMYAT'A MI, MİDYAT'A MI?
"Ellerindeki az ile yetinmeyip, daha çok peşinde koşanlar bazen ellerindeki azı da yitirebilirler" anlamındaki atasözü, "Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak" mı, "Midyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak" mı?
Atasözünün doğrusu, "Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak"tır.
İşte yanlışa imza atanlar:
Belki de araba parasının bir kısmını çıkarmayı planlayan Ozan Bey, umarım Midyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmaz!!! (Bülent Cankurt, www.gecce.com, 20.05.2009)
"Almışken en iyisini alalım" diyen Mehmed de Midyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan oluyor. (Erkan Çelebi, Hürriyet, 28.04.2006)
Tuğçe Kazaz'ın morali çok bozuk. Tuğçe, Midyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oldu! (Sabah/Günaydın, 30.03.2004)
Midyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olduğunuzu düşündünüz mü hiç? (Sibel Ateş Yengin, Akşam, 30.08.2009)
Midyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan oldunuz mu? (M.Nedim Hazar, Zaman, 31.08.2009)
İnsan ırkı, Midyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmak üzere ama pek farkında değil. (Pazar/Sabah, 3004.2008)
Midyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan oldunuz mu?” (medya.zaman.com.tr, 31.08.2009)
Not: Google'daki 9.550 site hataya ortak olarak, "Dimyat" yerine "Midyat"ı kullanmış...
CEMİLE DENİZE DÜŞMÜŞ...
Geçtiğimiz hafta sonu merkezi İstanbul Eyüp'te bulunan Dil ve Edebiyat Derneği'nde (DED) internet güvenliği üzerine bir sunumum vardı. Orada, kendisini gıyabında tanıdığım ama yüz yüze ilk kez görüştüğüm ünlü eleştirmen ve düzeltmen Hüseyin Movit Bey ile karşılaştım.
Hüseyin Bey, medyadaki Türkçe yanlışlarını izleyen Türkçe Gönüllüleri Grubu'nun aktif bir mensubu. Bugüne kadar 15 bin kişinin dil ve yazılım hatasını eleştirmiş, düzeltme yapmış. Hüseyin Bey, ilk eleştirisini ve düzeltmeyi 13 yaşındayken yaptığını anlattı. Çocukluğunda komşuları olan bir teyzenin belli zamanlarda 'Cemile denize düştü' dediğini duyan Hüseyin Bey, çocukluk aklıyla her defasında deniz kenarına gidip denize düşen Cemile adındaki kişiyi görmeye çalıştığını ama bulamayınca üzüldüğünü, yaşı biraz ilerleyince, meğer komşu teyzenin cemre yerine yanlışlıkla Cemile dediğini anladığını ve kendisine giderek o hatayı düzeltmesini sağladığını anlattı.
Mesleğe yeni başlamış stajyer muhabirlere, "Cemre denize düşmüş, git haberini yap" denildiğini, cemrenin ne olduğunu bilmeyen muhabir adaylarının kimi zaman böyle şakalandığını da, Kanal A İstanbul temsilcisi Bedrettin Uğur Bey'den öğrendim.
Bilindiği gibi baharın gelişinin alameti olan cemreler birbiri ardına düşüyor. İlk cemre 20 Şubatta havaya, 27 Şubatta suya düştü. Son cemre ise yarın (5 Martta) toprağa düşecek. Mevsiminiz gibi, ömrünüz de bahar tadında olsun inşaallah. (Osman Özsoy, Yeni Şafak, 04.03.2010)
NE DEMİŞLER:
Hayvanlar, konuşmadıkları için düşünmezler; düşünmedikleri için konuşmazlar. (Descartes)
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
pandispanyagazetesi@gmail.com