YANLIŞI BULUN :
Caddeleri boydan boya kaplayan muhteşem zafer takıları ve insanın dilinden değil yüreğinden gelen marşlarla şarkılarla, kutlanırdı. (www.superpoligon.com, 27.10.2004)
Bu deyimi bilmeyen yoktur herhalde: «Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.» derler. Ben Kabataş Lisesi öğrenciliğimden yola çıkarak deyimi kendimce değiştirmiştim: (Hakkı Devrim, Radikal, 03.01.2010)
Eriyen kar suları köylüyü esir aldı. (Akşam, 07.04.2003)
Başkan Bush'a bir tek kitap okumasını sağlık vermek isteseydim, öğüdüm bu kitabı okuması olurdu... (Taha Kıvanç, Yeni Şafak, 01.09.2002)
Her siyasetçi, her bürokrat Türkiye’ye Orhan Hoca gibi hizmet etse, Türkiye G8 ülkeleri arasına girer, bir de üstüne tüy dikerdi. (Ali Atıf Bir, Hürriyet, 27.08.2004)
Saldırganların eşgali belli oldu (www.samanyoluhaber.com, 08.10.2008)
İran lideri yatak döşek. (Radikal, 01.02.2004)
Yalova Şehir Mezarlığı'nda, kabristanlık girişinde 'Yaşar Okuyan' adını taşıyan kabristanı görenler... (Zaman, 09.04.2003)
170 C ısı derecesi ayarı kırmızı bir nokta ile işaretlenmiştir. ... Tablodaki ısı derecelerine uyulduğu takdirde koruyucu bir kızartma işlemi ...
(www.miele.com.tr/tr/ev_aletleri/servis/manuals.aspx?product...)
Bu kitabı okuduğunuzda ona hak vermemeniz, onun gibi düşünmemeniz içten bile değil. (Yalvaç Ural, Milliyet, 16.09.2005)
Teybinde Napoliden şarkılar çalıyordu. (Çetin Altan, Sabah, 04.09.2000)
Siz ne derseniz deyin, dediklerinizle mutlu olun, ama bırakın da biz de “Ne mutlu Türküz!” diyelim. (Hasan Pulur, Milliyet, 10.10.2009)
Atatürk'ün, gammazcı vekil hakkında, 'Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor.' dediğini söylüyor. (Yeni Şafak, 07.05.2008)
Fransız mutfağında ise daha çok düve (dişi dana) uykuluğunu seviyorlar. (Arman Kırım, Hürriyet, 08.07.2007) (kontrol edilecek)
Casus programın fiyatı 500 ila 2.750 TL arasında değişiyor. (haber.mynet.com, 08.10.2009)
Sarhoş santranç şampiyonu oyun sırasında uyudu. (www.haber7.com, 04.09.2009)
Berlin'de plastik dans kurslarına devam eden bir Türk kızından bir mektup almıştım; parasız kaldığından kurslarına devam edemeyeceğini yazıyor, benden yardım istiyordu.(www.turkishajan.com/mustafa-kermal-mebus-yaptık, 07.10.2009)
Afrika'nın diktatörlükten yakasını kurtaramayan küçük ülkesi Ekvador Ginesi, 1996'da büyük petrol rezervlerine sahip olduğunun keşfinden beri Batı'nın yakın takibi altında. (Radikal, 04.09.2006)
Al Capone, namlı bir gangaster ama, Başbakan bu kısmıyla ilgili görünmüyor. (Akif Beki, Radikal, 07.10.2009)
Siyah göz sürmeleri, koyu renk saçlarındaki platin meçler, avizeyi andıran küpeler, beyaz mink bir paltonun altından görünen siyah külotlu çoraplı, çırpı gibi bacaklarla Edie bir moda ikonuydu. (Berrin Karakaş, Tempo, 19.07.2007)
Camla ayrılan bölmenin arka tarafında jüri heyeti oturmaktadır. (Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 16.06.2002)
Milletin kürsüsünde malumu ilan etmekten neden vazgeçeyim? (Nazlı Ilıcak'ın Tufan Türenç'e yazdığı mektuptan, Hürriyet, 28.07.1999)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
Bir sürü yazar...(Ayşe Arman, Hürriyet, 01.01..2010)
"Sürü"nün anlamı, "evcil hayvanlar topluluğu" olduğuna göre...
Hoşgeldin zamlı ve gamlı yeni yıl (Güngör Uras, Milliyet, 01.01.10)
"Hoşgeldin" imlası yanlıştır,dorusu, "hoş geldin"dir.
Kara Todori Paşa’nın istiareye yatmak gibi bir marifeti de varmış, yani bir konuyu düşünerek uykuya dalar, rüyasında o konunun anhasını minhasını görür, söylermiş...(Hasan Pulur, Milliyet, 01.11.2009)
"İstiare"nin anlamı, "ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme, metafor"dur. Sayın Pulur'un amacı, "istihare" (bir inanışa göre, girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma) demek amma...
Bir de 1981 tarihli Varlık Yıllığı'na bakalım, diyorum. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 28.12.2009
"Gün", "ay" ve "yıl" belirtilmeden "tarihli" denilemez. Gazetenin düzeltmenliğini de yaptığını belirten İ.Tenekeci'ye hiç yakıştıramadım doğrusu...
Kuran, genellikle evlerin duvarlarında süslü bir muhafaza içinde asılı durur. (www.harunyahya.org, 30.12.2009)
Sitenin editörü, "mahfaza" (içinde küpe, yüzük, bilezik vb. gibi değerli süs eşyalarının saklandığı kutu) demek varken, "muhafaza"yı (koruma, saklama, korunum) tercih etmiş...
Kazazadeler uçağı bularak Amazon'dan kurtulma ve medeniyete dönme ümidine kapılıyor. (Hürriyet/Kelebek, 22.11.2000)
"Zade" (oğul, evlat) ile "zede"yi (zarar gören) karıştırma sırası Hürriyet/Kelebek'e gelmiş olacak ki...
Sabık ülkücü ve devrimci aşırıları uktesinde birleştiren 'Kızıl Elma' namlı, yeni doğmuş bir siyasi hilkat garibesi. (Füsun Türkmen, Radikal, 02.10.2003)
"Ukde"nin "içe dert olan şey", "uhde"nin ise "sorumluluk" anlamında olduğunu bir kere daha tekrarlayalım da...
En son Beytüşşebap'ta neler olduğunu bu ülkede aklıselim insanlar tam da öğrenecekken... (Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak, 13.10.2007)
"İnsanlar" "aklıselim" olmazlar, "aklıselim sahibi" olurlar...
Ayrıca işin başka boyutu da var. Fenerbahçe'yi karalamak isteyenler aklı selim, sağduyu insanlar olarak görülüyor. (Yıldırım Ünverdi, Fotomaç, 25.062004)
Böylelikle,Yıldırım Ünverdi de Ali Bayramoğlu'nun hatasına ortak oluyor!!!
İlk Türk Demiri: 10 Eylül 1939 yılında Kardemir Karabük Demir Çelik İşletmesi tarafından üretildi. (www.sabah.com.tr, 26.12.2009)
"Gün", ay" ve "yıl" belirtildikten sonra "yılında" değil, "tarihinde" denilir...
Bir ulusu ulus yapan, bir devleti devlet yapan en temel üç unsuru ret ediyor. (Yalçın Doğan, Hürriyet, 26.12.2009)
"Verilen ya da yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek, geri çevirmek" anlamındaki fiil "ret etmek" değil, "reddetmek"tir.
Filistinlilere karşı tutumunu eleştirmesi elbette nefsimizi okşuyor, milli duygularımızı kabartıyor. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 27.11.2009)
"Milli"nin anlamı "mili olan, çamurlu"dur. İ.Tenekeci çalıştığı gazetenin adının "Millî Gazete" olduğundan bihaber!!!
Sonrasında güzel bir kahvaltı, bir bardak sıcak neskafe... Evet, şimdi oldu. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 16.08.2007)
"Münhal -erir, eriyebilen- kahve" karşımıza "neskafe" olarak çıkıyor. "Nescafe" tescilli bir markadır. Markaların "cins isim" olarak kullanılması yanlış kere yanlıştır.
Ben enflasyon demem şişik derim. (Melih Baş, Ulusal Kanal, 14.06.2008)
"Şişik"in (sıfat) anlamı "kabarık, şiş"; "enflasyon"un (isim) anlamı ise şişkinlik, para şişkinliği (bk TDK-Türkçe Sözlük) olduğuna göre...
Bir firma günde 80 dolara kruvazörde Rodos ve Patmos'a günübirlik tura başladı. (Milliyet, 20.07.2001)
"Kruvazör"ün anlamı "denizyollarını gözetme, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etme amacıyla, topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi"dir. Sayfa editörü, "kruvaziyer"i (
Aşılamada genetik müdahale yok. Doğal birleşim var. (Güngör Uras, Milliyet, 10.11.2009)
Nasıl ki buhar makinesinin keşfi, telefon ve televizyonun icat edilmesi hayatımızı değiştirdiyse, internette hayatımızı önemli ölçüde değiştiriyor. ... (Birdoğan Baki, www.mu.edu.tr)
Muhasipzade Celal'den / Değirmene girdi köpek / Değirmenci vurdu kötek / Hem kepek yedi köpek / Hem kötek yedi köpek. (A. Esad Göksel, Sabah, 31.03.2002)
"Musahipzade Celal"i "Muhasipzade Cemal" yapma sırası Esad Göksel'e gelmiş olacak ki...
"KADIN TANRIÇALAR" (Seda Kaya Güler, Yeni Asır, başlık, 02.10.2009)
"Tanrıça"nın anlamı, "çok tanrıcılıkta kadın tanrı" olduğuna göre, "yumurta omleti" ya da "ıslak su" der gibi, gereksiz anlamsal yineleme yapılarak "kadın tanrıça" denilemez!!!
NOTİNGHAM ORMANLARINDAKİ ADAM
Oktay Ekinci dostumuz, 14.05.2006 günü Cumhuriyet’te, “TOKİ elindeki değerli arazilere süper konutlar yapılmasını sağlayarak aldığı ortaklık payıyla da ‘dar gelirliler’e konut üretmenin adını ‘Giyom Tell’ yöntemi koymuş” dedikten sonra bir de kalkıp, bu söyledikleriyle ilgili olmak üzere, “Bilindiği gibi, ‘Giyom Tell’ İngilizlerin tarihlerinde ‘nadiren’ rastlayabildikleri yardımlaşma erdemini simgeleyen ‘tek’ kahramanları” şeklinde açıklamalarda bulunma işine girişmiş.
Ne dersiniz, birinin çıkıp bu dostumuza, “Bir zamanlar İngiliz Millî Futbol Takımı’nın file bekçiliğini de yapan Şilton’un kalesini koruduğu Notingham Forrest’in armasında da yer alan Notingham Ormanlarında yaşayıp, bu ormanlarla aynı ismi taşıyan şehrin şerifiyle çekişerek zenginden aldığını fakire veren ve bu özelliği dolayısıyla, Bolu Ormanlarında hayatını sürdürürken söz konusu ormanlarla adı ortak bulunan şehrin beyiyle didişen bizim Köroğlu’muza çok benzeyen İngiliz halk kahramanı ‘Robin Hood’; işgalci Avusturyalıların valisinin bir direğin tepesine geçirttiği şapkasını selamlamadığı için oğlunun başına koyduğu bir elmayı arbaletiyle vurma cezasına, kendisine, “Bu okla ya elmayı vurursun, ya da oğlunu öldürürsün” denilmek suretiyle çarptırılan İsviçreli de ‘Giyom Tell’dir ki sizin dillendirmenizde kastettiğiniz hâlde yanlış tesmiye cihetine gittiğiniz de bu ‘Robin Hood’dur.” hatırlatmasında bulunması gerekmez mi sayın okurlar?...(Hüseyin Movit, Suçlular aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın, İstanbul-2008)
İŞTE YANLIŞ :
Buket Uzuner, kaleme aldığı “İstanbullular” (Everest Yayınları) adlı romanının 294. sayfasında, eşi Theodora’nın babası yani kayınpederi Kantakuzenos’u ziyaret için Konstantinapolis’e gelip çadırını, Kızkulesi’nin karşısındaki Üsküdar’a kurdurduğu, 1348 ya da 1349 yıllarında Orhan Gazi’nin 24 yaşında olduğunu belirtmiş.
1281 yılında doğmuş bulunan Orhan Gazi, 1348 ya da 1349 yıllarında Buket Uzuner’in kaleme aldığı “İstanbullular” adlı romanında iddia eettiği gibi 24 değil, 67 veya 68 yaşlarındaydı.
Romanlarınızda hem tarihî bilgiler vermeye yelteneceksiniz...
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen