04.01.2010 09:44:06YANLIŞI BULUN :
Bir sürü yazar...(Ayşe Arman, Hürriyet, 01.01..2010)
Hoşgeldin zamlı ve gamlı yeni yıl (Güngör Uras, Milliyet, 01.01.10)
Kara Todori Paşa’nın istiareye yatmak gibi bir marifeti de varmış, yani bir konuyu düşünerek uykuya dalar, rüyasında o konunun anhasını minhasını görür, söylermiş...(Hasan Pulur, Milliyet, 01.11.2009)
Bir de 1981 tarihli Varlık Yıllığı'na bakalım, diyorum. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 28.12.2009
Kuran, genellikle evlerin duvarlarında süslü bir muhafaza içinde asılı durur. (www.harunyahya.org, 30.12.2009)
Kazazadeler uçağı bularak Amazon'dan kurtulma ve medeniyete dönme ümidine kapılıyor. (Hürriyet/Kelebek, 22.11.2000)
... sabık ülkücü ve devrimci aşırıları uktesinde birleştiren 'Kızıl Elma' namlı, yeni doğmuş bir siyasi hilkat garibesi. (Füsun Türkmen, Radikal, 02.10.2003)
En son Beytüşşebap'ta neler olduğunu bu ülkede aklıselim insanlar tam da öğrenecekken... (Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak, 13.10.2007)
Ayrıca işin başka boyutu da var. Fenerbahçe'yi karalamak isteyenler aklı selim, sağduyu insanlar olarak görülüyor. (Yıldırım Ünverdi, Fotomaç, 25.062004)
İlk Türk Demiri: 10 Eylül 1939 yılında Kardemir Karabük Demir Çelik İşletmesi tarafından üretildi. (www.sabah.com.tr, 26.12.2009)
...bir ulusu ulus yapan, bir devleti devlet yapan en temel üç unsuru ret ediyor. (Yalçın Doğan, Hürriyet, 26.12.2009)
Filistinlilere karşı tutumunu eleştirmesi elbette nefsimizi okşuyor, milli duygularımızı kabartıyor. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 27.11.2009)
Sonrasında güzel bir kahvaltı, bir bardak sıcak neskafe... Evet, şimdi oldu. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 16.08.2007)
Ben enflasyon demem şişik derim. (Melih Baş, Ulusal Kanal, 14.06.2008)
Bir firma günde 80 dolara kruvazörde Rodos ve Patmos'a günübirlik tura başladı. (Milliyet, 20.07.2001)
Aşılamada genetik müdahale yok. Doğal birleşim var. (Güngör Uras, Milliyet, 10.11.2009)
Nasıl ki buhar makinesinin keşfi, telefon ve televizyonun icat edilmesi hayatımızı değiştirdiyse, internette hayatımızı önemli ölçüde değiştiriyor. ... (Birdoğan Baki, www.mu.edu.tr)
Muhasipzade Celal'den / Değirmene girdi köpek / Değirmenci vurdu kötek / Hem kepek yedi köpek / Hem kötek yedi köpek. (A. Esad Göksel, Sabah, 31.03.2002)
"KADIN TANRIÇALAR" (Seda Kaya Güler, Yeni Asır, başlık, 02.10.2009)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
Hedeflenen oda içi ısı derecesi. İstenilen normal bina içi ısı derecesi konusunda... Farklı ısı dereceleri ile ısıtılan yerlerden ya da ...(www.mmoistanbul.org/yayin/tesisat/87/8/ -) (Site sekreteri, birçok meslektaşı gibi "ısı" (Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına, bir iş yapmasına sebep olan fiziksel enerji; birimi: kalori, İngilizcesi: heat) ile "sıcaklık" (Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği; birimi: santigrat, İngilizcesi: temperature) arasındaki farkı bilmiyor olacak ki...)
Öldürücü bir materyalin (armağan) edilemeyeceği realitesi göz önüne alınmalıdır." (Hasan Pulur, Milliyet, 12.10.2009) (Bir metnin içinde başkasından aktarılan yazı veya sözlerin başına ve sonuna "parantez" değil "tırnak"işareti" konulur.)
"Bu yüzden, Doğan Gurubu'nun nerdeyse yok olması demek olan haberleri 'Bayram' havasında vermemizi sindiremiyorum..", "Doğan Gurubu iddia edilen mali suçları işlemişse, hesabını tarafsız yargıda verecektir." (Hıncal Uluç, Sabah, 17.10.2009) ("Gurup"un, "Özellikle Güneş'in batması, batış"; "grup"un ise " Aynı yerde bulunan kimse ve nesneler bütünü, küme, öbek" anlamında olduğunu Sayın Uluç'a anlatmanın bir yararı olur mu dersiniz...)
Son olarak Münih havaalanında gördüğüm sigara odaları üç-beş taneydi ve hepsinin havalandırması zayıftı. (Cengiz Semercioğlu, Hürriyet, 17.10.2009) ("Münih Hava Limanı" Cengiz Semercioğlu'nun dilinde "Münih havaalanı" olup çıkıveriyor karşımıza...)
Erzurum dağları kar ile bora!..(Savaş Ay, Sabah, 12.04.2009) ("Bora" ile "boran"ı karıştırma sırası, Yavuz Donat'tan sonra Savaş Ay'a gelmiş olacak ki...)
Anadilde eğitim bir insan hakkıdır. (Oral Çalışlar, Radikal, 21.12.2009) (Anlaşılan, Oral Çalışlar da "ana dil" -Başka diller veya lehçeler türetmiş olan dil- ile "ana dili"ni - İnsanın çocukken anasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil- karıştırıyor
2911 sayılı Toplantı ve Gösteriş Yürüyüşleri Yasası'na muhalefetten soruşturma açılan bir öğrencinin savunması... (Murat Çelikkan, Radikal, 04.12.2004) (2911 sayılı yasanın adı, "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"dur amma...)
Bazı 'parayonak' kesimlere de bir cevap olmuştur, gösterilen aşırı hassasiyete karşı... (Yalçın Bayer, Hürriyet, 12.10.2006) (Yalçın Bayer de Ayşe Arman'a öykünüyor ve "paranoyak" kelimesini "parayonak" yapıveriyor!!!)
Ne varki bu kediler kapıyı açamıyorlar..(Hıncal Uluç, Sabah, 13.12.2009) (Hıncal Uluç, "ki" bağlacını "aidiyet/iyelik" ekiymişçesine kelimeye ulamış; yanlış olarak.)
Birincisi "rüya görme"nin AKP'nin gerçek tabanında egemen olan İslami kültürde bir karşılığı vardır, istiareye yatmak oradan gelir. (Nuran Yıldız, Radikal, 19.10.2003) (Nuran Yıldız da Hasan Pulur'a öykünüyor ve "istihare"yi "istiiare" yapmakta bir sakınca görmüyor!)
Hem mağdur oldum hem otel yöneticilerinin hakaretlerine mazur kaldım. (Yaşar Anter, Milliyet, 14.03.2008) ("Maruz kalmak" varken...)
Medeniyetlerin Aşil Topluluğu, DÜNDAR, Türkiye Kaynakçası (www.kaynakca.info/tr/?Sayfa=EserDetay&EserId=261137) (Kaynakça.info'nun editörü, "Medeniyetlerin Aşil Topuğunu" şıp diye "Medeniyetlerin Aşil Toplululuğu" yapıvermiş!!!)
Ben sadece parmağı taşın altında olanların anlattıklarını aktardım.(Güngör Uras, Milliyet, 14.12.2009) ("Bir konuda sorumluluk üstlenmek" anlamındaki deyimin doğrusu, "elini taşın altına koymak"tır. parmak da nereden çıktı?)
Vadide birçok ölümcül nokta var. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazetre,16.08.2007) ("Ölümcül"ün anlamı, "can çekişen" olduğuna göre, cümlenin doğrusu, "Vadide birçok öldürücü nokta var" şeklinde olmalıydı...)
DİL YÂRESİ'NDEN :
Türkçe dostlarından
(Hüseyin Movit)
Anadolu Ajansı bile bültenlerinde «tasdik etti» anlamında «onadı» kelimesini kullanabiliyor. (Örnek «Yargıtay Yahya Murat Demirel hakkındaki kararı onadı».) Oysa «tasdik etmek» anlamındaki fiil onaylamak'tır; onamak «tasvip etmek», yani «Doğru ve uygun bulmak» anlamına gelir.
– Dediklerinize aynen katılıyorum. Lafı uzatmayayım.
Siz geçen gün «birebir gözlemleyebilmiş değilim» diye yazdınız. Bu anlamdaki bire bir'in imlasının, bu yazdığım gibi olması, ayrı yazılması gerekmez mi?
– Önce hatamı kabul edeyim. Sonra bu dediğinizi bir kere de birlikte düşünelim.
1. İmla kılavuzunda farklı yazılmış (birebir ve bire bir) iki deyiş var. Bu, iki ayrı anlamın söz konusu olduğunu gösterir.
2. Birebir, «Etkisi kesin olan, istenildiği gibi, uygun» demek: «Soğuk algınlığına birebir gelen bir ilaç» deriz, mesela...
3. Bire bir, «Verilen ölçüdeki karşılık; aynı, tıpkı» anlamında söylenir. At yarışlarında bilet fiyatı kadar kazandıran sonuç için, «bire bir verdi» denir.
Benim ifademdeki (doğru yazılışıyla) bire bir'in tam yerinde kullanıldığından, imlasını düzelttikten sonra da pek emin değilim. (Hakkı Devrim, Radikal, 02.03.2006)
TÜRKÇENİN DON KİŞOT'U
Hüseyin Movit adını ne zaman duysam aklıma Türkçemiz gelir. Hangi pozisyonda ve nerede olursam olayım, güzelim dilimiz karşısında kafamda hemen saygı duruşuna geçerim.
Türkçe söz konusu olduğu zaman ben, korkumdan gözlerimi hep dört açmışımdır. Eğer o anda elimde bir kalem tutuyorsam, bir bilgisayarın tuşlarına basıyorsam ya da konuşuyorsam, pür dikkat kesilir, yanlış yapmamak için beynimin tüm olanaklarını zorlarım. Ama bir derya olan ana dilimiz karşısında zaman zaman kendimi çaresiz hisseder, hata yapmaktan bir türlü kendimi kurtaramam. "Allah'ım o kadar dikkat etmeme rağmen bir kez daha yanlış yaptım!" diye dövünür durur, üzüntüden kahrolurum.
Tanışmamızdan bu yana, gerektiği yerde dil konusunda bana da zaman zaman yardımcı olan Movit'i, ilgili kişilerin dışında hemen hemen kimsecikler pek tanımaz ülkemizde. O yaşamını Türkçeye adamış rütbesiz ender kişilerden biridir. Ana dilimizi katletmeye uğraşanlara hiç durmadan kalemiyle saldıran âdeta bir Don Kişot'tur. Adlarının başlarında “Prof.” ya da başka unvanlar taşıyan, yanlış yapma hakkına salt kendilerinin sahip olduklarına inanlara uyarıcı, yol gösterici eleştiriler yapan birisidir. İsimleri çok büyük, kendileri küçüçük, medyada sıram sıram boy gösteren sayısız kişilere unutulmaz Türkçe dersleri vererek, sürekli düşman kazanmayı korkusuzca sürdürür.
Movit bütün bunları, ana dilimiz olan Türkçe aşkına hiçbir karşılık beklemeden yapan bir dil gönüllüsüdür.
Aynı zamanda, bir zamanların ünlü lokantacısı Hacı Salih'in oğlu olan, babasının konservecilik işinden esinlenerek turşuculuk mesleğini de yapan Movit; eleştirilere tahammül edemeyip, kendisini "turşucu" diye aşağılamaya çalışan entel-dantel takımına dâhil bazı cahillerin, turşularını kurmaktan da geri kalmamıştır. Hatta zamanın başbakanı Tansu Çiller de yaptığı dil yanlışları nedeniyle hakkına düşen nasibini kendisinden fazlasıyla almıştır. Movit başbakanımızın, Barbi bebek modelini tuzlu suya bastırıp, turşu olmasını sağlamıştır...
Türkçede önce yapılan yanlışları tatlı bir şekilde eleştiren, aynı yanlışları ikinci kez yineleyenleri daha bir sert tonla yola getirmeye çalışan Movit, uyarılarının bazı kişiler tarafından ciddiye alınmadığını fark edince de gözünü budaktan esirgemeden, verir veriştirir bu kendini bilmezlere...
Şu anda elinizde tutmuş bulunduğunuz kitabın, Movit’in yayım sırasının kendilerine gelmesini sabırsızlıkla bekleyen kitaplarından sadece bir tanesi olduğunu özellikle bilmenizi isterim.
Movit'le yazışmak, yüz yüze gelip konuşmak, telefonlaşmak hiç de göründüğü gibi kolay bir iş değildir. Böyle bir dil ustasıyla her türlü iletişimi kurarken, herhangi bir yanlış yapmamak için tüm antenlerimizi devreye sokmamız gerekmektedir.
Aman çok dikkat!.. O kısıtlı olanaklarıyla kullandığı teknoloji sayesinde sizi hiç beklemediğiniz anda, Türkçe konusunda paçanızdan kaparak her an kündeye getirip, tuş edebilir!..
Yaşadıkları ülkelerinde yıllar boyu geçirdikten sayısız olgulardan sonra bir türlü ders alıp düzelemeyen halkımızın, Türkçelerini düzeltmek gibi saygın ve aynı zamanda çok zor bir görevi üstlenmiş olan Hüseyin Movit’e bundan sonraki çalışmalarında da sonsuz başarılar diliyorum.
Ateş Nesin
(Hüseyin Movit, Suçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın, İstanbul-2008)
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen