Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (18)
21.12.2009 09:55:38
YANLIŞI BULUN :
Sadece yerde zıpzıp zıplayan ve arada sırada azıcık da uçan kargalarla, oraya buraya sinmiş kediler... (Çetin Altan, Milliyet, 19.12.2009)
 
Bu ülkenin tüm insanlarını, Türkü, Kürdü, Çerkesi, Lazı, Rumu, Ermeniyi, Boşnağı, hepsini ayni sevgi ve sıcaklıkla kucaklayan Sezen'den başkası beklenir miydi?. (Hıncal Uluç, Sabah, 19.12.2009) 
 
... yılından bu yana siyasal hikâyemizi "hac faraziyesi "ni eda etmiş Başbakan olarak... (Milliyet, 16.08.2009)
 
Hacı Bektaşi Veli’nin söylediği gibi, “ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” (Soner Yalçın, Hürriyet, 20.12.2009)
 
TÜSİAD Başkanı için durum tam anlamıyla “aşağıya tükürsem sakal, yukarıya tükürsem bıyık” misali. Gerçekleri ifade ettiğinde kötü kadın/adam olacak.(Güngör Uras, Milliyet, 20.12.2009)
 
Manisa'da 17 yaşındaki genci gasp edip vagonu yakan üç kişi olayı filmden etkilenerek yaptıklarını söyledi. (Mehmed Hakkı Özbayır, Radikal, 19.12.2009)
 
Reyting ölçümlerinde skandal haberlerinin ardı arkası gelmiyor! (www.gazeteciler.com, 07.06.2009)
 
Dünkü son haber Radikal’in  2. sayfasındaydı. Güney Kutbu’ndan 100’den çok buzul parçasının Yeni Zelanda’ya yaklaşmakta olduğu uydu fotoğraflarıyla belirlenmiş. (Hakkı Devrim, Radikal,.25.11.2009)
 
Türkçe yayın yapan medyaya ihtiyaç duyulduğunu ve anadilin bir insan hakkı olduğunu söyledi.(Doğan Hızlan, Hürriyet, 15.12.2009)
 
Yabancı kökenli bir alışveriş şirketi, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ı kandırdı ve Ayazağa Kültür Merkezi'ni bir rantiyeye çevirmek için gereken izni kopardı.. (Hıncal Uluç, Sabah, 16.12.2009)
 
Hatalı Altımetre (yükseklik göstergesi) kazaya sebep deniliyor. Altımetre hatalı olsa dahi... (Gündüz Akarçay, Dünya, 14.03.2009)
 
Kaderci olmak ya da parayonak olmak arasında gidip geliyoruz... (Ayşe Arman, Hürriyet, 21.07.1999)
 
En iyi eleştiriler ve dayandıkları bilgiler için, Erdal Güven’in 10 Aralık tarihli Radikal’deki ve Zekine Türker’in 13 Aralık tarihli Taraf’taki yazılarına, ayrıca başta Wikipedi adlı internet ansiklopedisi olmak üzere başka kaynaklara bakılabilir.(Necmiye Alpay, Radikal, 17.12.2009)
 
DOĞA KENDİLİĞİNDEN OLUŞUR . ANCAK  BİRDE  OLUŞTURULAN  DOĞA  VARDIR . BİZ  BUNU BAŞARDIK .(www.dogapark.net, 06.12.2009) 
 
Yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma bizim genetik kodlarımızda var... (Nedim Odabaş, Millî Gazete, 13.10.2009)
 
Türkçe sözlüğe baktığımızda, sevgili ile uçurumun aynı şey olduğunu görüyoruz. Dünya böyledir işte: Hem sevgili, hem uçurum...(İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 16.08.2007) 
 
 
 
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
Aklı selim biri şarkı sözlerini takip etse, çözümler bu yalnızlığı. (Nedim Saban, www.televizyongazetesi.com, 12.12.2009) ("Aklıselim"in anlamı, "sağduyu" olduğuna göre, doğru ifadenin, "Aklıselim sahibi biri şarkı sözlerini takip etse..." şeklinde olması gerekirdi.)
 
"Şimdi Müslüman kardeşler Sayın Bakan’ın davetine uyup, paralarını çekip Türkiye’ye getirecekler..." (Hasan Pulur, Milliyet, 04.12.2009) ("Uyup" ve "çekip" kelemeleri kalofoni yaratmış. Cümlenin doğrusu: "Şimdi Müslüman kardeşler Sayın Bakan'ın davetine uyarak, paralarını çekip Türkiye'ye getirecekler" ya da "Şimdi Müslüman kardeşler Sayın Bakan'ın davetine uyup paralarını çekerek Türkiye'ye getirecekler" şeklinde olmalıydı.)
 
Kalabalık ile arasındaki mesafeyi eriten cümle "Ich bin Berline"di. Yani, "Ben Berlinliyim." (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 11.11.2009) ("Ich bin Berline"nin anlamı "Ben Berlineyim"dir. Doğru ifadenin "Ich bin ein Berliner" (Ben bir Berlinliyim) şeklinde olması gerekirdi.)
 
Şiiri güzel kılan ve onun hafızalarımızdan silinmemesini sağlayan büyü, şiirin hangi öğesindedir? Mana da mı, ahenk de mi, ses de mi? (Mehmet Nuri Parmaksız, www.sanatalemi.net, 11.11.2009) (Mehmet Nuri Parmaksız, "kalma durumu eki" "-da" ve "-de"yi, "dahi" anlamındaki "da" ve "de"ymişçesine ayrı yazıyor. Cümlenin doğrusu: "Manada mı, ahenkte mi, seste mi?" şeklinde olmalıydı.
 
Lübnanlı şehitlerin anısına dikilmiş ve restore edilmesine rağmen hala (doğrusu "hâlâ") kurşun delikleriyle dolu olan abideyi ve sivil savaş sonrasında yapılmış olan Bağışlama Bahçesi'ni cepheden gören bir konumda. (Robert Fisk, bianet.org, 18.02.2005) ("İç savaş" anlamındaki "civil war" Robert Fisk'e göre "sivil savaş"!!!
 
 1912-1913 Balkan Savaşları’nın yenilgiyle bitmesinden sonra Osmanlıcık ideolojisi ebediyen tarihe gömülmüş... (Ayşe Hür, Taraf, 21.12.2008) (Adı geçen ideolojinin adı "Osmanlıcık" değil, "Osmanlıcılık"tır.)
 
 Geçen ay, ünlü Time Dergisi konuyu kapağına taşırken... (Hıncal Uluç, Sabah, 13.11.2009) (Derginin adı "Time Dergisi" değil "Time"dır, bu nedenle doğru yazım, "Time dergisi" şeklinde olmalıydı.)
 
 "Gazeteci, tavşan avlar ha baba de baba.", "Hep Kuzey Yarımküre’yi anlatmasını isterler. Çünkü kolaydır orası. Çünkü geveze. Çünkü ha babam de babam... " (Ece Temelkuran, Milliyet, 27.09.2009) ("Durmaksızın, sürekli" anlamındaki deyim " ha baba de baba" değil, "ha babam de babam"dır.)
 
 Irak'ta hükümete onay. Irak'ta geçici Başbakan  Allavi yerine yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen  İbrahim Caferi'nin oluşturduğu yeni hükümet kabinesi  açıklandı.(T.C. Başbakanlık Basın-Yayn ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, 29.04.2005) ("Kabine"nin anlamı "Bakanlar Kurulu, hükûmet" olduğuna göre, gereksiz anlamsal yineleme yapılarak "hükûmet kabinesi" denilemez.)
 
Ayrıca "İstiareye yatmak" şeklinde önce bir niyet ve bu niyetin rüyada görülmesi için dua okuyup yatmak... (Yasemin Boran, Hürriyet, 07.02.2007) ("Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyumak" anlamındaki deyim, "itiareye yatmak" değil, "istihareye yatmak"tır.)
 
İnanın ben de internette görünce hatırladım ve şok oldum... (Ercan Saatçi, Hürriyet, 02.11.2009) ("Birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak" anlamındaki deyim "şok olmak değil, "şoke olmak."
 
Üsküdar Muhasipzade Celal Sahnesi yakınındaki Doğancılar Parkı, Ümraniye Sahnesi, Fatih Reşat Nuri Sahnesi, Gaziosmanpaşa Sahnesi... (Milliyet/Yaşam, 23.04.2002) (Sayfa sekreteri, "muhasip" ile "musahip" arasındaki farkı bilmiyor olacak ki; ""Musahipzade" Celal"i "Muhasipzade Cemal" yapmakta bir sakınca görmüyor.
 
Çantayla taşınabilen rüzgâr tribünü de ürettik.(Vahap Munyar, Hürriyet, 30.12.2007) ("Tribün" -Spor salonlarında ve stadyum, hipodrom gibi yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm- ile "türbin"i -Herhangi bir akışkanın -su, buhar, gaz- kinetik enerjisi ile ve birtakım özel düzenler yardımıyla bir dönme hareketine giren araç- karıştırma sırası bu kez Vahap Munyar'a gelmiş.)
 
Ut kemane çalmazsa aynalı körüğe de binmem. (Sevcan Orhan, TRT Radyo 4, 05.09.2008/7.55) (Türküdeki "dut kemane" Sevcan Orhan'ın dilinde "ut kemane" oluyor.
  
 
EKRAN POLİSİ'NDEN :
 
Medyanın etek taşları...
Hüseyin Movit eski İstanbullulardan. Onu tanımayanlar için biraz bilgi
verirsek, Türkçe Gönüllüleri'nin beyni durumundadır. Bunu yazdık ya,
hemen uyarılacağımızı tahmin zor değil. İnanın hayatımızın en
sıkıntılı yazılarından birini kaleme almaktayız. Çünkü kısa
cümlelerle, "Paldır-küldür işi yaparız". Yine de 450 sayfalık bir
İçtihad'ı 36 saatte okuyup, kafamıza kazınanların bir bölümünü
sizlerle paylaşacağız.
Movit, kapağın altına yerleştirdiği 'Medyacının El Kitabı'na, ana
başlık olarak SUÇLULAR ARAMIZDA'yı oturtmuş. Her sayfayı korka korka
çevirdik. 'Bizden İnciler' görmeyince rahatladık. İçimize kurt düştü.
Eski dostumuz, "Herhâlde, Ekran Polisi'ne başlı başına bir yayın
hazırlayacak" dedik. Açtık telefonu ve 'Niye yokuz'u sorunca, 'Balat
Torpili'ni yapıştırdı. Doğru, uzun seneler Fener'i Balat'a bağlayan
Vodina Caddesi'nin başlangıç tarafında biz, bitimine yakın Hüseyin
oturuyordu. Necmi Tanyolaç Büyüğümüzün yazdığı ön sözde dediği gibi 'Bu
kahraman' tek başına özümüzü, dilimizi yaşatmaya çabaladı. Hâlâ bu
yolda, taviz vermeden devam etmekte.
'Sabıka Kaydı'nda kimler yok kimler. Buket Uzuner'den başlıyor, Sedef
Kabaş'la bitiriyor -Son söz-. Herkese uzmanlık taslayan Gülgûn Feyman
da nasibini alanlardan. Metin Uca, Hıncal Uluç, Özge Özsağman, Nazlı
Ilıcak, spor yazarı ve ekrandaki yorumcuların tamamı 'Kara Liste'de.
Ali Kırca, Savaş Ay, M. Ali Birand, Bülent Ersoy, Oray Eğin, Güneri
Cıvaoğlu, Fulin Kırçak vs. Dedik ya, bunca sayfa sanki ünlü isimlerin
'Gaf Galerisi'.
Okuduğumuz, ilk ciltlenenlerden. Medyada kim varsa şimdiden sipariş
versin. Nereye mi? (avciolyayinevi@hotmail.com) ya da
(www.tgc.org.tr/BizimGazete/Hüseyin Movit)'e. Avcıol Basım Yayın'ın
telefonları ise 212-5112207-5224051. Ellerini çabuk tutmak durumunda
olanlar kendilerini az çok tahmin edebiliyorlardır. Dedik ya 'Bu defa,
biz yırttık'... (Burhan Ayeri, Akşam, 14.05.2008)
 
 
Doğan Hızlan’ın İki Yanlışı
Elimize, Sayın Doğan Hızlan tarafından, Hürriyet’te, 06.01.2002 tarihinde kaleme alınmış bir yazı geçti.
Sayın Hızlan, yazısının bir yerinde, “Yaz geceleri; güneşin geç battığı, ayın berrak gökyüzünde bir fener gibi dünyamızı aydınlattığı yaz geceleri” ibaresi bulunan Dostoyevski’nin “Beyaz Geceleri”ne, “Dostoyevski’nin Beyaz Geceleri’nden ne kaldı aklımda? Ayın başka türlü parladığı, aşkların ve terk edilmişliklerin başka türlü yaşandığı, kar altında” şeklinde bir cümleyi yerleştirdiği; Cenap Şehabettin’in “Kış şarkısı” anlamına gelen “Elhan-ı şita”sını da “Kış şarkısı” yerine, o “Kış güzelliklerini “Bedayi-i şita”nın meydana getirmesi keyfiyetini hiç nazar-ı dikkate almaksızın; “Kış güzellikleri” şeklinde tercüme ettiğini görünce, “Dostoyevski’nin ‘Beyaz Geceleri’nin hiçbir yerinde kar ve kıştan bahsedilmezken; sizin aklınıza nereden, ‘Dostoyevski’nin Beyaz Geceleri’nden ne kaldı aklımda? Ayın başka türlü parladığı, aşkların ve terk edilmişliklerin başka türlü yaşandığı, kar altında’ demek geldi?” ile “Cenap Şehabettin’in ‘Elhan-ı şita’sı, sizin belirttiğiniz gibi ‘Kış güzellikleri’ değil, ‘Kış şarkısı’ anlamına gelir ama bahsini geçirdiğimiz ‘Elhan-ı şita’yı, Nihat Sami Banarlı Hocamızın bile lise edebiyat ders kitaplarında yanlış çevirmişliği keyfiyeti göz önüne alındığında, bu konuda fazla üzülmenize gerek bulunmamaktadır”ı demekten kendimizi alamadık.. (Hüseyin Movit, Suçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın-2008)
 
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
    
Bu haberi toplam 2 kişi beğendi.
Genç Medyacılara Yol Haritası (116) - 08.02.2012 14:08:40 Genç Medyacılara Yol Haritası (115) - 30.01.2012 09:06:04 Genç Medyacılara Yol Haritası (114) - 23.01.2012 09:05:42 Genç Medyacılara Yol Haritası (113) - 16.01.2012 09:22:19 Genç Medyacılara Yol Haritası (112) - 09.01.2012 09:08:55 Genç Medyacılara Yol Haritası (111) - 02.01.2012 08:55:24 Genç Medyacılara Yol Haritası (110) - 26.12.2011 12:31:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (109) - 19.12.2011 11:41:00 Genç Medyacılara Yol Haritası (108) - 09.12.2011 11:58:58 Genç Medyacılara Yol Haritası (107) - 28.11.2011 09:38:50 Genç Medyacılara Yol Haritası (106) - 21.11.2011 14:30:25 Genç Medyacılara Yol Haritası (105) - 31.10.2011 13:03:34 Genç Medyacılara Yol Haritası (104) - 24.10.2011 11:27:36 Genç Medyacılara Yol Haritası (103) - 17.10.2011 12:38:43 Genç Medyacılara Yol Haritası (102) - 11.10.2011 10:15:47 Genç Medyacılara Yol Haritası (101) - 03.10.2011 14:15:13 Genç Medyacılara Yol Haritası (100) - 26.09.2011 11:30:31 Genç Medyacılara Yol Haritası (99) - 19.09.2011 12:50:02 Genç Medyacılara Yol Haritası (98) - 12.09.2011 15:04:06 Genç Medyacılara Yol Haritası (97) - 05.09.2011 17:37:28 Genç Medyacılara Yol Haritası (96) - 28.08.2011 08:43:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (95) - 22.08.2011 16:38:54 Genç Medyacılara Yol Haritası (94) - 15.08.2011 09:55:08 Genç Medyacılara Yol Haritası (93) - 08.08.2011 10:11:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (92) - 01.08.2011 10:58:04