Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (16)
08.12.2009 09:52:33
YANLIŞI BULUN :
Yattı balık yan gider. (Ayşe Arman, Milliyet, 19.01.2002)
 
Başımızı önümüze koyup, yapılan hataları yeniden düşünmemiz gerekir. (Milliyet, 08.091997)
 
Günaydın pretty woman, bırak tembelliği kalk bakalım. (Ayşe Oral, Hürriyet, 16.11.2009)
 
Kabristanlıkların tek tek ziyaret edilerek, şehit yakınlarıyla görüşülmesinin ardından Kur'an-ı Kerim okutularak, dua edildi. Kabristanlık ziyaretinde duygulanan Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, günün önemine binaen bir konuşma yaptı. (Mehmet Köse, Zaman, 03.04.2007)
 
Nouma, tahammüden suç işlemiştir. Yani önceden planlayarak yapmıştır. Bana göre tahammüden adam öldürmekle tahammüden suç işlemenin farkı yok. ..(arsiv.ntvmsnbc.com/news)
 
Vestel'in ürettiği markaları raporla kıyaslarsak 48 cm ve üstü televizyonlarda şöyle bir liste ortaya çıkıyor:
1. Samsung     5.000.000    31,0 %
2. LG               2.880.000    17,8 % 
3. Vestel'in ürettiği markalar    2.400.000    14,9 %
4. Sony            2.335.000    14,4 %
5. Philips          2.050.000    12,7 %
6. Toshiba        950.000    6 %
7. Sharp           630.000    4 %
8. Panasonic    570.000    4% 
9. Grundig        210.000    1,5 %
10. JVC           140.000    1,1 % (Ali Saydam, Akşam, 06.11.2009)
 
 
Nasıl bir yargı ve yargıçlık kültürü tedrisatından geçerek duruşmadaki kürsüye oturduğunu, niye hiç kimse merak etmez? (Adnan Ekinci, Radikal, 30.08.2005)
 
Müşterisini gasp etti. (Murat Karaman, Sabah, 11.07.2008)
 
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 60'ıncı hükümet kabinesi onaylamayı reddetmesinden yaklaşık bir saat sonra... (Aslı Aydıntaşbaş, Sabah, 17.08.2007)
 
Ülkede çiftçi partisi olarak bilinen radikal Nefis Müdafaa Partisi'nin lideri Andrzej Lepper başbakan Jaroslav Kaczynski'yi Tarım Bakanlığı'ndaki yolsuzlukları organize etmekle suçluyordu. (Sabah, 06.08.2009)
 
 
Gerçi pek çok şeyin, ‘söz meclisten dışarı’ desturuyla tartışıldığı ve birçok konunun ‘programdan sonra konuşuruz’ şeklinde (Ebru Çapa, Hürriyet, 18.12.2005)
 
Sultanahmet Camii’nde avlunun batı girişinde yer alan demirden ağır bir kordon ise "mağdur olma padişahım, senden büyük Allah var" nidasının cisimleşmiş bir hâlidir esasen. (Suavi Kemal Yazgıç, Millî Gazete, 25.07.2008)
 
`Sosyal Problemler karşısında Din ve Toplum` konulu IV.Din Şurası 12-16 Ekim tarihleri arasında yapılıyor. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Yeni Şafak, 13.10.2009)
 
Oyma desen gümüş muhafazaların yanı sıra, savatlı ve mıhlamalı muhafazalar da yapılırdı. (www.mollacami.net/forum/index.php/topic,2194.0.html - )
 
DİTİB Aalen ve diğer Türk derneklerinin katkılarıyla, mülkiyeti satın alınan kabristanlık, düzenlenen bir törenle hizmete açıldı." (www.diyanet.gov.tr, 30.07.2009)
    
 
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN'A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
Anarşitler Alexis için eylemdeydi. (Bawer Çakır, bianet.org, 20.12.2008) ("Anarşi ile ilgili olan" ve "Anarşizm yanlısı olan kimse" anlamındaki kelime "anarşit" değil, "anarşist"tir.)
 
1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 15.11.2009) ("Gün", "ay" ve "yıl" belirtildikten sonra "yılında" değil, "tarihinde" denilir!)
 
Muaviye, Peygamber’in torunu Hazreti Ali ile hep çekişirmiş... (Hasan Pulur, Milliyet, 22.11.2009) ("Hazreti Ali", Peygamber'in torunu değil, damadıdır.)
 
Derginin Genel Yayın Müdürü Doğan Şener, ‘Kız olmasın, erkek olsun’ dedi. ‘Tamam’ dedim. ‘Gazetecinin tipini çiz, hemen anonslayalım’ dediler. (Murat Menteş, Star gazetesi, 29.06.2008) (Dilimizde "anonslamak" fiili yok. "sözle veya yazıyla bir durumu, bir haberi halka bildirmek" anlamındaki fiil, "anons etmek"tir.)
 
2 Kasım'da Lombardia Eyaleti "Milano'yu Milano yapan 15 insan"ı seçmiş.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.11.2009) ("Lombardia" eyalet değil, bölgedir! -Regione Lombardia=Lombardia Bölgesi-)
 
 Atlas Group aracılığıyla Lübnan'da yaşanan sivil savaş dönemine tanıklık etmemizi sağladı. (Ayşegül Sönmez, Sabah, 11.08.2006) (İngilizcesi"ciwil war" olan tamlamanın anlamı "iç harp"tir)
 
 Gelin’in anne-babası Can-Ayşe Gürzap çifti ile damadın anne-babası Kurtuluş-Sevil İnanır çifti davetlileri kapıda karşıladılar. (Hakan Sadıç, Star gazetesi, 07.07.2008) ("Arsen Gürzap", "Ayşe Gürzap" oluvermiş, sesiz sedasız!!!)
 
 Tepelerinde şöyle veya böyle asılmış bir elektrikli ya da gazlı ısıtıcı ile vücutlarının sadece alete dönük yanları ısınan, öbür tarafları donan, böylece, ısı dengeleri bozulduğu için hastalığa daha da açık hale gelen insanlar bunlar.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.11.2009) (Bozulan "ısı" (İng. "heat") dengeleri değil, "sıcaklık" (İng. "temperature") dengeleridir.)
 
Libya'nın Başkenti Trablus'a gelen Başbakan Erdoğan'ı....(Gülgün Çimen, TRT Radyo 4, 24.11.2009/12.00) (Libya'nın başkenti "Trablus" değil, "Trablusgarp"tir. Lübnan'daki "Trablusşam" ile karıştırılmaması gerekir.)
 
Bir kakafoni cazbandı (Çetin Altan, Milliyet, başlık, 27.06.2009) ("Kakışma, tenafür" anlamındaki kelime "kakafoni" değil, "kakafoni"dir.)
 
 "Kuvvetler ayrımı ilkesinin temelleri", "Locke’daki kuvvetler ayırımı düşüncesi; yasama iktidarı, yürütme iktidarı ve federatif iktidar şeklinde bölümlenir. (Sinan Özbek, Taraf, 20.06.2008) " ("Erkler ayrılığı anlamındaki tamlama, "kuvvetler ayrımı" değil, "kuvvetler ayrılığı"dır.)
 
Kara Todori Paşa'nın istiareye yatmak gibi bir marifeti de varmış, ... (Hasan Pulur, Milliyet, 03.11.2009) ("Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için aptes alıp dua okuyarak uyumak" anlamındaki deyim "istiareye yatmak" değil, "istihareye yatmak"tır.)
 
Bu fuar (TÜYAP), eskiden Tarlabaşı'ndaydı. İçerisi biraz sıkışık ve karışık olsa da, oraya gitmek hem kolay hem de keyifliydi. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 11.11.2009) (Adı geçen fuar, eskiden Tarlabaşı'nda değil, Tepebaşı'ndaydı.)
 
Yapılan onca kıyım, katliam ‘Vakay-ı adliye’den sayılmaktadır... (Selma Ağabeyoğlu, www.evrensel.net, 02.07.2003) ("Sıradan olay" anlamındaki tamlama "vakay-ı adliye" değil, "vakay-ı adiye"dir)
   
 
YAKINDAN KUMANDA'DAN :
İnce ince inceltme
Şimdi size bir cümle kuracağım: "Katil hala bulunamadı." Ne anladınız? Maktulün babasının kızkardeşinin cinayet sanığı olarak arandığını ve kendisine henüz ulaşılamadığını değil mi? Cuma sabahı Müge Anlı'nın atv'deki programında ekrana, siyah zemin üzerine kocaman beyaz harflerle bu yazı bindirildi: "Katil hala bulunamadı." Olayın geçmişini bilmediğim için oturup, halanın nasıl yakalanamadığını izlemeye koyuldum. Ama ortada hala filan yoktu. Hatta katilin kim olduğu bile tespit edilememişti. Oradaki "hala" kelimesi, "henüz" anlamında kullanılmaya çalışılmış ama "a"ların üzerindeki şapka işaretleri unutulduğu için ortaya "babanın kız kardeşi" çıkmıştı!.. (Yüksel Aytuğ, Sabah/Günaydın, 01.11.2009)
  
 
EKRAN POLİSİ'NDEN :
TRT'nin Mescid-i Aksa'dan yayınını izleyenlerin önemli tespitlerde bulunduklarını sanıyoruz. Yavuz Sultan Selim'den II. Abdülhamit'e, hatta Haseki Sultan'a kadar İslamiyet'e verdiğimiz değer ve hizmetler ortada. Altın kaplı kubbe, daha sonraki restorasyonlar, halen faal imarethane ve konaklama yerleri bizim eserimiz. Kutsal gecede Türkiye'den iki otobüsle Mirac'ı orada yaşayanlar göz yaşartıcı idi. Ay-Yıldızlı tişört ve kalpler taşıyorlardı. 62 vatandaşımızın 40'ının İzmirli oluşu birilerine mesaj olmalı. Demek ki kimilerinin 'Gavur' demesiyle inançlar yıkılmıyor. Bu mesajı da gerekli makamın aldığına inanmak istiyoruz. Türk ve Müslüman sentezi' önemli. Öbür ekranların bir bölümünü şaşkınlıkla takip ettik. 'Hazreti Muhammed'in göğe yükseldiğine inanılan gece' kurguları yaptılar. Demek ki bunlar ateist. Hatta kimileri merhum Orhan Şengürbüz için 'Toprağı bol olsun' bile dediler. İnançlı olmak zorunda değiller, ama bilgililik şart. Aksi halde kendilerine başka iş bulsunlar. Örneğin, 'Besicilik'. Önemli notu ise Hüseyin Movit'ten aldık:
'Ayakta uyuyup da otellere gereksiz yere para ödeyen TRT yetkilileri, ekrana çinko damlı Mescid-i Aksa yerine altın kaplama kubbeli Kubbetüs Sahra'yı getirdiler. Murat Bardakçı'nın yıllar önce Hürriyet'te yaptığı hatayı bu kez TRT tekrarlamış oldu.' (Burhan Ayeri, Akşam, 28.07.2009)
 
 
DİLİN ÖNEMİ :
"Dilin önemi nedir?" diye sormak, "Havanın önemi nedir?" veya "Suyun
önemi nedir?" diye sormak kadar abestir. "Dil" deyince tabii ki akla
ilk gelen insanın ana dilidir. Ana dilimiz ise günlük hayatımızda
düşünce ve duygularımızı etrafımızdakilere iletmek ve onlarla ilişki
kurmak; işimizi gücümüzü görmek, icabında milyonlarca insanı yönetmek;
tarihimizi, nereden gelip nereye gittiğimizi öğrenmek; bilgi edinmek,
bilim, şiir, edebiyat, felsefe, teknoloji alanındaki birikim ve
gelişmeleri takip etmek için bir araçtır. Dil, insanlara mahsus bir
sözlü ve yazılı semboller (simge) sistemidir.

İnsan belki dil olmadan da düşünür, hayal kurar, rüya görür ama
konuşamayınca kimseyle ilişki kuramaz; hiçbir şey öğrenemez ve hiçbir
şey yapamaz. Evet, bazı hayvanların ve özellikle arıların kendilerine
mahsus ilkel bir iletişim sistemleri vardır ama konuşan tek canlı,
insandır. Bugünün tahsilli insanı, kendi dilini, dünyadaki yerini,
başka dillerle ilişkisini, söz varlığını ve dilini, o dili yapan
çeşitli politik, sosyal ve kültürel faktörleri bilmek zorundadır.

Evet, dilini çat pat bildiğiniz ve onunla Tarzanca misali ifade-i
meram edebildiğiniz bir ülkede yaşayabilir ve temel ihtiyaçlarınızı
giderebilirsiniz. Alt tarafı, işaret, mimik de bir dildir... Ama ot
gibi veya hayvan gibi yaşarsınız.
 
Diyeceksiniz ki "Bunlar doğru da, Türkçeyi iyi kötü bilmek ve
meramımızı ifade edebilmek yeterli değil midir? İlle de dil bilgisi
kurallarına imla, telaffuz, vurgulama kurallarına riayet etmek şart
mıdır? "Ameliyat" yerine "amaliyat", "hukuku" yerine "hukuğu",
"mahzur" yerine "mahsur", "çok" yerine "oldukça", "Bugün çok
yorgunum" yerine "Yorgunum çok bugün ben" desek ne çıkar? Çok şey
çıkar!

Dil bir milletin bir halkın kimliğidir, medeniyet seviyesinin bir
göstergesidir. Kabilelerin dili ilkel, kelime hazinesi çok sınırlı ve
kuralları belirsizdir. İleri dillerin ise, hangi büyük dil ailesine
mensup olurlarsa olsunlar, ifade kabiliyetleri yüksektir, söz varlığı
zengindir, edebiyatları cihanşümuldur, kuralları kesindir.

  Bugün Fransızca hakkında, dilin bütün veçhelerini kapsayan, yüzlerce,
binlerce kitap yazılmıştır. Sözlükleri, ansiklopedileri sayılamayacak
kadar çoktur. En küçük ayrıntılar, incelikler üzerinde durulmakta ve
tartışılmaktadır. Gazetelerde, kitaplarda, devlet adamlarının,
politikacıların konuşmalarında, mahkeme kararlarında,
radyo-televizyon yayımlarında, dizgi hataları ve tek tük sürç-i
lisanlar dışında, yanlışlara rastlamak mümkün değildir. Türkçe de
tarihin derinliklerine kök salmış ileri zengin mantıklı, ifade
kabiliyeti yüksek bir dildir. O dille yazılmış şiirimiz, edebiyatımız
kendini dünyaya kabul ettirmiştir. Onun sayesinde Türkler çeşitli
Devletler, İmparatorluklar kurmuşlar ve asırlarca yönetmişlerdir.

  Dilimiz en kıymetli hazinemizdir. Ama eğer bugün içinde bulunduğu
perişan durumdan kurtulamazsa çok geçmeden bu zenginliğini, bu
mantığını bu güzelliğini kaybedecek ve Türk milletine layık bir dil
olmaktan çıkacaktır. Bu da bizim dünya nezdindeki itibarımızı
sarsacak, medeni (uygar) seviyemizin küçümsenmesine yol açacaktır.

  Bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı "meşrutiyet" ile "meşruiyet"i,
"hükümranlık" ile "hükümdarlık"ı, "güven" ile "güvenliği" (güvenlik
oyu!), "portakal" ile "elma"yı, "şeker pancarı" ile "turp"u
karıştırabiliyor, "Sizleri Allah'a emanet ediyorum" yerine, "Allah'ı
sizlere emanet ediyorum" ve "Kur'an kurslarını kapattılar" demek
varken " Ezan kurslarını kapattılar" diyorsa,  hem ne dediği
anlaşılmayacak, hem alay konusu olacak, hem de yabancı ülkeler
nezdindeki saygınlığı sıfıra inecektir. Bugün bir tek medeni millet
gösteremezsiniz ki diline itina etmesin, onu gözünün bebeği gibi
korumasın, yanlış ve hoyratça kullanılmasına isyan etmesin.

  Ünlü   İngiliz   Başbakanı   Winston   Churchill 1953'te "Nobel Barış"
değil, "Nobel Edebiyat Ödülü"nü kazanmıştır. Bir iki biyografi ve anı
kitabı dışında da öyle Disraeli gibi edebî eserleri yoktur. Ama
İngilizceyi çok iyi kullanmıştır ve 2. Dünya Harbi sırasında milleti
üzerindeki büyük nüfuzunu bir ölçüde o dille yaptığı konuşmalara,
nutuklara borçludur. Atatürk'ümüz de büyük bir dil ustasıydı ve
milletini sözleri ile yönetmiş, bir çok insanı etkili ve çarpıcı
sözleriyle yaptıklarının doğruluğuna ikna etmiştir. Bir de bugünün
aynı şeyleri temcit pilavı gibi tekrarlayan ve bol bol dolgu
kelimeleri kullanan dil fukarası politikacılarına bakın! (Hüseyin
Movit, Suçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın
2008)
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
 
    
Genç Medyacılara Yol Haritası (116) - 08.02.2012 14:08:40 Genç Medyacılara Yol Haritası (115) - 30.01.2012 09:06:04 Genç Medyacılara Yol Haritası (114) - 23.01.2012 09:05:42 Genç Medyacılara Yol Haritası (113) - 16.01.2012 09:22:19 Genç Medyacılara Yol Haritası (112) - 09.01.2012 09:08:55 Genç Medyacılara Yol Haritası (111) - 02.01.2012 08:55:24 Genç Medyacılara Yol Haritası (110) - 26.12.2011 12:31:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (109) - 19.12.2011 11:41:00 Genç Medyacılara Yol Haritası (108) - 09.12.2011 11:58:58 Genç Medyacılara Yol Haritası (107) - 28.11.2011 09:38:50 Genç Medyacılara Yol Haritası (106) - 21.11.2011 14:30:25 Genç Medyacılara Yol Haritası (105) - 31.10.2011 13:03:34 Genç Medyacılara Yol Haritası (104) - 24.10.2011 11:27:36 Genç Medyacılara Yol Haritası (103) - 17.10.2011 12:38:43 Genç Medyacılara Yol Haritası (102) - 11.10.2011 10:15:47 Genç Medyacılara Yol Haritası (101) - 03.10.2011 14:15:13 Genç Medyacılara Yol Haritası (100) - 26.09.2011 11:30:31 Genç Medyacılara Yol Haritası (99) - 19.09.2011 12:50:02 Genç Medyacılara Yol Haritası (98) - 12.09.2011 15:04:06 Genç Medyacılara Yol Haritası (97) - 05.09.2011 17:37:28 Genç Medyacılara Yol Haritası (96) - 28.08.2011 08:43:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (95) - 22.08.2011 16:38:54 Genç Medyacılara Yol Haritası (94) - 15.08.2011 09:55:08 Genç Medyacılara Yol Haritası (93) - 08.08.2011 10:11:48 Genç Medyacılara Yol Haritası (92) - 01.08.2011 10:58:04