Genç Medyacılara Yol Haritası (161)

Medyaloji.net » pr » Genç Medyacılara Yol Haritası (161)
Genç Medyacılara Yol Haritası (161)

Medyaloji yazarı ve Türkçe Gönüllüleri- Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı / Eleştirmen Hüseyin Movit, medyada dilin hatalı kullanımı ile ilgili tespitlerine devam ediyor.

Kısa Kısa

 *  Güngör Uras, Mlliyet, 09.05.2013: "Ama bir sürü yorumcu, 'Bu hata yüzünden milyonlarca insan işini kaybetti' diyor."

  İnsanlardan "sürü" ile bahsedilemez.

  Sürü: "Evcil hayvanlar topluluğu."

Mehmet Tezkan, Milliyet, 09.05.2013: "1 Mayıs'ta  Taksim'e eylemcilere kitlendik, çekilen sıkıntıları pek görmedik.."

   "Kilitlenmek" fiili, Mehmet Tezkan'ın kaleminde "kitlenmek" oluvemiş!

 

* Tayfun Talipoğlu, atv, 08.05.2013/22.18: "Hasatın yükü omuzlarında."

   "Hasat" kelimesine sesli harf ulandığında "T" harfi yumuşad ve "D" olur.

  Doğru seslendişrme:  hasadın...

 

Akşam, 31.05.2012: "İbrahim İskender Kuşhan: Stanford, Yale, Rice ve British Kolombiya Üniversitesi...Oğuzhan Can: Toronto ve British Kolombiya Üniversitesi..."

   Başkenti "Bogota" olan Kolombiya ile ABD'nin Güney Karolayna  eyaletinin merkezi Columbia'yı karıştıranlar hızla çoğalıyor.

 

Zübeyde Yalçın, Akşam, 29.04.2002: "İsrail bana komple kurdu.", "Bugüne kadar hep kendi tabiriyle 'komple' savunması yapan Seydaoğlu...", "'Filistin'e gittiğim için bana komple düzenlendi' dedi."

   "Komple" ile "komplo"yu karıştırma sırası Zübeyde Yalçın'a gelmiş olacak ki...

  Komple: Üstün nitelikleri kendinde toplayan, mükemmel.

  Komplo: Düzen.

 

* Güngör Uras, Milliyet, 07.05.2013: "ABD’de çoğu Meksika ve Güney Amerika'dan 12 milyon dolayında kaçak göçmen var."

  "Göçmen" yasal bir statüdür. Bir kişi hem göçmn hem de kaçak olabilir mi?

  Doğru ifade ... kaçak var.

 

* Hürriyet, 02.02.1998: " Römork tarafından çekilen gemi, önceki gece Boğaz'dan geçerken su alarak yan yattı."

  Römork gemiyi nasıl çekebilir. Gemiyi çeken "römork" değil, "römorkör"dür.

  Römork: Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt

  Römorkör: Yedeğinde özellikle deniz taşıtı götüren taşıt

 

* Cem Küçük, Yeni Şafak, 05.05.2013: "Tabii Horzum'un arkasında İbrahim Türker vardı ve bu skandaldan elde edilen para 1988'deki Özal suikastinde kullanıldı.", "Özal suikastini organize ettikleri iddia edildi."

  Doğru ifade, "Özel suikastı" değil, "Özal'a suikast girişimi"dir

 

* Hürriyet, 17.04.2000: "Müdüre taktirname", "...Emniyet Müdürü Cevat Cihan Küçük'ü, başarılı çalışmaları nedeniyle taktirnameyle ödüllendirdi."

  "Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge" anlamındaki kelime "taktirname" değil, "takdirname"dir

 

* Güngör Uras, Milliyet, 05.05.2013: "Mezuniyet törenleri mayıs aylarında şehirde sosyal ve ekonomik hayatın canlanmasına neden oluyor."

  Sosyal hayatın canlanması olumlu bir durumdur. Kullanılması gereken fiil, "neden olmak" değil "sağlamak" olmalıydı.

  Doğru yazım: ... canlanmasını sağlıyor.

 

* Sabah, 04.05.2013: " Hollandalı yıldızın daha önce de Ultrecht'teki iki arkadaşını dövme girişiminde bulunduğunu hatırlattı."

  Bir kentin adını yazamayan haberci! Kentin adı, "Ultrecht" değil "Utrecht"tir.

  Editörümüz tarih dersinde ""Utrech ve Rastatt" Antlaşmalarını öğrenmediyse...

 

* Şebnem Sunar Küçük, atv, 04.05.2013/19.19: "Sis İstanbul'u felç etti."

  Spikerimiz ulama kuralına uymuyor. Doğru seslendirme: "FEL-CET-Tİ"

 

* Çetin Altan, Milliyet, 28.06.2011: "Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası tarafından genişletilmeye çalışılmışsa da..."

  "Fırka" (parti), ile "fıkra" (Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik)'yı karıştırma sırası Çetin Altn'a gelmiş olacak ki...

  Çetin Altan yazılarını faks ile gönderir. Faksı bilgisayara geçiren kişi, "fırka" da neymiş diyerek, kelimeyi "fıkra" olarak yazmış olabilir!

 

* Orhan Gencebay, Star TV, Pop Star, 02.05.2012/20.43: "Nüans, süsleme demektir."

  Orhan Gencebay yanılıyor. "Nüans"ın anlamı, "ince ayrım" demetir. (bk. Türkçe Sözlük-TDK)

* Serdar Ortaç, Star TV, Pop Star, 02.05.2013/20.43: "Orhan Gencebay altı verseydi, olay olurdu."

  "Yangın yandı", "ölü öldü" şimdi de "olay oldu" "Olay" meydana gelir ya da vuku bulur....

 

* Hürriyet, 24.03.2001: "Yine Kıbrıs'a dönersek, Londra ve Zürih Anlaşmaları iki toplumlu bir devlet öngörüyordu:"

  "Londra ve Zürih Antlaşmaları", Hürriyette, "Londra ve Zürih Anlaşmaları" oluvermiş!

* Hasan Pulur, Milliyet, 05.05.2013: "Hayır, ne seyirci, ne gazeteci, ne yazar ne çizer böyle yapmadılar, birkaçı hariç..."

  "Ne. ne..." tekrarlamalı bağlaç kullanıldığında fiil olumlu olur!

 

ÇAKMA DEDEKTİF

Çakma Dedektifimiz Müge Anlı, Üzeyir Kaya cinayetini soruşturuyor. (atv, 09.05.2013)

Programa telefonla katılan Sadullah Bey, dere kenarında içki içenleri sayarken (kimi şarapçı, kimi rakıcı kimi de biracı 4-5 kişi), iş güç sahibi bir beyin eşi olan Yugoslav göçmeni Amanda'nın adını da veriyor.

Programda, ekrana yüzü buzlanarak verilen Amanda Hanım da var.

Çakma Dedektif, Amanda'nın mimiklerine ve konuşmasına bayılıyor. (Amanda gerçekten konuşma -özellikle vurgularda- ve mimikte Müge Anlı'ya on çeker.)

Bayılıyor bayılmasına da 16/17 yaşındaki konuklarına sorduğu acımasızca soruyu Amanda'ya soramıyor: Köpek gezdirmek amacıyla dere kenarına gidiyorsun da bu kişilerin arasında ne işin var?

Nabza göre şerbetçi Müge Anlı.

Beleş olduğu için her gün kuaförde saatlerini harcayan Çakma Dedektif (!) yakında o üç tel saçını da kaybederse ne olacak?

 

KES BİİR YAĞLI OLSUN

Her şeyi ben bilirim havalarındaki Hıncal Uluç'tan inciler:

"Bu Galatasaray şampiyon da olamaz, bu Galatasaray Schalke'yi de geçemez. Zerre kadar umudum yok" (Fotomaç, 06.03.2013)

Atılan kıtırlara cevaplar:

1- Bitime iki hafta kala Galatasary şampiyon oldu.

2- Galatasaray Schalkeyi de geçti.

Şimdi de Hıncal Uluç'un    tarihli yazısını okuyalım:

Bu seneki lige baktığımız zaman Galatasaray aslında iki hafta kala değil altı hafta kala falan şampiyonluğunu ilan etmeliydi. Öyle olmadık puanlar hediye ettiler ki son iki haftaya sıkıştı lig... (Sabah, 07.05.2013)

 

GÖÇMEN, MÜLTECİ VE KAÇAK ARASINDAKİ FARK

Milliyet yazarı, hem "kaçak göçmen" hem "yasal göçmen" hem de "kaçak işçi"den bahsediyor 10.05.2013 tarihli yazısında. Suriyeli göçmenlerden de bahsederek.

1- Bir ülkeye yasal olmayan yollardan girenlere "kaçak"

2- Kaçak yollardan yurda girip bir işte çalışanlara "kaçak işçi";

3- Siyasi nedenlerle bir ülkeye sığınan kişiler "mülteci/sığınmacı",

4- Gittiği ülkede vatandaşlık başvurusunda bulunan ve vatandaşlığı kabul edilen kişiye de "göçmen/muhacir" denilir.

Güngör Uras bu bigilerden habersiz "kaçak göçmen" diyor, "yasal göçmen" (tamamaen palavradır) diyor. Suriyeli göçmenlerden bahsediyor!

"Suriye'den kanuni ve de kaçak göçmen akımı başladı." diyor. Diyor da diyor; ama gerçekleri bilmiyor..Gelen Suriyeller "göçmen" değil, "mülteci"dir. Gel de bunu Güngör Uras'a anlat bakalım.

 

UYARILARA KULAK ASMAYAN MÜGE ANLI

02.03.2011'de, "Hem madden hem manen ailelerine de yazık." dediği için kendisini

29.03.2011'de uyarmıştık. Uyarılarımızı hiçbir zaman dikkate almayan Müge Anlı, hatasına devam ediyor: "Madden baktığımızda..." (atv, 30.04.2013/10.25)

"Maddi bakımdan, manen karşıtı" anlamındaki kelime "madden" değil, "maddeten"dir! Müge Anlı birçok kelimenin ne şekilde seslendirileceğini bilmiyor! Müge Anlı, konuklara sık sık uyarıda bulunur ve marka ve firrma adı söylemeyin diye uyarır. Uyarır uyarmasına da "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı" misali, "Banyonun Duşakabin'i bire bir aynı." derr! "Duş kabini" demek varken, tescilli markadan bahsederek bedavadan reklamını yapıyor..

 

HELAL SANA KOSOVA

Kosova Havalimanı'nda Justin Bieber denilen ne oldum delisi olmuş sözümona sanatçıyı, donuna kadar soyup arayan, daha dünkü devletin memurlarını kutlamak gerekir.

Helal sana Kosova.

 

EKRANLARIN İFADE ÖZÜRLÜ SUNUCUSU

41'ine merdiven (Kendi ifadesine göre 40'ına) dayamış Müge Anlı, her şeyi ben bilir ben söylerim havalarında, ne Rahmi Özkan'a ne de Arif Verimli'ye hak ettikleri kadar süre veriyor ve Türkçenin kafasını gözünü yara yara program sunmaya (!) devam ediyor.herkesin lafını kesiyor.

Hele bir de Avukat Rahmi Özkan'ın seyirciler tarafından çılgınca alkışlanması yok mu, Müge Anlı'yı çıldırtıyor! O yüzden Rahmi Özkan'ın konuşmasına fırsat vermeyip ikide birde konuşmasını kesiyor.

Gelelim Müge Anlı'nın döktüğü incilere: (Eleştirilerimiz paranteziçinde

- O kapıda dururum,bir Allah'ın kulu da beni ayır edemez. (O kapıda dururum, bir Allah'ın kulu da beni oradan ayıramaz.)

- Ne zaman öleceğimiz belli. (Herkes, "Ne zaman öleceğimiz belli değil." der Müge Anlı desteksiz atar.)

- Allah'tan annem bugün bizi izlemiyor, bu işlere çok kızıyor. (Müge bu, her programda annesinden ve anneannesinden bahsetmezse olmaz. Anasının görgülü kuşu.)

- Mesut'u birine benzetiyorsanız Emniyet'e haber veriniz. (Yüksek ilkmektep mezunlarına yakışacak cümle.)

- Hani bir film vardı ya 50 kere seyretseniz anlayamazsınız, Magic. (Müge Hanım herkesi kendi gibi sanyor!)

- Komşunun kapıya çalmasıyla. (Eh o kadar da olacak!)

- Şu mektubu bir dinleyelim. (Dinlenen mektup!)

- Dört insanın da dört kocası ölünce... (Leya Hanım'ın dört kocası

ölmüş, ifadeye bakın...)

- 82 yaşındaki adama hep aşure yedirirseniz oooohh (İhtiyarın azacağından bahsetmek bu kadar olur!) (atv, 06.05.2013)

Ayrıca, Müge Anlı saçlarıyla bozmuş. Lüle lüle saçlarını her kafa hareketinde öne alıyor, biraz sonra sıkılıp onları geriye atıyor, üç dakika sonra aynı hareketler... Amaaan hiç çekilmiyor... Bir de son günlerde tırnaklarını emmesi yok mu? Öööggh...

 

DENİZ GEZMİŞ'İN İDAMI HAKKINDA

Önce Soner Yalçın'ın yazısını okuyalım:

"...

CHP idamları Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Anayasa Mahkemesi raportörü CHP’nin başvurusunun reddedilmesini istedi. Mahkeme, raportörü dinlemedi; TBMM’nin kararını usul yönünden bozdu.
İdamlar 24 Nisan 1972’de yeniden TBMM gündemine geldi.
Necmettin Erbakan İsviçre’ye gittiği için oylamaya katılmadı. İki MNP’li yine idam lehine oy kullandı.
Bu arada bir önceki oylamaya katılmayan Alparslan Türkeş, Prof. Aydın Yalçın, Zeki Çeliker gibi bazı milletvekilleri bu kez idam lehine el kaldırdı. İdam isteyen milletvekili sayısı 245’ten 275’e çıkmıştı.
Ve Senato’daki oylama sonucu da kararı değiştirmeyince, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 6 Mayıs 1972’de idam edildi.
Yani...
Her milletvekili bilmelidir ki, aradan yıllar geçse de, Meclis’te kaldırdığınız o elinizin vebali bir gün gelir yakanıza yapışır, işte böyle...(Hürriyet, 25.07.2010)

Soner Yalçın okurlarına eksik bilgi veriyor; zira CHP, verdikleri itiraz dilekçesiyle kararı usulden bozan Anayasa Mahkemesi'ne eksikleri gideriilmiş yeni bir itiraz dilekçesi göndermemek suretiyle Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in idamlarına da seyirci kalmıştı. (Hüseyin Movit, Suçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın-2008)

 

TORPİLCİ JÜRİ ÜYESİ
Pop Strar'ın hamam anası (İri yarı, güçlü ve şişman kadın) Bülent Ersoy, oylamadan önce tercihini belirttiği için kendisini uyaran yarışmacı Ahsen'e verdiği cevap: "Ben tercihimi belli ederim." (Star TV, 02.05.2013/21.49)

Hayır efendim, diğer jüri üyeleri etkilemeye hakkınız yok!

Ha, bu arada Bülent Ersoy'un bir görüşünü de aktaralım: "Biraz çatlak olduğum normaldir!" (Aynı yarışmada, 21.12)

 

"KUPLE" Mİ "GUBLE" Mİ?
Star TV'de jüri üyeliği yapan Orhan Gencebay konservatuar mezunu ve tenor saksofon sanatçısı olduğunu unutuyor ve "kuple" demek varken "guble" diyor!

Sevcan Orhan, "Kısa bir guble mi derler bukle mi derler ..." (TRT-İnt,28.04.2008/22.35) dediğinde gülüp geçmiştik de...

Kuple: Bir şarkıyı meydana getiren ve bir nakaratla sona eren bölümlerden her biri.

 

FENERBAHÇE GÖNÜL KOYMUŞ
Ziraat Türkiye Kupası'nda, yarı final oynayan Fenerbahçe Eskiehirspor'u penaltılarla 4-1 yenmiş.

Yenmesine yenip finale kalmış da, Akşam gazetesinden Kaan Kavuşan''ın birinci sayfaya attığı başlığa bakın: "Fenerbahçe finale Gönül' koydu."

Bu da yetmemiş, spor sayfasında hata tekrarlanmış: "(Fenerbahçe-Eskişehirspor) Fenerbahçe finale 'Gönül' koydu."

Gönül koymak: Gücenmek, alınmak, darılmak...

 

Hİ (HAY) DİYEMEMİŞ
Ekranda 16/17 yaşlarında genç bir kız. Çılgınlar gibi dövünüyor. Neymiş? Şımarık Bieber'i görememiş, yırtınıyor: "Sabahtan beri bekliyoruz, bize bir hay bile diyemedi" (Kanal D, 02.05.2013/19.36)

Allah akıl fikir versin...

KURNAZ TİLKİ

Nizami atılmayan bir taça göz yuman, Fenerbahçeni attığı gollerdeki fauleri görmeyen, gözünün önünde Emre'nin Melo'ya yaptıklarını es geçen, devre arasında TV'den yaptığu hataları görünce vicdan azabıyla (o da varsa) Riera'nın Kuyt'a yaptığı harekete penaltı çalmayan kurnaz tilki Cüneyt Çakır.

Kurnazlığı nereden mi geliyor? Tabii ki (kendine göre) denge sağlamak amacıyla Fenerbahçe'nin penaltısını vememesinden.


Not:Eleştirilen kişiler, cevap hakkını kullanabilirler...

Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
pandispanyagazetesi@gmail.com

www.delikanlisozluk.com

YORUMLAR