Hüseyin MOVİT
Genç Medyacılara Yol Haritası (15)
12/1/2009 12:37:40 PM
YANLIŞI BULUN :
Anarşitler Alexis için eylemdeydi. (Bawer Çakır, bianet.org, 20.12.2008)
 
1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 15.11.2009)
 
 Muaviye, Peygamber’in torunu Hazreti Ali ile hep çekişirmiş... (Hasan Pulur, Milliyet, 22.11.2009)
 
Derginin Genel Yayın Müdürü Doğan Şener, ‘Kız olmasın, erkek olsun’ dedi. ‘Tamam’ dedim. ‘Gazetecinin tipini çiz, hemen anonslayalım’ dediler. (Murat Menteş, Star gazetesi, 29.06.2008)
 
2 Kasım'da Lombardia Eyaleti "Milano'yu Milano yapan 15 insan"ı seçmiş.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.11.2009)
 
 Atlas Group aracılığıyla Lübnan'da yaşanan sivil savaş dönemine tanıklık etmemizi sağladı. (Ayşegül Sönmez, Sabah, 11.08.2006)
 
 Gelin’in anne-babası Can-Ayşe Gürzap çifti ile damadın anne-babası Kurtuluş-Sevil İnanır çifti davetlileri kapıda karşıladılar. (Hakan Sadıç, Star gazetesi, 07.07.2008)
 
 Tepelerinde şöyle veya böyle asılmış bir elektrikli ya da gazlı ısıtıcı ile vücutlarının sadece alete dönük yanları ısınan, öbür tarafları donan, böylece, ısı dengeleri bozulduğu için hastalığa daha da açık hale gelen insanlar bunlar.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.11.2009)
 
Libya'nın Başkenti Trablus'a gelen Başbakan Erdoğan'ı....(Gülgün Çimen, TRT Radyo 4, 24.11.2009/12.00)
 
Bir kakafoni cazbandı (Çetin Altan, Milliyet, başlık, 27.06.2009)
 
 "Kuvvetler ayrımı ilkesinin temelleri", "Locke’daki kuvvetler ayırımı düşüncesi; yasama iktidarı, yürütme iktidarı ve federatif iktidar şeklinde bölümlenir. (Sinan Özbek, Taraf, 20.06.2008)
 
Kara Todori Paşa'nın istiareye yatmak gibi bir marifeti de varmış, ... (Hasan Pulur, Milliyet, 03.11.2009)
 
Bu fuar (TÜYAP), eskiden Tarlabaşı'ndaydı. İçerisi biraz sıkışık ve karışık olsa da, oraya gitmek hem kolay hem de keyifliydi. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 11.11.2009)
 
Yapılan onca kıyım, katliam ‘Vakay-ı adliye’den sayılmaktadır... (Selma Ağabeyoğlu, www.evrensel.net, 02.07.2003)
  
 
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
TBMM’nin muhabbeti bozuldu. Bu huzursuzluğu gidermemiz gerekiyor. (www.internethaber.com, 17.11.2009) (Bozulan "TBMM'nin muhabbeti" değil, "TBMM'nin mehabeti"dir. Muhabbet: Dostça konuşma, yarenlik; mehabet: Büyüklük, ululuk, yücelik)
 
"Gerek duyduğu anda Jandarma dinliyor, polis, MİT ‘te dinliyor", "Belki içleri biraz acır, biraz vicdan azabı çekerlerda geri kalanını bırakırlar diye..." (Mehmet Ali Birand, Hürriyet, 18.11.2009) (1. yanlış: "...MİT'te dinliyor" değil, "...MİT de dinliyor." 2. yanlış: "... biraz vicdan azabı çekerlerda..." değil, "... biraz vicdan azabı çekerler de..."
 
..... şeyler ve bir takım zınni anlamalara bağlı oldukları için politikada ortaya ... (www.candundar.com.tr/inex.php?Did=5201) (1. yanlış: "kimi, bazı" anlamındaki sıfat "birtakım" şeklinde yazılır. "Fenerbahçe korkulacak bir takım" denilir de... 2. yanlış: "Kapalı olarak yapılan ya da söylenen, dolayısıyla anlatılan; kapalı, gizli" anlamındaki kelime "zınni" değil, "zımni"dir!)
 
... baysikıl kik yapsaydı... (Banu Yelkovan, CNN Türk, 29.09.2008/20.50) (Banu Yelkovan, "röveşata" demek varken, kelimenin İngilizcesini (bicycle kick) kullanıyor.)
 
Hürriyet yazarı Sayın Ahmet Hakan Coşkun'un 23 Ekim tarihli yazısını okuyunca, olan bitene inanmak istemedim. (İbrahim Tenekeci, Millî Gazete, 28.10.2009) ("Gün", "ay" ve "yıl" belirtilmeden "tarihinde" denilmez!)
 
"Oyunun kontrolu bizde...", "Kontrollu hücumlar...", "Kontrolumuzdaki maç..." (Ömer Üründül, TRT TV 1, 24.03.2007/22.00) ("Kontrol" kelimesine sesli harf ulandığında yazımı "kontrolü", "kontrollü" ve "kontrolümüzdeki" şeklinde olur.)
 
O zamanlar "genetiği değiştirilmiş organizmalar" olmadığından... (Engin Ardıç, Sabah, 08.11.2009) (Değiştirilenler "genetik" değil, "gen"dir. Genetik: Kalıtım bilimi; Gen:İçinde bulunduğu hücre veya organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge.)
 
Hıncal Uluç, Sabah gazetesindeki köşesinde dün yine bana ithafen bir yazı yazmasa bu açıklamaya gerek görmeyecektim. (Defne Samyeli, Güneş, 04.05.2009) (Defne Samyeli, "hitaben" -Sözü birine yönelterek, hitap yoluyla- demek istiyor amma hiçbir sözlükte olmayan "ithafen" uydurmasını kullanmakta bir sakınca görmüyor.)
 
Kart Hamileri İstemedikçe Limit Artırılmayacak (www.haberler.com, başlık, 11.03.2009) (Site editörü, "hamil" -elinde bulunduran, üzerinde taşıyan- yerine, "hami"yi  -gözeten, koruyan, koruyucu, himayeci- kullanıyor.)
 
Ortalık da ne güvenlik, ne de polis var. (Erman Toroğlu, Hürriyet, 04.11..2009) ("Bulunma durumu eki" "ta", kelimeye ulanır: ortalıkta. Bu bir kuraldır.)
 
Laiklik konusundaki duyarlılığı hat safhada olan bir parti"nin genel başkanı, ... (Ahmet Hakan, Hürriyet, 11.06.2008) (Ahmet Hakan Coşkun da "hat" -Çizilerek oluşturulan iz, çizgi- ile "had"di -sınır,uç- karıştırıyor, birçok meslektaşı gibi.)
 
Sunay Polat otelde kaldı. O da memnun.. (Hıncal Uluç, Sabah, 04.11.2009) ("Sunay" adından sonra virgül konulmazsa, "Sunay Polat" isimli birinin otelde kaldığı anlaşılır.)
 
Ben gözlerimi oğuştururken orada, Şişli'de insanlar dayak yiyor.  (İsmet Berkan, Radikal, 02.05.2008) ("Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek" anlamındaki kelime "oğuşturmak" değil, "ovuşturmak"tır.)
 
Sazın gibi sinem dahi bir name zemindir. (Demet Akat, TRT Radyo 4, 01.11.2009/18.38) (Lemi Atlı'nın rast eserinin ilk dizesini: "Sazın gibi sinem dahi bir nağme–zenindir" dizesi, TRT spikerinin d,linde ne hâle geliyor!))
 
Kanalda kimseye para ödenmiyor... Ali Kırca'da maaş mağdurları arasında... (www.gazeteciler.com, 02.11.2009) ("Dahi" anlamındaki "da"nın ayrı yazılması gerekirken!!! Doğru yazım: "Ali Kırca da" 
 
Rüzgâr tribünü: rüzgâr ile elektrik enerjisi üretmeye yarayan mucize alet. bir kere 2000 EUR veriyorsun on yıllarca cillop gibi 1000 W enerjin oluyor. hem de aylık olarak sadece cüzi bir gres yağı masrafın var.(www.uludagsozluk.com.2009) ("Tribün" ile "türbin"i karıştırma sırası "www.uludagsozluk.com'a gelmiş olacak ki..."
 
 Vakıflardaki irticai etkinlikler zaten, 'vakayı adliye haberi'... (Yaşar Sökmensüer, Hürriyet, 15.05.2008) ("Sıradan olay" anlamındaki tamlama, "vakayı adliye" değil, "vakayı adiye"dir.)
 
Nereye gidersem gideyim, oranın âdetlerine, yaşam biçimine, güzelliklerine gönül koyup geliyorum. (Alper Yetgün, Çukurova'dan, TRT Radyo 4, 25.06.2009) "Gönül koymak" deyiminin anlamı "gücenmek, alınmak, darılmak" olduğuna göre..."
  
 
HUKUKİ BELGESELİN İNCİSİ :

Sınırları dâhilinde kurmaca karakterlere de yer vermekle birlikte; o kurmaca karakterlerin beraberinde hukuksal ilişkileri de içeren bir tür belgesel niteliği taşıma iddiasında olup da, taşıdığı iddiayla bağdaştırılamayacak fahişlikte hukuki hataların sahipliğini üstlenmiş bir durum sergileyen, atv'nin ekranlarına getirdiği, "Hatırla Sevgili" denli bir başka diziye rastlanılabilir mi bilemem!

Bu dizideki hatalar, hemen hemen dizinin yayıma girmesiyle birlikte, dikkatimi çekmeye başlamıştı ama nedendir bilinmez, meseleye hep hoşgörüyle yaklaşmış ve yazmamıştım o hataları. Ama dizinin 26.01.2007 Cuma akşamı ekrana getirilen bölümünde sergilenen yanlışlıklar bardağı taşıran damla oldu ve hayli zamandan beri söz konusu dizi tarafından çileden çıkarılan benim, nihayet elime kalemi almamın nedenini teşkil etti.

Efendim, biz bir tarihte Latin Amerika dizilerinden birinde, bir kadınlar hapishanesi müdiresine, "Tutuklu mahkûmlar bu tarafa geçsin!" dedirtildiğini duyup, bu sözleri, "'tutuklu' ile 'mahkûm' ayrı ayrı sıfatlardır ve 'tutuklu', 'Henüz yargılanması devam edip, bu yargılanma süreci beraatla da sonuçlanabilecek'; 'mahkûm' ise 'yargılanması sona erip hüküm giymiş' kişileri betimlemek için kullanılan sözcükler konumundadır!" şeklinde eleştirmiştik de bu eleştirimizi okuyanların, "Ay siz yedinci sınıf dizileri mi izliyorsunuz?" şeklindeki alaylarına muhatap olmuştuk. İşte "Hatırla Sevgili", bir yandan hukuki bir belgesel olma iddiasını taşırken, bir yandan da o, yedinci sınıf Latin Amerika dizilerinde yapılan basit hukuksal hataları tekrarlamakta herhangi bir beis görmüyor.

Yozgatlı olduğu için Orta Anadolu şivesiyle konuşup Yassıada'daki duruşmaları yöneten Yüksek Adalet Divanı'nın Başkanı Salim Başol'un, "Sanıhlar getirildiler, bağlı olmayarah yerlerine alındılar, müdaafiler haazır, duruşmaya açıh olarak devam olundu" sözleri bugün bile kulaklarımda. "Hatırla Sevgili" ise Salim Başol'un sözlerindeki "sanık" sözcüğünü "mahkûm" yapmış.

Kardeşim, yukarıda izaha çalıştım, "mahkûm", "Yapılan yargılanması sonucunda hakkında karar verilmiş kişi" demektir ve siz birilerini yargılayarak cezalandırmışsanız hâlâ ne diye yargılamak için mahkeme salonlarına dolduruyorsunuz onları? Ha, bir suçtan yargılanıp hapse mahkûm olan bir kişi başka bir suçtan yeniden yargılanabilir ama bu kişinin, o yargılanma sırasındaki sıfatı yine de "mahkûm" değil, "sanık" olur!  (Hüseyin MoviSuçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın-2008)  
 
DİL MESELELERİ'NDEN :
"Şehbender sokağının adını, olmayan bir şeyhin ardından Şeyh Bender olarak değiştiren ..." (Emre Kongar, 14.8.2003 tarihli Cumhuriyet)
Kongar, Medya Notları'nda, Hüseyin Movit'in bildirdiği, "Mola Taşı Sokağı"nın "Molla Taşı Sokağı"na, "Şehbender Sokağı"nın da "Şeyh Bender Sokağı"na dönüştürülmesi gibi saptırmaları duyurmakla çok iyi ediyor. (Necmiye Alpay, Radikal, 05.09.2003)
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
  
Bu Habere Oy Ver :
 
 
 
PR ajansları sosyal medya iletişimi için nasıl bir yapılanmaya gitmeli?
Ajansların bünyesinde, sosyal medya uzmanları çalıştırılmalı.
%41
Ajanslarda çalışan tüm medya direktörleri, sosyal medya konusunda da uzmanlaşmalı.
%25
Tamamen farklı bir mecra; en doğrusu sadece sosyal medya odaklı çalışan ajanslar kurulması.
%22
Fikrim yok.
%11