09.11.2009 12:20:00YANLIŞI BULUN :
Farah Fawcett'i hatırlarım.. Charlie'nin Melekleri dizisi başlayıp, Farah ortaya atılınca bir yıl içinde tam 356 kez kapak olmuştu Amerikan dergilerine.. Dergiler Farah'ı yarattılar.. Farah onlara dergi sattırdı.. (Hıncal Uluç, Sabah, 25.10.2009)
Bu çıkışlar Türkiye’nin iç demokratik dengelerini sarstıkları gibi, dış ilişkileri de zehirleyici etkiler yaptılar. (Oral Çalışlar, Radikal, 25.10.2009)
Nouma, tahammüden suç işlemiştir. Yani önceden planlayarak yapmıştır. Bana göre tahammüden adam öldürmekle tahammüden suç işlemenin farkı yok...(arsiv.ntvmsnbc.com/news)
Vay, o bana kaşının üstünde gözün var dediydi 116 gün önce. (Nur Çintay A., Radikal, 11.06.2004)
Hafta sonu tatili içinde, ne başsavcılıktan, ne de Silivri Davası savcılarından bir açıklama gelmedi. (Hıncal Uluç, Sabah, 27.10.2009)
Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs'ta müzakereler ilanihayi devam edemez"... (www.trtitalian.com/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu...)
Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem/Ud kemanî çalmazsa aynalı körüğe de binmem. (Hasan Celal Güzel, Radikal, 25.10.2009)
... anılan planla ilgili bulgular, artık ‘iddia’ boyutunun ötesine geçmiş durumdalar. (Oral Çalışlar, Radikal, 25.10.2009)
İrticali olarak, şu dizeleri köy kahvesindeki halka ihticali olarak söylüyor. (Halil Atılgan, TRT Radyo 4, 31.01.2005)
Aptal ata binerse bey oldum sanır, şalgam aşa girerse yağ oldum sanır. (Şerif Ali Bozkaplan, www.turkishstudies.net/dergi/cilt1/sayi6)
Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı yuvarlak biçimde uçan araç. (Sesli Türkçe Sözlük, TDK, 20.10.2009)
Bir zamanlar Fenerbahçe’de ‘Alex’in varisi’ olabilir gözüyle bakılan genç Olcan Adın sahanın en iyisiydi. (Ercan Saatçi, Hürriyet, 19.10.2009)
Flaş sendromu sadece Türkiye’ye özgü değil yani; bu medya çarkını döndürmek için bütün dünyanın ha baba de baba flaşlanması gerekiyor. (Ece Temelkuran, Milliyet, 11.06.2008)
Choice Dergisi, kullanıcılara, cep telefonlarını kulaklarına götürmeden konuşmalarını ve vücutlarına değmeden üstlerinde taşımalarını sağlık verdi. (Hürriyet, 05.08.2000)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE) :
Arınç'tan Aşk-ı Memnu'ya "sapkın ilişkilere telkin ediyor" tepkisi! (www.superpoligon.com, 16.10.2009) ("Telkin etmek"in anlamı "aşılamak" olduğuna göre, "ilişkiler" kelimesine
belirtme durumu eki ulanır. Doğru yazım: "ilişkileri")
Zarar vermemeyi düşünen çalışanlarımız sürekli büyümeyi, verimliliği ve karlılığı destur edinmiş kafa yapısına sahiptir. (Sabah, 21.09.2005) (1. yanlış: Doğru yazım, "karlılığı" değil "kârlılığı"dır. 2. yanlış: "Destur" -izin, müsaade- kelimesi yerine, "düstur" -genel kural- kelimesi kullanılmalıydı.)
Sükût-u hayale uğradık. (Gülben Ergen, FOX TV, 30.10.2009/21.33) (Böyleliklle "sukut-u hayal/sukutuhayal" -hayal kırıklığı-, "sükût-u hayal=hayal susması"na dönüşüyor!!!)
Müjdeli haber var. (Pınar Öğünç, Radikal, 12.05.2007) ("Müjde"nin anlamı, "sevindirici haber" olduğuna göre, "sevindirici haber haber" anlamına gelecek, "müjdeli haber" tamlaması kullanılamaz.)
"-ADABI MUHAŞERETE UYACAKSINIZ-", "Hakim Köksal Şengün, 'Burada adabı muhaşeret kurallarına uyacaksınız' diye sanığı uyardı. Perinçek de 'Yasalara uyulmuyor. Adabı muhaşeret ne kelime' diye söze karıştı." (İsmail Saymaz/Umay Aktaş Salman, Radikal, 28.10.2009) ("Görgü kuralları" anlamındaki kelime "adabı muhaşeret" değil, "adabımuaşeret"tir. bk. TDK-Türkçe Sözlük)
"Kocatepe, 5 bin metrekare ve 25 bin kişi kapasite ile Türkiye'nin en büyük camii. 1969'da Adnan Menderes'in teşvikiyle yapımına başlanmış. (Aksiyon, 12.02.2007)
"Adnan Menderes", 1961 yılında vefat ettiğine göre Kocatepe, nasıl oluyor da 1969'da Adnan Menderes'in teşvikiyle inşa edilmeye başlanmış oluyor?)
El yordamıyla tur, Galatasaray, UEFA grubunun '0' puanlı takımı Wien'i evinde yenemedi. Ama yedek takımla Atina'ya giden Bordeaux, Panionios'u 2-0 geriden gelip 3-2 mağlup edince Cimbom ikinci tura yükseldi.. (Ebru Kılıçoğlu, Sabah, 20.12.2007) ("Yordam"ın anlamını bilmeyen Ebru Kılıçoğlu, "el yardımıyla" diyecek amma... Yordam: Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke. bk. TDK-Türkçe Sözlük)
"40 derece sıcakta paltoyla geziyor!", "Her giydiği olay olan Mary Kate Olsen, yapacağını yaptı. Sıcaklığın 40 dereceye ulaştığı Los Angeles sokaklarında kahvesiyle görüntülenen Mary, giydiği yerlere kadar uzun paltosuyla alay konusu oldu." (Takvim, 25.08.2008) (Kadınların, "manto" giydiğinden habersiz gazeteciler hızla çoğalıyor!)
Sahip olduğumuz bu ısı kontrol sistemi, bizim için ideal ısı derecesinin nasıl olması gerektiğini düzenli olarak bildirir. İnsan bu sayede çöl sıcakları ya ...(tr1.harunyahya.com/.../CANLILARDAKI_ANTIFIRIZ_SISTEMI_ ) ("Sıcaklık" yerine "ısı"yı kullanmak!!!)
...belediyeye ait göl manzaralı 164 bin metrekarelik alanı kabristanlık yeri olarak belirlediklerini ifade eden Çiftçi..." (Birgün, 21.05.2009) ("Mezarlık" anlamındaki kelime, "kabristanlık" değil, "kabristan"dır.)
"'... bunun karbon gazlarından kaynaklandığını biliyoruz' diyen Obama, 'Biz yakın gelecek için adım atmazsak, ısı dereceleri 3, 4, 5 derece ısınacak'. ." (www.cnnturk.com/2009/bilim...isinma/04/.../index.html - Önbellek - Benzer) (1. yanlış: "Sıcaklık" yerine "ısı"yı kullanma alışkanlığına bir başka örnek! 2. Yanlış: Isı dereceleri ısınacak!!! Nasıl ısınacaksa...)
"Egom hasta, yatak döşek yatıyor...", "Üzerinize afiyet… egom hasta, yatak döşek yatıyor." (Nazmiye Yılmaz, Yeni Şafak, 22.07.2007) ("Yorgan döşek yatmak" varken... Döşek: Yatak. bk. TDk-Türkçe Sözlük)
Sultanahmet Camii’nde avlunun batı girişinde yer alan demirden ağır bir kordon ise "mağdur olma padişahım, senden büyük Allah var" nidasının cisimleşmiş bir hâlidir esasen. (Suavi Kemal Yazgıç, Millî Gazete, 25.07.2008) ("Mağrur" yerine "mağrur"u kullanmak, münhasıran "Reha Muhtar"a ait bir ayrıcalıktır!!!)
Ercan Saatçi, Ertuğrul Özkök'ün kızı Gülümsün Özkök'ten boşandı. (www.superpoligon.com, 15.10.2009) (Boşanma dilekçesi vererek davayı kazanan Gülümsün olduğuna göre, kim kimi boşamış oluyor? Bir açıklayıveren çıksa da...)
YANLIŞ CÜMLE VE DOĞRULARI :
YANLIŞ : "Çankaya'da Zübeyde Hanım'la bitişik odalarda kalıyor ve
Zübeyde Hanım'ın 'O kızla evlen gözlerimi kapamadan göreyim' dediğini
duymuştu"
DOĞRU : a) "Çankaya'da Zübeyde Hanım'la bitişik odalarda kalıyordu ve
bundan dolayı da Zübeyde Hanım'ın 'O kızla evlen gözlerimi kapamadan
göreyim' dediğini duymuştu",
b) "Çankaya'da Zübeyde Hanım'la bitişik odalarda
kaldığından Zübeyde Hanım'ın 'O kızla evlen gözlerimi kapamadan
göreyim' dediğini duymuştu"
c) "Çankaya'da Zübeyde Hanım'la bitişik odalarda
kaldığı için Zübeyde Hanım'ın 'O kızla evlen gözlerimi kapamadan
göreyim' dediğini duymuştu"
(İpek Çalışlar, Latife Hanım, Doğan Kitapçılık, s. 80)
ŞEKERLİK'TEN :
Fatura çetesi çökertildi
Tek başına `Özel RTÜK` gibi çalışan ve basını tarayıp yanlışları bulan Hüseyin Movit, bulduğu yanlışlıkları yazarlara, muhabirlere, editörlere, program yapımcılarına ve sunuculara bildiriyor. Bunun için bütün gazeteleri okuyor, radyo ve televizyonları takip ediyor. Derdi, hatasız yayın. Yakaladığı hataları dosyalıyor, kasete alıyor, arşiv tutuyor. Bugüne kadar on binlerce hata yakalamış. Ne kadarının hatasını düzelttiğini sorduk, cevap şaşırtıcı: `Pek azı.` Yaptığı telefon görüşmelerini bile kayda aldığını söyledi. Evde kaset ve dosyalardan dolayı adım atacak yer kalmadığı için, ayrı bir yer tutmuş. Bu tabloya bakarak, yüksek miktarda telefon faturası ödediğini tahmin etmek zor değil. PTT görevlisinden, gelen faturaları eve değil, alttaki fırına bırakmasını rica etmiş. Eşi görmesin diye. Ancak bir gün, eşi ekmek almak için fırına inmiş. Fatura zarfını fırıncıya uzatan posta görevlisi, `Bunu da Hüseyin Bey`e verirsiniz` deyince; postacı, fırıncı ve Hüseyin Bey`den oluşan üç kişilik fatura çetesi bir anda ve kendiliğinden çökertilivermiş. Sonra ne olduğunu bilemiyoruz. Zaten çökertilen kaç çetenin akıbetinden tam olarak haberdar olabiliyoruz ki? Bir şekilde tatlıya bağlanmıştır herhalde. Zira Hüseyin Bey`in, dil bahsinden başka, tatlı işlerinden de iyi anladığını biliyoruz. (Mehmet Şeker, Yeni Şafak, 06.07.2005)
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen