



























Niyetimiz üzüm yemek mi, bağcı döğmek midir?... (Hasan Celal Güzel, Radikal, 15.09.2009) ("Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak" anlamındaki kelime "döğmek" değil, "dövmek"tir. bk. TDK-Türkçe Sözlük).
Eeesi şu.. Yaşın yanında kuru da yanmasın.. (Hıncal Uluç, Sabah, 17.01.2001) ("Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar" anlamındaki atasözü, "Yaşın yanında kuru da yanar" değil, "Kurunun yanında yaş da yanar"dır. bk. TDK-Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü).
Şu sırada Başbakan'ın, yapacağı açıklamalarla üslendiği misyonun ne olduğuna ilişkin bilgiler vermesi... (Koray Düzgören, Yeni Şafak, 27.08.2007) 8Koray Düzgören de "üstlenmek" ile "üslenmek"i karıştırıyor; birçok meslektaşı gibi.)
Üslenmek : "Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek." (bk. TDK-Türkçe Sözlük)
Üstlenmek: " Üstüne almak, yüklenmek, deruhte etmek." (bk. age.)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, dere öcünü alır. Neyden alıyor dere öcünü? (İsmet Berkan, Radikal, 12.09.2009)
(Bir zamanlar, TV haberciliği sırasında Zahit Akman, "neden" demek varken "neyden" derdi; sıra İsmet Berkan'a gelmiş olacak ki...)
Ney: "Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan bir üflemeli çalgı." (bk. TDK-Türkçe Sözlük)
Ne: "Hangi şey", "her şey", "birçok şey" (bk. age.)
Sonra tekrar hasbel kadar bulunduğunuz bir başka yerde yine bir olay meydana geliyor ve polis yine sizin DNA'nızı buluyor...(Yeşim Kasap Aksu, Radikal, 12.03.2005) ("Rastlantı sonucu olarak, tesadüfen" anlamındaki zarf, "hasbelkader" şeklinde yazılır.
İyiki doğdun Führer! (Yeni Şafak,Ertan Altan, 23.04.2007) ("Ki" bağlacı kelimeye bitişik yazılmaz!!! Bu bir kuraldır. bk. TDK-Yazım Kılavuzu)
Biliyorsunuz. Bu ekip, Akşam'da ki en düzeysiz tetikçi kalemin üzerinden... (Sevilay Yükselir, Sabah, 11.09.2009) ("Aidiyet" -iyelik- eki, kelimeye bitişik yazılır. Doğru yazım: "Akşam'daki")
2009 yılı Eylül’ünde bir Kasrı Kanco ve Mardin gecesinde neler dinlediğimizi yazmaya kalksak... (Cengiz Çandar, Radikal, 11.09.2009) ("Eylül" özel ad değildir, kesme işaretiyle ayrılmaz. Doğru yazım: "2009 yılı eylülünde")
Türk firmalarının Türkmenistan'ın bağımsızlık günlerinden bu yana 9 milyar dolara yakın taahhüt işi üslendiği tahmin ediliyor.
(Zaman, 03.10.2008) ("Zaman" da Koray Düzgören'e öykünüyor ve "üstlenmek" fiili yerine "üslenmek" fiilini kullanılıyor!)
Ayni şeyi 40 kişi yazabilir.. (Hıncal Uluç, Sabah,10.09.2009) (Hıncal Uluç, "aynı" -benzer- yerine "ayni" -para olarak değil, madde olarak verilen; gözle ilgili- kelimesini kullanmayı pek sever. Bir zamanlar, inatla ve ısrarla "Ekvador" yerine "ekvator"u kullandığı gibi. Neyse ki bu alışkanlığından son Dünya Kupası (Futbol) sırasında vazgeçmiş bulunuyor...)
İç borç faiz ödemelerinin GSMH (Gayri Safi Milli Hasılat) payı % 15,05 iken ülkemize döviz getiren ihracatta KDV iadesi % 0,61 gibi mukayese ...(archive.ismmmo.org.tr/.../ ) (İSMMMO yetkilileri GSMH'nin açılımında yanılıyor. Doğru yazım: "Gayrisafi Millî Hasıla". bk. TDK-Türkçe Sözlük)
Türkiye Cumhuriyetine yürekten bağlı yurttaşlarımızı da bu orana eklediğinizde TÜRK’lük karşıtı olanların azlığında azlığı olduğunu görürsünüz. (Namık Kemal Zeybek, Radikal, 09.09.2009) ("Dahi" anlamındaki "da"nın ayrı yazılacağını Sayın Zeybek'e bir kez daha hatırlatalım. Doğru imla: "Azlığın da azlığı...")
İşadamından alınan son haberde bu oldu... (Radikal, 09.09.2009) (Radikal de aynı gün Namık Kemal Zeybek'in yanlışını tekrarlıyor. Doğru yazım: "Haber de bu oldu."
"SUÇLULAR ARAMIZDA/MEDYACININ EL KİTABI"NDAN :
FRANKO DEĞİL, SALAZAR
Necmiye Alpay, kaleme aldığı ve Metis Yayınları´nın da çıkardığı "Dilimiz, Dillerimiz" adlı kitabının 92. sayfasında, "Franko İspanya´sında o kötü ünlü ´Üç F´ vardı yalnızca" demiş.
Gerçekten de "Ben halkı ´Fado, Fiesta ve Futbol´la yani ´Üç F´ ile yönettim" diyen, İspanya´nın eli kanlı diktatörü Franko değil, bir başka diktatör konumunda yer alan ama melanetlerini İspanya yerine Portekiz´de sergileyen, 28.04.1889´da Santa Comba Dao´da doğup, 27.06.1970´de Lizbon´da dünya değiştirmiş bir durumda bulunan Antonio Oliveira de Salazar´dır.
Necmiye Alpay´ın "Ben halkı ´Fado, Fiesta ve Futbol´la yani ´Üç F´ ile yönettim" sözünü Salazar´ın değil de Franko´nun söylemiş bulunduğu keyfiyetinin altını çizmesi, hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde yapılmış bir yanlışlıktır ama bu durumun, daha önce de özbeöz Türkçe konumunda ve de "Müfteilün fâilün müfteilün fâilün" vezninde yer alan "Ey ki hezar aferin, bu nice sultan olur/Kulu olan kişiler hüsrev-ü hâkân olur/Her ki bugün Veled´e inanuben yüz süre/Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur" u görmezden gelerek, Hazret-i Mevlânâ´nın onbinlerce beyitlik şiiri içinde, o şiirlerin Türkçe olan bir tekine bile rastlanılamadığını iddia etmişliğinden dolayı, adı geçenin "İlk hatası" sayılmamaklığı gereklidir. (Hüseyin Movit, Suçlular Aramızda/Medyacının El Kitabı, Avcıol Basın Yayın, İstanbul-2008
DİLYÂRESİ'NDEN :
Türkçe dostlarından
Cihannüma'da «Le Şener lokantasının ahçıbaşı» diye yazmış olmama (22 kasım), iki itiraz geldi:
1. Hüseyin Movit soruyor: «Le Şener lokantasının aşçıbaşısı» demek gerekmez mi?»
– Kelimelere bir çeşitten art arda iki ek getirilmesi Türkçe'nin pek sevdiği bir uygulama değil.
Nitekim -şı'dan sonra gelen -sı ekinde biraz zorlanıyor. Sonra «Bu bahçenin hanımelileri» değil, «hanımelleri» diyoruz; son hecedeki «i»yi düşürerek. Denizlili, Köprülülü demekten kurtulamazken Topkapısı'nı Topkapı'ya, Kadıköyü'nü Kadıköy'e çevirmişiz. Dilin zorlandığı noktalar.
Movit haklı: «takımın onbaşısı» dediğimiz gibi, «lokantanın ahçıbaşısı» demeliyiz. Benimki hatadır.
2. Bir okurum da (Oğuz Uçak) aynı cümledeki ahçıbaşı imlasına itiraz ediyor: «Tarık Usta aş değil de ah mı pişiriyor, diye soruyor; konuşma dilinde ahçı diyorsak, yazı dilinde de böyle demek mi lazım?»
Sözlükler her iki şekli de benimsemiş; imla kılavuzları da. Bence «ş» ile «ç»nin art arda söylenmesindeki güçlükten ileri gelme bir değişiklik. Ömer Asım Aksoy, ahçı'yı tercih ettiğini açıkça belirtmiş.
Bir hatamı da Cihan Oğuz yakalamış:
– «Nereden nereye? Tevekkeli «misafir umduğunu değil bulduğunu yer» demişler, diye yazdınız. Cümlenin «...dememişler» diye tamamlanması gerekmez miydi?
– İki elimi havaya kaldırıp hemen teslim oluyorum. Çok açık bir yanlış benim bu yaptığım, dikkatsizlik etmişim. Tevekkeli zarfı, ancak olumsuz fiillerle bitecek cümlelerin başında kullanılır.
Üçüne de teşekkür ederim. Kul hatasız olmuyor.
(Hakkı Devrim, Radikal, 24.11.2001)
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
pandispanyagazetesi@gmail.com