Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
Gazetecilik, gazeteciler olmadan da yapılabilir mi?
25.08.2010 12:04:08

 

Usta yazar Elias Canetti’nin, “mizah yazarları nasıl olmalıdır”ı anlatan yazısı, kanımca “gerçek gazeteci nasıl olmalıdır” sorusuna da cevap verir niteliktedir. Yazının “gerçek gazeteci”ye uyarlanmış hali nasıl olabilir diye merak ettim, denedim. Ortaya aşağıdaki yazı çıktı… 

Gerçek gazeteci cezanın doğasını değiştirir. Kendini yargıç olarak atar ama ölçütü yoktur. Kırbacı (kalemi) sonsuzdur ve en ücra yerlerdeki fare deliklerine kadar yetişir. O deliklerden aslında kendisini hiç ilgilendirmeyeni dışarı çıkarır ve onu sanki kendisine yapılmış bir haksızlığın öcünü alıyormuşçasına kırbaçlar.
 
Etkisi kaygısızlığından kaynaklanır. Kendini asla sınamaz. Çünkü kendisini sınadığı anda işi bitik demektir; kolları zayıflar, kırbacı elinden düşer.

O, adaletin ne olduğunu çok iyi bilir ama onu başkalarında asla bulamaz ve bulamadığı için de onu zorla alıp araçlarından yararlanır. Gerçek gazeteci her zaman bir tirandır, bunu olmak zorundadır, aksi takdirde saraylıların ve dalkavukların seviyesine düşer. Bir tiran olarak sevecenlik açlığı çeker ve sevecenliği gizliden elde eder.

Gerçek gazeteci, korkunçluğunu yüzyıllar boyunca korur. Onun işlevi, insani olanın sınırlarını, o sınırları acımasızca çiğneyerek hep yeniden belirlemektir. Böylece insanların arasında yaydığı dehşet, onları yeniden sınırlarına çekilmek zorunda bırakır.

Gerçek gazetecinin aslında kendinden nefret ettiği söylenir ama bu yanlış bir düşüncedir. Önemli olan onun kendini bir yana bırakmasıdır ve bu, bedensel deformasyon aracılığıyla ona daha kolay gelebilir. Bakışları başkalarının üzerine yoğunlaşmıştır, eylemleri tam kendisine göredir. Bu eylemler kendi bağlamında nefretten çok sevgi sergiler. Kendi eksikliklerini ve kusurlarını asla açığa vurmamak, bunları başkalarının anormallikleri arkasına daha iyi saklamak, onun için güçlü bir gereksinimdir…
 
Tüm bunların, günümüz için hayli abartılı tanımlamalar olduğunu kabul ediyorum. Hele Ali Atıf Bir Hocamızın deyimiyle “Türkiye’nin tırsık gazeteler ve gazeteciler cenneti olup çıktığı” bir dönemde, yukarıdaki satırlarda sözü edilen bir gazetecilik anlayışı, ancak senaryosu bu yönde yazılmış bir filmde görülebilir.
 
Gazetecilik dünyada hangi yöne gidiyor?
 
Geçen nisan ayında İtalyan La Stampa gazetesinde bir haber yayımlandı. Habere göre, yapay zekâ üzerine çalışan bazı bilim insanları “gazeteci robot” geliştirmiş. İmla hatası yapmadan haber yazabilen bu gazeteci robotlar, şimdilik yalnızca beyzbol haberleri yapabiliyormuş ve kısa süre sonra futbol, basketbol ve hatta borsa haberleri dahi hazırlayabileceklermiş.
 
Böyle bir durumda insan kendine sormadan edemiyor. Acaba gazetecilik, gazeteciler olmadan da yapılabilecek bir iş mi olacak? Yoksa gazetecilik zamanla yok olan mesleklerden biri olmaya mı aday?
 
Ütopya olduğunu kabul etsek de, konu üzerinde şöyle bir düşünelim. Haber üretmek, daha önceden kodlanmış, yapay zekaya sahip robotlar tarafından kolayca gerçekleştirilebilir bir iş midir?
 
Ayrıca gazeteciliğin varlık nedeni sadece haber üretmek midir?
 
İnsana sahip çıkmak, toplumun ihtiyaçlarını ortaya koymak, bilgilendirmek, insanın bilinç düzeyini yükseltmek, sivil toplum kuruluşlarına destek olmak, vatandaşın kendini ifade etmesine aracı olmak, toplumsal iletişimi sağlamak, yozlaşmaları engellemek, eşitlik sağlayan kuralların işleyişine ayna tutmak gibi unsurların her biri, gerçek gazeteciliğin kumaşını dokuyan iplikler değil midir?
 
Peki, kodlanma, programlanma ve zekanın yapaylaştırılması sadece robotlara mı mahsustur?
 
İşte asıl bundan kaygı duymak gerekir…
 
 
    
Bu haberi toplam 55 kişi beğendi.
İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 08.02.2012 11:43:02 Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12