08.09.2010 11:37:10Son zamanlarda bazı markaların reklamlarında rakip markalara meydan okunduğunu görüyoruz. Ekranda yaşanan bu rekabet güzel, fakat dikkatli olmak lazım! Eğer bu meydan okumaların seviyesini iyi ayarlayamaz, sonrasını iyi düşünmezseniz zararlı çıkabilirsiniz. Siz rakip markalara meydan okuduğunuzu sanırsınız ama aslında markanızın ruhuna Fatiha okuyorsunuzdur. Ok yaydan, laf ağızdan çıktıktan sonra geriye dönüşler imkansızdır. Eğer bir vaatte bulunuyorsanız o vaadi gerçekleştireceksiniz. Bir tavır koyuyorsanız o tavrınızı koruyacaksınız. Hani Cem Yılmaz’ın gösterisinde anlattığı “amca” gibi. Cem Yılmaz “Bir tat bir doku” isimli gösterisindeki bir bölümde (1), tek kanallı dönemlerde TRT’de yayınlanan çocuk programından bahseder. O programda çocuklara kartondan ev yapmayı öğreten amca program bitiminde bir hafta sonra ne yapacaklarını söyler fakat ağzından olmayacak bir şey çıkar ve “Haftaya kartondan süt yapacağız” der… Ekran başındaki çocuklar size inanır ve sizi beklerler. Kartondan süt yapamazsınız ama eğer vaat etiyseniz yapacaksınız ya da gerçekleştiremeyeceğiniz vaadiniz için çocuklardan özür dileyeceksiniz!
Yukarıdaki anlattıklarım Finansbank’ın Fix Kart reklamıyla(2) alakalı. Finansbank’ın Fix Kart reklamı tüketiciyi en can alıcı yerinden, son yılların en tartışmalı konularından birisi olan kredi kartı aidatlarından yakalıyor. Kredi kartı kullanan büyük bir çoğunluk için bu reklam ve reklamdaki vaat etkileyici. Finansbank yeni kredi kartıyla ilgili olarak tüketicilerinden kart aidatı almayacağını duyuruyor. Bu duyuruyu sade, etkili ve rakiplerine meydan okuyarak yapıyor. Finansbank diyor ki: “Bu kredi kartı reklamında ünlü bir yıldızı oynatabilirdik… Sonra reklam müziği olarak çok meşhur bir şarkıyı kullanabilirdik… Hatta, gidip filmi Rio’da çekebilirdik. Ama yapmadık. Çünkü bu kartta olmasa da olur dedikleriniz yok, mutlaka olsun dedikleriniz var”. Finansbank bu reklamıyla rakiplerine meydan okudu. Rakiplerinin, reklamlarında gereksiz birçok öğeye yer verdiğini, reklamlardaki ünlülerin, müziklerin ve yerlerin aslında sadece tüketicinin gözünü boyamak ve tüketiciyi etkilemek için kullanıldığını, bunların gereksiz olduğunu anlattı. Buraya kadar her şey çok güzel ve buraya kadar hiçbir sorun yok. Sorun bu reklamdan sonra başlıyor. Finansbank bundan sonraki reklamlarında ne yapacak? Bundan sonraki reklamlarında ünlü kullanılmayacak mı, reklamlarında müzik olmayacak mı? Eğer Finansbank bundan sonraki reklamlarında ünlü birisini oynatır ya da reklam müziği kullanırsa rakiplerine rezil olmayacak mı? En kötüsü, tüketiciler ünlü kullanılmış, müziklerle coşturulmuş yeni bir Finansbank reklamını gördüklerinde, aslında Finansbank’ın önceki reklamındaki tavrının bir göz boyama olduğunu düşünmeyecek mi? Finansbank bundan sonra ne yapacak?
Bu arada reklamı seslendiren kişinin ÜNLÜ tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Toprak Sergen olduğunu da belirteyim!
Reklam arası basketbol!
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası NTV’de yayınlanıyor. Yayınlanıyor ama reklam aralarında. Belki de reklamlar maç aralarında yayınlanıyordur tam emin değilim! Eskiden, futbol maçlarını izlemek işkenceydi. Çünkü yayıncı kanal her boşluğa bir reklam sokuşturur, izleyenlerin sabrını zorlardı. Top taca çıktı reklam, aut atışı reklam, faul oldu reklam, korner oldu reklam… Bitmek bilmezdi reklamlar. Sonra ilgililer olaya el koydular da kesintisiz maç izleyebiliyoruz. Gerçi şimdi de ekranı kaplayan bant reklamlar var ya neyse. Konumuz NTV’nin eskiden futbol maçlarındaki reklam eziyetini aratmaması! Çok merak ediyorum; NTV’nin basketbol maçlarında neredeyse her araya reklam sokması normal mi? RTÜK’ün internet sitesindeki “Kanunlar” bölümünden “Kanal ve Frekans Bandı Tahsisi, Yayınların Düzenlenmesi ve Reklamlar” (4) kısmına. O kısımdaki “Reklamların yerleştirilmesi” bölümünde şöyle diyor:
“Madde 21 – Reklamlar program arasına yerleştirilir. Programın bütünlüğü, değeri ve hak sahiplerinin hakları zedelenmeyecek biçimde bir program içine de yerleştirilebilir.
Birbirinden bağımsız bölümleri olan programlarda veya spor programları ile benzer yapıda aralar içeren olay ve gösteri programlarında, sadece bölüm veya devre aralarına yerleştirilebilir. Reklamlar arasında en az yirmi dakika süre bulunmalıdır.”
Bu kanuna göre NTV “sadece bölüm veya devre aralarına” reklam yerleştirebilirmiş. Eğer molalar bölüm arası sayılıyorsa NTV açısından yasal bir sorun yok. Ama izleyen açısından çok sorun var! Çünkü her oyun durduğunda araya giren reklamlar ki bunlar da hep aynı reklamlar, bıkkınlık veriyor. Maçı izlediğimize de izleyeceğimize de bin pişman oluyoruz! Ya bu madde değişsin ya da NTV değişsin!
Sherlock Holmes Adanalı’da mı?
Geçen akşam ATV’yi izlerken Adanalı dizisinin yeni bölüm fragmanını gördüm (5). Fragmanın son bölümündeki bir sahne aklıma Sherlock Holmes filmini getirdi. Adanalı dizisinin yeni bölüm fragmanında yer alan, tahtalardan oluşturulmuş çember içindeki dövüş sahnesi Sherlock Holmes filmindeki dövüş sahnesine(6) benziyor. Fragmanı izlerken Sherlock Holmes’in Adanalı’da oynadığı hissine kapıldım. İki sahnenin ve dekorun tam olarak birbirine benzeyip benzemediğini dizinin yeni bölümünü izlediğimde karar vereceğim. Bakalım, Sherlock Holmes Adanalı’da mı?
Herkese iyi bayramlar efendim…
(1) http://getir.net/6qr
(2) http://getir.net/6qm
(3) http://getir.net/6qo
(5) http://getir.net/6qp
(6) http://getir.net/6qq