02.12.2011 12:29:01Cengiz Semercioğlu 26 Kasım 2011 tarihli köşe yazısında (1) Twitter’ın hallerinden bahsetmiş. Televizyonda yayınlanan programlardaki bazı olayların veya kişilerin Twitter’da en çok konuşulan konu olduğunu yazmış. Semercioğlu “ Nihat Doğan televizyona çıkıyor, Twitter’da en çok konuşulan konu oluyor. Mahsun dizi çekiyor, sosyal medyanın birinci sırasına yerleşiyor. Kıvanç saz çalıyor “trend topic” oluyor…” diyerek girmiş yazısına, sonra da “Türkiye’de sosyal medyanın hali bu işte!” diyerek teşhisi koymuş ve “Twitter’ı biraz izleyince televizyon izlemiş gibi oluyor insan… Oysa sosyal medya yeni bir mecra olacaktı değil mi… Yenilikçiydi… Pöh!” diyerek bitirmiş.
Cengiz Semercioğlu’na birkaç bilgi vermek istiyorum, fakat amacım bir sosyal medya doktoru edasıyla “Öksürün! Nefes alın!” şeklinde hasta muayene edip “Bunu her yemekten sonra alacaksınız, şunu günde bir çay kaşığı içeceksiniz!” diyerek reçete yazmak ya da “Bak Cengiz bu Twitter! Yaz Cengiz yaz, 140 karakterde dilediğini yaz!” diyerek dalga geçmek değil. Cengiz Semercioğlu’nun yazısından “Bu mu yani? Değilse nedir? Anlamadım!” şeklinde bir soru sezdiğim için, bir sosyal medya insanı olarak bu sorulara cevap vermek istiyorum sadece.
Sosyal medyanın hali nasıl olmalı?
Eğer bu soruya cevap arıyorsanız siz zaten sosyal medyayı hiç anlayamamışsınız demektir! Çünkü sosyal medya dediğimiz mecra kimsenin kontrolünde değildir, kimseye bağımlı değildir, kuralı, şartı şurtu yoktur. Yani yazdığımızı sansürleyen/otosansürleten; “Patron istemedi!”, “Genel yayın yönetmeni yazmayın dedi!”, “Bunu yazmayalım başbakan kızar!”, “Ama bunu yazarsam şu sanatçı bana darılır!”, “Bu eleştiriyi koymayalım firma reklam vermez!”, “A! Olur mu? O diziye kötü diyemeyiz çünkü bizim holdingin kanalında yayınlanıyor!” şeklinde bize baskı kuran, yazdıklarımızı ve düşüncelerimizi kendi kalıpları içine sokan birileri yoktur. Her horoz kendi çöplüğünde öter! Bu çöplük herkesindir ve bu yüzdendir ki dileyen her horoz burada ötebilir!
Hani yeniydi! İşte yine televizyonu konuşuyorlar?
Mecra yeni dediysek “Mars’ta yeni bir mecra kurduk, oraların olaylarını yazacağız artık!” demedik. En nihayetinde içinde yaşadığımız dünyanın ve ülkenin mecrasıdır sosyal medya ve bu yüzdendir ki içinde bulunduğu dünyanın ve ülkenin olaylarını konu eder paylaştıklarına. Hem siz sadece sosyal medyanın televizyonla ilgili yazdıklarını görürseniz ki görseniz de bir şey değişmez, “E hani yenilikçiydi bu?” diye ilginç sorular sorabilirsiniz. Twitter’da liste başı olan, “trend topic”e giren yüzlerce başka olay ve kişi var. Bu olay ve kişilerin hiç birini de televizyonlarda göremezsiniz/göstermezsiniz/gösteremezsiniz. Zaten sosyal medya, televizyonların ve gazetelerin vatandaşın önüne çektiği perdeleri, duvarları, sansürleri yırtan bir mecradır, sizin gösteremediklerinizi, yayınlayamadıklarınızı yayınlar. Hatta çoğu zaman sizden önce yayınlar. Mecranın yeniliği özgürlüğündedir. Ama bu özgürlük bir gazete sloganı gibi sadece göz boyamadan ibaret değildir, gerçekten de özgürdür sosyal medya ki bu özgürlüktür çoğu kişiyi rahatsız eden.
Eğer Mahsun Kırmızıgül’ü, Kıvanç Tatlıtuğ’u, Nihat Doğan’ı veya bir başka kişiyi sosyal medyada liste başı yaptıysak, bunu biz yaptık! Kendi düşüncelerimizle, kendi eleştirilerimizle, kendi övgümüzle, kendi özgürlüğümüzle… Ne yazdığımızı beğenmeyip yorumumuzu silen bir editör var, ne de şunu şöyle yaz diyen bir amir!
“PÖH” mü?
Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür: Paylaşır Özgürce Herkes!