Halef R. VAYIS
Etkin dinleme, iletişimde avantaj kazandırır...
2/17/2010 12:03:05 PM

 

 

- “Ne istediğini açıkça dile getirmeni bekliyorum senden”
- “Ne kadar ciddisin, anlayamıyorum”
- “Tam olarak ne demek istiyorsun, kavramış değilim”

İletişim kopukluğu ile ilgili tepkiler, her zaman böyle yüksek sesle dile getirilmez. Bazen herhangi bir mimik ya da davranış şekli, bunun belirtisidir ve iletişime dahildir. İyi anlatabilmek gibi, iyi dinleyebilmek, anlatanı dikkatli izleyebilmek de üstün bir niteliktir.

Biz insanlar, genelde anlatmayı severiz, dinlemek ise sıkıcı gelir. Oysa iletişim çift yönlü bir kanaldır ve kendini dinletme arzusu kadar, diğerini dinleme eylemini de gerektirir. En basit şekliyle, mesajı verebilmek için mesajı alan tarafın da olması mecburiyeti vardır. Aksi halde mesaj bütünlüğünü tamamlayamaz; kendimiz söyler, kendimiz dinleriz.
 
Dinlemeyi öğrenmek, doğru ve etkin iletişim için şarttır. Sadece duymak için değil, söylenenleri aktif hale getirip değerlendirebilmek için dinleme alışkanlığı kazanmalıyız.
Daha milat öncesi çağlarda, “dinlemeyi öğrenirsen, kötü konuşmalardan bile yararlanabilirsin” diyerek dinlemenin önemine dikkat çekmiş, Yunanlı filozof Plutarch.
Anlaşılan, dinleme eksikliği, o zamanlarda dahi söz konusuymuş.
 
Dinlemek avantaj kazandırır…
Anlamaya yönelmeden, sadece sıra savmak ve yeniden konuşma sırasının gelmesi için beklerken dinler gibi görünmek, aslında kendimizi aldatmaktan başka bir şey değildir.
Ve insanın en kolay kandırabileceği kişi kendisidir.
 
Çünkü söylediklerimiz, kendi bildiklerimizden fazlası değildir. Hep kendimiz konuşarak sadece kendimizi tekrarlar; dinlemez isek, öğrenme şansını kaçırırız.
 
Anlamak üzere dinlemek, aynı zamanda kendi bilgilerimizi denetlemek ve tazelemek, bildiklerimize ilaveler kazandırmak için bir fırsattır. Başkalarının ne düşündüğünü öğrenmek, yeni bakış açılarını kavrayarak kendimizi geliştirmek, iyi bir dinleyici olmayı gerektirir. Dinlemek, çoğu hallerde, anlatmaktan daha fazla fayda sağlar.
 
Hani hep anlaşılamamaktan şikayet ederiz ya; işte bunun altında yatan en önemli gerçek, dinleme tahammülümüzün az olmasıdır. İnsan doğasındaki bu eksiklik ise, ancak dinleme eğitimi ve alışkanlığı edinilerek yok edilebilir. Doğru dinleyerek karşımızdakini yeterince anlamış olmak, kendimizi daha iyi ifade etmek için avantaj kazandırır çünkü.
 
Sağlıklı dinlemenin birinci koşulu ise önyargısız olmaktır. İletişim kurulan kişiyle ilgili yargılarımız varsa eğer, aldığımız mesajları yorumlarken bu yargıların etkisi altında kalmamız, neredeyse kesindir.
 

Son sözü, yeni dönem filozoflarından İspanyol Delia Steinberg Guzman’a bırakıyorum:

 “Işığını yak. Bir gülümseme yak. Başlangıçta zor gelse bile, yeni bir şey öğrenmek için veya şimdiye kadar anlamadığın şeyler için ilgini yak. Seni çevreleyenleri dinleme kapasiteni yak; bak o zaman beklemediğin harikalar bulacaksın.”

 
  
Bu Habere Oy Ver :
Toplam 305 ziyaretçiden 4 puan
 
 
 
PR ajansları sosyal medya iletişimi için nasıl bir yapılanmaya gitmeli?
Ajansların bünyesinde, sosyal medya uzmanları çalıştırılmalı.
%41
Ajanslarda çalışan tüm medya direktörleri, sosyal medya konusunda da uzmanlaşmalı.
%25
Tamamen farklı bir mecra; en doğrusu sadece sosyal medya odaklı çalışan ajanslar kurulması.
%22
Fikrim yok.
%11