



























Medyaloji.net'e konuşan usta çizer Emre Ulaş, Harakiri dergisine uygulanan 18 yaş sınırı ile ilgili sert açıklamalar yaptı.
Harakiri dergisine uygulanan yaş sınırını ve 'sansür'ü konuştuğumuz, Yeni Çağ Gazetesi'nde 'Cilalı Taş Devri'nin çizeri Karikatürist Emre Ulaş dergilere uygulanan sınırlamalarda Başbakan Erdoğan'ı işaret etti. Ulaş'a göre toplum olarak 'doğal sınırlarımız' sansürü aratmayacak boyutta... İşte deneyimli karikatürist Emre Ulaş'ın zehir zemberek açıklamaları...
Röportaj: ÖZLEM KILIÇ
Harakiri dergisi ile birlikte tartışmalara konu olan mizah dergilerine Muzır Neşriyat Kurulu’nun +18 yaş sınırını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu doğru bir karar mı?
Artık böyle şeyler sürpriz değil. Normal medeni, demokratik bir yönetim olsa, çizgi romanımızı çok ihtiyacımız olan uluslararası düzeyde başarıyla temsil eden Kutlukhan Perker öncülüğünde, Şahin Erkoçak (Sencer) gibi bir ustanın, Atilla Atalay, Birol Bayram, Serhat Gürpınar gibi çok değerli yazar-çizerin yanında biçok genç yeteneğin emekleriyle yeni çıkan bir dergiye ülkenin kültür bakanlığı destek verirdi. Onlara, hayatı her yönüyle bize yansıttıkları için, yeni çizerlere ilham verdikleri için destek verilirdi, yardımcı olunurdu. Zaten böyle bir ülkede yaşayanlar da mutlu insanlar olurdu. Sansürü filan da akıllarına bile getirmezlerdi... Bu arada illa 'muzır neşriyat' aranıyorsa, ilk bakılacak yerlerden biri Erdoğan'ın konuşmalarıdır.
Sizin herhangi bir çiziminizden ya da yayınladığınız bir görselden ötürü çalıştığınız (çıkarttığınız) yayın organına böyle bir sınır koyulsaydı tepkiniz ne olurdu?
Ben 2007 seçimlerinden hemen önce, kendimi çok özgür ve güvende hissettiğim Radikal gazetesinden çıkarıldım. 2000 yılından beri her gün çiziyordum ve gurup içinde başka yayınlara da destek veriyordum. Gidebileceğim yayın pek kalmadığı için o günlerde epeyce zorluk çektim. Basında çalışan ve benimle aynı durumda olan, diğer gazete çalışanları tarafından, üzüntülerini bildirmek dışında destek görmeyen birçok çizer arkadaşım var. Ben o konuda biraz daha şanslıyım. Ülkenin koşulları, dağıtım şirketlerinin ağır şartları zaten Harakiri gibi yayınları çıkarmaya yeterince engel oluyor. Yani söylemek istediğim dc ve engellerimiz sansürü aratmıyor aslında!
"SİYASETÇİLERİN MİZAHLA ALAKASI YOK"
Uzun yıllardır emek veren ve siyasetçileri çizen bir karikatürist olarak Türkiye’nin ve siyasilerin karikatüre ve mizaha bakış açısında bir değişim görüyor musunuz?
Bence üsluplara bakıldığında birçoğunun mizahla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı görülür. Özellikle Erdoğan'ın. Dolayısıyla beni en çok ilgilendiren, bir siyasinin tipinin, üstünde fazla uğraşmaya gerek kalmayacak kadar karikatüre elverişli olması. Bu konuda çizerlere en çok yardımcı olan da (özellikle mimikleriyle) sağolsun Erdoğan'dır...
Genel olarak medya ve basın mensuplarının ‘baskı’ hissettikleri yönünde eleştirileri var. Siz çizimlerinizi yaparken bu baskıyı hissediyor musunuz?
Ben bugüne kadar hiç baskı görmedim, ama baskı gören arkadaşlarım var. Radikal'den çıkarılmam da en çok bu yönüyle beni şaşırtmıştı. Çünkü bir ima, kibarca bir uyarı bile almamıştım. Ama benden sonra Radikal'de ilk yazmaya başlayanlardan birisinin başbakanın basın danışmanı Akif Beki olması her şeyi kabak gibi ortaya koydu. Yaklaşık bir senedir Yeniçağ gazetesinde çiziyorum. Sağolsunlar pek çok çizer arkadaşımdan esirgenen, bir çizerin kendini iyi ifade edebileceği ölçülerde bir köşeyi bana birinci sayfadan verdiler. Bence bir çizer sınırlarını, kurallarını kendisini koymalı ve kendini en rahat ifade edebileceği şekilde çizmeli. Bu tabi zaman alan bir süreç ama karşılıklı güven açısından böyle bir tecrübeye ihtiyaç var.