Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
 
Emre Ulaş: Kabullenince yeni sansürlerin kapısı açıldı
06.06.2011 10:06:38

 

Medyaloji.net'e konuşan usta çizer Emre Ulaş, Harakiri dergisine uygulanan 18 yaş sınırı ile ilgili sert açıklamalar yaptı.

Harakiri dergisine uygulanan yaş sınırını ve 'sansür'ü konuştuğumuz, Yeni Çağ Gazetesi'nde 'Cilalı Taş Devri'nin çizeri Karikatürist Emre Ulaş dergilere uygulanan sınırlamalarda Başbakan Erdoğan'ı işaret etti. Ulaş'a göre toplum olarak 'doğal sınırlarımız' sansürü aratmayacak boyutta... İşte deneyimli karikatürist Emre Ulaş'ın zehir zemberek açıklamaları...

Röportaj: ÖZLEM KILIÇ


Harakiri dergisi ile birlikte tartışmalara konu olan mizah dergilerine Muzır Neşriyat Kurulu’nun +18 yaş sınırını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu doğru bir karar mı?

Artık böyle şeyler sürpriz değil. Normal medeni, demokratik bir yönetim olsa, çizgi romanımızı çok ihtiyacımız olan uluslararası düzeyde başarıyla temsil eden Kutlukhan Perker öncülüğünde, Şahin Erkoçak (Sencer) gibi bir ustanın, Atilla Atalay, Birol Bayram, Serhat Gürpınar gibi çok değerli yazar-çizerin yanında biçok genç yeteneğin emekleriyle yeni çıkan bir dergiye ülkenin kültür bakanlığı destek verirdi. Onlara, hayatı her yönüyle bize yansıttıkları için, yeni çizerlere ilham verdikleri için destek verilirdi, yardımcı olunurdu. Zaten böyle bir ülkede yaşayanlar da mutlu insanlar olurdu. Sansürü filan da akıllarına bile getirmezlerdi... Bu arada illa 'muzır neşriyat' aranıyorsa, ilk bakılacak yerlerden biri Erdoğan'ın konuşmalarıdır.

Sizin herhangi bir çiziminizden ya da yayınladığınız bir görselden ötürü çalıştığınız (çıkarttığınız) yayın organına böyle bir sınır koyulsaydı tepkiniz ne olurdu?

Ben 2007 seçimlerinden hemen önce, kendimi çok özgür ve güvende hissettiğim Radikal gazetesinden çıkarıldım. 2000 yılından beri her gün çiziyordum ve gurup içinde başka yayınlara da destek veriyordum. Gidebileceğim yayın pek kalmadığı için o günlerde epeyce zorluk çektim. Basında çalışan ve benimle aynı durumda olan, diğer gazete çalışanları tarafından, üzüntülerini bildirmek dışında destek görmeyen birçok çizer arkadaşım var. Ben o konuda biraz daha şanslıyım. Ülkenin koşulları, dağıtım şirketlerinin ağır şartları zaten Harakiri gibi yayınları çıkarmaya yeterince engel oluyor. Yani söylemek istediğim dc ve engellerimiz sansürü aratmıyor aslında!

"SİYASETÇİLERİN MİZAHLA ALAKASI YOK"

Uzun yıllardır emek veren ve siyasetçileri çizen bir karikatürist olarak Türkiye’nin ve siyasilerin karikatüre ve mizaha bakış açısında bir değişim görüyor musunuz?

Bence üsluplara bakıldığında birçoğunun mizahla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı görülür. Özellikle Erdoğan'ın. Dolayısıyla beni en çok ilgilendiren, bir siyasinin tipinin, üstünde fazla uğraşmaya gerek kalmayacak kadar karikatüre elverişli olması. Bu konuda çizerlere en çok yardımcı olan da (özellikle mimikleriyle) sağolsun Erdoğan'dır...

Genel olarak medya ve basın mensuplarının ‘baskı’ hissettikleri yönünde eleştirileri var. Siz çizimlerinizi yaparken bu baskıyı hissediyor musunuz?

Ben bugüne kadar hiç baskı görmedim, ama baskı gören arkadaşlarım var. Radikal'den çıkarılmam da en çok bu yönüyle beni şaşırtmıştı. Çünkü bir ima, kibarca bir uyarı bile almamıştım. Ama benden sonra Radikal'de ilk yazmaya başlayanlardan birisinin başbakanın basın danışmanı Akif Beki olması her şeyi kabak gibi ortaya koydu. Yaklaşık bir senedir Yeniçağ gazetesinde çiziyorum. Sağolsunlar pek çok çizer arkadaşımdan esirgenen, bir çizerin kendini iyi ifade edebileceği ölçülerde bir köşeyi bana birinci sayfadan verdiler. Bence bir çizer sınırlarını, kurallarını kendisini koymalı ve kendini en rahat ifade edebileceği şekilde çizmeli. Bu tabi zaman alan bir süreç ama karşılıklı güven açısından böyle bir tecrübeye ihtiyaç var. 

"KİŞİSEL HAKARET DIŞINDA HER ŞEY DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR"
 
Daha önce sizin bir karikatürünüzde ulusal bir gazete tarafından sansürlenerek yayınlanmıştı. Sizce karikatür-mizah ilişkisinde sansür için müstehcenlik ya da eleştiri sınırı nedir?
 
Sansürlenen bir reklam karikatürüydü ve espri gereği evrim teorisine gönderme yapıyordu. Her fırsatta demokrasi diyen Zaman gazetesi (umarım burayı da siz sansürlemezsiniz!..) sadece benim karikatürümü değil başka bir ilandaki kadınların etek boylarını da 'çaktırmadan' uzatmıştı. Bence kişisel hakaret dışında her şey düşünce özgürlüğüdür ve ötesi çizerin oto sansürüne kalmıştır. Karikatürist çoğu zaman evrensel semboller kullanır, ama bazen cinsellik, din gibi konular bizim gibi gelişimini biraz geciktirmiş toplumlarda kötü niyetli insanların tepkisine neden olabiliyor. Konumuz olan ve bence aslında AKP'nin harakiri yaptığı sansür de bu türden bir davranış. Her gün bombaların, silahların patladığı, oluk oluk kanların aktığı televizyonda sigara görüntüsüne uygulanan sansüre, en azından sinema sanatı adına tepki göstermeyerek kuzu kuzu kabullenince yeni sansürlerin kapısı açıldı.
 
Sizin eklemek istedikleriniz nelerdir?
 
2000 yılından beri yaklaşık on bir yıldır "Cilalı Taş Devri"ni çiziyorum. AKP iktidara gelinceye kadar geçen sürede, Yılmaz, Ecevit, Bahçeli iktidarına bugün ve her zaman yaptığım gibi muhalif karikatürler çizdim. Aynı zamanda o günlerde yeni yayına başlayan Habertürk televizyonunda da karikatürlerimin çizgi filmleri yayımlandı. O zamanlar, AKP yandaşı olan medyada karikatürlerim ve filmlerim epeyce övgü aldı ve alıntılandı. Ama bugün, AKP yönetiminde muhalefet yapmak epeyce cesaret işi. Her zaman çizdiklerimde tutarlı olmaya çalıştım. 'Değişmeyen tek şey değişimdir' kolaycılığından nefret ederim. 1985'te de iktidarı eleştiriyordum, 1990'da da, 2000'de de, şimdi de. Bugün yaşadığımız sansürlerin, başka bütün olumsuzlukların yaratıcıları, yaşadıkları tatlı hayatı ülkeye tercih eden, dik duramayan gazeteciler, köşe yazarlarıdır. Çünkü dinci anlayışla demokrasinin yan yana gelemeyeceğini, o gün de, bugün de en iyi onlar biliyor.
 
Bu haberi toplam 36 kişi beğendi.
 
Unutulma hakkı nedir? - 06.03.2012 08:49:59