



























Tam, ekranlardaki Rize esintisine değinecektim ki Doğadan reklamlarındaki çay bahçesi ve sahibi rolündeki kişi dikkatimi çekti.
Bu senaryoyu, herhangi bir oyuncu oynayamaz, reklamda başka bir bahçe kullanılamazdı herhalde.
Merak ettim sordum, reklamda çay bahçesinin sahibini oynayan kişi, gerçekten o bahçenin sahibi, Doğadan’a çay veren Kenan Çiftçi imiş. Kenan Çiftçi, Doğadan’a Gizli Bahçe ürünü için, çay yapraklarının üst kısmını veren, 4 bin çay üreticisinden biriymiş. Ekranda görünen bahçe de O’nun bahçesiymiş. Zaten bu bahçe reklamcıların gözdesiymiş, görülen o mükemmel yeşil görsel, montaj değil gerçekmiş.
İşte Doğadan’ın “doğal” yolla anlattığı Gizli Bahçe ürünü, böylelikle iz bırakan, dikkat çeken bir reklam oldu, benim için. Ben, çayın kalitelisinin, en üstte, en taze 2,5 yapraklarından çıktığını yeni öğrendim, Doğadan sayesinde. Kenan amca öyle güzel anlatıyor ki öğrenmemek mümkün değil.
Zaten Karadeniz şivesini, lütfen Karadenizli olmayan biri taklit etmesin. Hem çok itici oluyor hem de bizleri üzüyor. Karadenizliler kibarca doğru Türkçe konuşmaya çalışır ki sevimliliği de bu katar, ancak yapmacık olduğunda oldukça sevimsiz olur.
Bir Rize detayı da Eti’den…
Eti’nin sosyal sorumluluk projeleri günden güne artıyor ve marka bunu reklamlarına taşımaya devam ediyor. Başarılı bulduğum bu kampanyaların yenisi Rizelileri 3 boyutlu sinema ile tanıştırdı. Peştamallı, kırmızı yüzlü, uzun burunlu Rize insanı, 3 boyutlu gözlük takıp sinema izlemiş. Onların aldığı keyif, beni de keyiflendirdi. Eti’nin bu kampanyasını içeren reklam da diğerleri gibi, ekrana sıcak bir hava yansıtmış.
n.kabaoglu@medyaloji.net