13.04.2011 10:35:40
Geçen hafta sonu oynanan Galatasaray-Trabzonspor maçının özet görüntülerine bakmak için TRT’de yayınlanan “Süper Stadyum” adlı programı izliyordum. Maçın görüntülerine geçmeden önce- sunucunun dediğine göre “Bant, yayına hazırlanıyor!”muş- eski iki topçunun maçla ilgili yorumlarını dinledim. Neyse yorumlar bitti, yayına hazırlanan bandı izleyecektim ki araya “kısa bir reklam” girdi. Reklam ekranda dönerken sağ alt köşede de “Reklamın bitimine 05: 00 kaldı” diye yazıyor ve beş dakika sayacı geri sayıyordu. Reklam aralarında sayan bu sayaç son zamanlarda çok moda oldu. Bu geri sayan sayaç şu amaçla kullanılıyor olmalı: İzleyiciyi başka kanala veya internete kaçırmamak. Açıkçası işe yarayan bir yöntem. İzleyici, sayacın sürekli geri saymasının büyüsüne kapılıp “Aman kanalı değiştirmeyeyim, yayını kaçırmayayım, şimdi başlayacak!” diyor ve (genellikle) kanalı değiştirmiyor. Ben de değiştirmedim “Ne olacak, beş dakika bekleyeyim!” dedim ve bekledim… Beklemez olaydım!
Beş dakika geri sayma işlemi bitmiş, program başlamıştı. İki eski topçu ve bir sunucu hala orada duruyorlardı. Ben de hala oturduğum koltukta oturuyor, heyecanla maçın özetini bekliyordum. Sunucu “Maç görüntüleri yayına hazır…” dedi ve ben de “Oh tamam hadi bakalım!” dedim. Ama sunucu cümlesine devam etti ve “…Kısa bir aradan sonra!” dedi. Beş dakikalık reklamların bitişinin üzerinden henüz 30 saniye geçmişti ama fark etmezdi, nasılsa izleyiciler ilgili kanala mecburdu(!), maç özetini bekliyorlardı, ilgili kanal bir fırsat yakalamıştı, ne kadar reklam o kadar paraydı, bu fırsatı kaçıramazdı, izleyici çaresizdi, tecavüz kaçınılmazdı!
Bu bir ilişki; televizyonu izliyorsak reklama da katlanacağız, bunda sorun yok. Sorun, televizyon kanallarının izleyiciyle olan ilişkilerinde tecavüz yolunu seçmeleri. Tamam, reklam alın, reklam arası verin, reklamı izlettirin, hakkınız ama bize tecavüz etmeyin, bizi keriz yerine koymayın, bize aptal muamelesi yapmayın, bizi kendinize ve ailenize küfür etmek zorunda bırakmayın! Reklam tecavüzüne bir son verin. Özellikle de TRT!
Reklam tecavüzünü yapan kanal devletin kanalı... Devletin kanalı böyle yaparsa özel kanallar neler yapmaz? TRT ödediğimiz elektrik faturalarından pay almıyor mu? Özel kanallara göre daha avantajlı değil mi? Reklama da tamam ama tecavüze hayır! Madem TRT reklam almak için can atıyor, reklam verenleri çekmek istiyor, o zaman elektrik faturalarındaki kesintilere bir son verilsin! TRT bizim paramızla bize tecavüz etmesin!
Beş dakikalık reklam verip yayına döndükten 30 saniye sonra bir beş dakikalık reklam daha vermek izleyiciye yapılan en büyük terbiyesizliklerden birisidir!
Belki de televizyonlara kızmamamız lazım çünkü yayınlarını zorla izletmiyorlar bize: Kontrol bizde, kumanda elimizde, istersek kanalı değiştirir ya da televizyonu kapatırız ve bu işkenceye son veririz çünkü bizler özgür insanlarız(!)…
İnandınız mı? İnanmayın çünkü durum hiç de öyle değil. Bizler kesinlikle özgür insanlar değiliz. Bizler sistemin köleleriyiz, sistemin yarattığı zombileriz… Kontrol kesinlikle bizde değil ve televizyonlar yayınlarını bize zorla izletiyorlar. Ama bu zorlama silahla veya kaba kuvvetle gerçekleşen bir zorlama değil, ayrıca bu zorlamada medya tek başına da değil. Bu zorlama küresel sistemin siyasi, ekonomik ve sosyal yönden bilinçaltımızda kuluçkaya yerleştirdiği yumurtalardan çıkan sistem yaratıkçıkları sayesinde oluyor. Sistem tarafından, daha çocukluğumuzda bilinçaltımıza yerleştirilen bu yumurtalar zamanı geldiğinde birer birer kırılıyor ve içlerinden çıkan yaratıkçıklar beynimizi işgal ediyorlar. Bizi televizyon izlemeye, reklam seyretmeye, düşünmemeye, okumamaya, boyun eğmeye, politik olmamaya ve tüketmeye mecbur bırakıyorlar… Beynimiz sürekli tecavüze uğruyor ve beynimize tecavüz edenler şöyle diyorlar; “Kaçınılmazsa zevk alın!”…