Çocukken trafik kurallarıyla ilgili ilk bilgileri Doğru Ahmet’ten öğrenmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam ilkokul yıllarımdaydı. Kırmızı ışıkta durmayı, karşıdan karşıya geçerken önce sola sonra sağa bakmayı ondan öğrenmiştim. Peki, kimdi bu Doğru Ahmet? O’nu nerden tanıyordum? Doğru Ahmet ailemden birisi, komşunun oğlu ya da ilkokul öğretmenim değildi. Doğru Ahmet, TRT’de yayınlanan ve trafik kurallarıyla ilgili bilgiler veren bir programdaki karakterden birisinin adıydı. Doğru Ahmet TRT’de yayınlanan bu programlarda yalnız değildi, bir de arkadaşı vardı, Bay Yanlış. Az daha unutuyordum, bir de Doğru Mehmet vardı ama O hiç gelmezdi programa. Zaten Doğru Ahmet de Doğru Mehmet’in yerine gelirdi. Eskiden vatandaşları bilinçlendirmek için trafik kurallarıyla ilgili videolar yayınlanırdı. Kendimle ilgili olarak söylersem; bu program benim için çok yararlı olmuştu. Ailem ve öğretmenim de bana trafik kurallarını öğretirdi ama benim aklımda hep Doğru Ahmet’in öğrettikleri kaldı. Çünkü TRT’de yayınlanan, yani televizyon aracılığıyla öğretilen daha akılda kalıcıydı… Çocukken trafik kurallarını onlardan öğrenmiştim. Peki, şimdi neredeler?
Doğru Ahmet ve Bay Yanlış artık yoklar. Neredeler bilmiyorum! Onlar vatandaşları ve özellikle de çocukları bilgilendirirlerdi. Yaptıkları işin adı “Eğitici Program”dı. Şimdilerde televizyon ekranlarında o tür eğitici programları görmek çok zor. Onların verdikleri tarzdaki “Eğitici Programlar” ancak bir televizyon kanalının RTÜK tarafından cezalandırılması sonucunda yayınlanıyor. Yani zorla, yani ceza olarak! Bazen bir televizyon kanalını izlerken, siyah bir ekranda, aşağıdan yukarıya doğru kayan bir yazıda görürsünüz “Eğitici Program”ın ceza olduğunu. RTÜK, ilgili kanala, yayınladığı bir programdaki durum için uyarı verir ve “Eğer bu durum tekrarlanırsa ilgili programın yayın saatinde eğitici program yayınlanacaktır” gibi bir cümleyle belirtir cezanın ne olduğunu. Eğitici bilgi bir cezadır artık Türk toplumu için. Oysa ekranlarda mafya babalarına, cinselliğe, futbola, kavgaya, hakarete, dehşete, korkuya yer verildiği kadar eğitici programlara da yer verilmeli. Örnek olarak haberlerden sonra sadece 5 dakikalığına… Ne olur? Ne kaybederiz? Kaybı bırakın belki de hayat kurtarırız! Burada kimseyi suçlamıyorum ve tüm sorumluluk da RTÜK’tedir demiyorum! Asıl önemli iş televizyon kanallarına düşüyor. Her şey reyting ve para olmamalı! Son olarak bir not eklemek istiyorum. Televizyon kanallarının hiç birisi eğitici program yayınlamıyor diyerek kestirip atmak doğru olmaz. Şimdi kimsenin hakkını yemeyeyim. Bazı kanallarda az da olsa yayınlanıyor veya yayınlanıyordur. Dikkat çekici bir program göremedim ben, tabi belgeselleri saymasak! Sonuç: Bay Yanlış ve Doğru Ahmet artık yoklar!
Görmeyenler ve okuyamayanlar için de reklam!
Firmalar reklamlarında ki bu dediğim televizyon reklamlarıdır, görme engelliler, görmekte zorluk çekenler ve okuma yazma bilmeyenleri de düşünmeli. Televizyonda yayınlanan reklamlarda sunulan hizmet ya da ürünle ilgili özellik, şart, fiyat, uyarı ve benzeri bilgiler sadece yazı şeklinde olmamalı. Bu bilgiler sesle de belirtilmeli. Belki görme engelli ve okuma bilmeyen vatandaşlarımızın sayısı az ama onların da reklamda yayınlanan ürün ve hizmetle ilgili önemli bilgileri bilme hakları var. Onlar da sunulan ürün ve hizmetlerden satın alıyorlar!
Sorguda işkence var mı?
Kanal D’de “Arka Sokaklar” diye bir dizi yayınlanıyor. Ara sıra takip ediyorum bu diziyi. Ben, denk geldiğim her bölümde “Komiser Mesut” karakterini sorgu esnasında şüpheliyi darp ederken görüyorum. Mesela geçen gün yayınlanan bölümünde “Mesut Komiser” sorgudaki şüpheliyi hem tartaklıyor hem de ağzına para sokuyordu. Çok merak ediyorum; Türk Polisi sorguya aldığı her vatandaşa bu şekilde mi davranıyor? Türk Polisi sorgudaki insanlara işkence mi yapıyor? Bence bu dizideki sorgu sahneleri Emniyet güçlerimizi yanlış tanıtıyor. Polisin imajını bozuyor! Üstelik bu diziyi çocuklar da izliyorlar. Dizide eleştirilecek birçok yer var ama bence en önemlisi sorgu esnasındaki bölümler!
Şifreler VTR’lere kurban gitti!
Dün gece FOX TV’de “Şifreler” isimli bir program vardı. Programın konusu 2012 kehanetleri, dünyanın sonu ve Kuran’dan şifrelerdi. Program benim ilgi alanıma giriyordu. Özellikle de programın devamlı yorumcusu olacak olan Ömer Çelakıl’ın söyleyeceklerini merak ediyordum. Gerçi daha önce ekranlarda söylediğinden pek farklı şeyler söylemeyeceğini tahmin ediyordum ama “Şifreler” deyince insan yine de merak ediyor. Program 23:00’da başlayacaktı. Heyecanla beklemeye devam ettim. En sonunda program başladı. Ama tam başladı sayılmaz çünkü önce konuyla ilgili VTR’ler izletildi. Fakat VTR’ler bir türlü bitmek bilmedi. Derken program başladı, Ömer Çelakıl bir iki cümle söyledi hop tekrar VTR yayınlanmaya başladı. Sinir bozucu olan ise programın en başında yayınlanan VTR’nin tekrar yayınlanmasıydı. VTR’ler bir türlü bitmek bilmiyordu. Derken tekrar programa dönüldü. Konuklardan birisi olan Serdar Turgut bir iki cümle, sonra Çelakıl bir iki cümle söyledi ve yine VTR’ler yayınlandı. O anda televizyonu kapattım.
Tamam, şifreler, gizemler, sırlar, kehanetler ve bu tür konular çok ilgi çekiyor. Ömer Çelakıl da merakla izlenen bir isim. Ama bu kadar da yapılmaz ki! Reytingi tavana vurdurmak için izleyici bu kadar bekletilmez, bu kadar sıkılmaz! Programı izlemedim, izleyemedim. Çünkü program yerine sürekli aynı ve uzun VTR’leri izlemekten sıkıldım!