Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
Başkalarına duyurma ihtiyacı gazeteleri doğurdu…
12.01.2010 11:28:56

     

405 yıl önce yayımlanmış ilk gazete.

Johann Carolus, 1605 yılında, Strasburg Belediye Meclisi’nden “Tarihin nezih ve ilginç izafiyeti“ adlı yazısını resmi olarak basabilmesi için izin istediğinde, gazetecilik tarihinin babası olacağını bilmiyordu. Carolus, o zamanlar gezginlerden toparladığı haberleri, eliyle eski kağıt parçalarına yazıyordu.
 
İlk gazetelerdeki haberler, dönemin bölge dışı olaylarını yansıtıyordu. Akdeniz sularında yaşanan korsan saldırılarından, dürbünün icadına kadar birçok haber, bu gazeteler sayesinde yayıldı.
 
Dünyada ve etrafında olanları öğrenme, öğrendiklerini ve düşündüklerini başkalarına duyurma ihtiyacı, gazeteyi tam anlamıyla insan hayatının vazgeçilmezi yaptı. İnsanın doğasında olan bu ihtiyaç, zaman içinde radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarının gelişmesini ve yaşamın her alanına girmesini de sağladı.
 
Medya takibine olan ilgi ne zaman başladı?
 
Medyayı takip etme, ölçme ve değerlendirme ihtiyacının doğması ise gazetenin gerçek anlamda ortaya çıktığı 17.yüzyıldan sonra, yaklaşık iki asır daha bekleyecektir.  

Rus asıllı girişimci olan Henry Romeike, kendisinin yarattığı sektörün doğuş hikayesini şöyle anlatır:

“1879 yılında Paris’te dolaşırken, bir kadının bir adama 10 adet kadar gazete verdiğini ve adamın, bu gazetelere karşılık olarak 10 Frank ödediğini gördüm. Adamın para üstü almasını beklerken, almadığını fark ettim ve şaşırdım.

Nedenini öğrenmek için kadına yaklaştım ve sordum. Kadının dediğine göre, gazeteleri yüksek rakama satın alan bu adam bir sanatçıydı ve bir sergide tablosu bulunuyordu. Adam Paris’te yayımlanan tüm gazetelerde, tablosuyla ilgili çıkan tüm haber ve yorumları merak ediyor; bu nedenle gazeteleri kendisi için okuyan ve bir köşeye ayıran bu kadından, gazeteleri daha yüksek bir fiyatla satın alıyordu. İşte şahit olduğum bu olay, beni harekete geçirdi. Londra’ya döndükten yaklaşık iki yıl sonra,1881 yılında, fikirlerime inanan Edward Curtice ile birlikte kupür ofisini kurdum.” 

Romeike’nin müşterileri arasında Bernard Shaw, Oscar Wilde, Thomas Edison gibi ünlülerin yanı sıra Osmanlı Devleti de vardı.

1920 yılında reklamlarında kullandığı slogan ise  “Basılmışsa Buluruz” (If it’s in the papers we get it out) idi.

“O vakitler kaç gazete ya da dergi vardı ki, insanlar basını takip ettirsinler” diyenler için söyleyeyim: Romeike’nin şirketi, 1920’li yıllarda tam 3.000 gazete ve 1.000 dergiyi raporluyor ve kupür servisi yapıyordu. 

Ülkemizde medya takibi ve ölçümlemesine giden yol...
 
1990’lı yıllara gelene kadar ülkemizde medya takibi ve ölçümlemesine olan talep, yeterince gelişemedi ve birkaç büyük yabancı ve Türk şirketin dışına taşamadı. Basında yer alan şahıslar ise (dönemin yeşilçam oyuncuları, ses sanatçıları vs.), narsist duygularla veya hatıra olsun diye kendileriyle ilgili gazete kupürlerini kesip saklıyorlardı.
 
Halkla ilişkiler, basın danışmanlığı, iletişim danışmanlığı gibi iletişimi yönetmeye yönelik faaliyetler ise, 1980’li yılların sonuna kadar Shell, BP gibi bazı yabancı şirketler ile Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi bazı büyük Türk şirketlerinin ilgi alanını aşamadı.
 
Doksanlı yıllarla birlikte, başta TV’ler olmak üzere yayıncıkta bir patlama yaşanmaya başladı.  Yayın hayatına 1990 yılında Magic box adı ile başlayan Star TV’nin (ilk iki yıl Almanya’dan yayın yaptı) ardından; 1992 ve 93 yıllarında Teleon, HBB, Kanal 6, Flash TV, Show TV, ATV, STV, Cine 5, Kanal D gibi özel TV’ler, birbiri ardına yaşantımıza girdi.
 
Her geçen gün artan TV kanalı, radyo ve gazete sayısı, gelişen dergicilik, 2000’li yılların başlamasıyla hızla çoğalan medya siteleri, ölçümlemenin önem skalasını, hızla yukarıya doğru taşımaya başladı.
 
Günümüzde, özel şirketlerden kamu kurumlarına, siyasetçilerden araştırma şirketlerine, sanatçıdan sporcuya herkes, medya ölçümlemesine ihtiyaç duyuyor.
 
İş dünyasının iletişimine yön veren PR şirketleri ve iletişim danışmanlıkları ise yaptıkları çalışmaları, medya ölçüm raporlarıyla denetliyor.
 
Çünkü ölçü, değerlendirebilme fırsatı tanıyor. Ölçmek, neyin doğru olmadığını kabullenmek ve düzeltmek anlamına geliyor ve gelişmeyi de birlikte getiriyor. Motivasyon sağlayabiliyor veya yeni tercihler yaratıyor.
 
En değerli madenler olan altın ve elmasın bile, ayarı veya karatı ölçüsünde yeniden kıymet kazandığını hepimiz biliriz…
 
 
    
Bu haberi toplam 395 kişi beğendi.
İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 08.02.2012 11:43:02 Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12