21.04.2010 12:30:13
“Bir ülkede, devletin buyruğu üzerine tüm aynalar kırılır. Amaç, insanların kendini beğenmişliğine son vermektir. Bu önlem, başlangıçta herkesçe onaylansa da, bir süre sonra durum değişmeye başlar.
İnsanların kendi yüzlerine bakma gereksinimi nedeniyle, ayna parçaları karaborsaya düşer; herkesin para karşılığı kendini seyredebileceği aynaların bulunduğu randevu evleri türer. Bütün bu gelişmeler sonucunda, bir halk ayaklanmasıyla, ülkede aynalara konan yasak kalkar ve her şey eski konumuna döner.”
Elias Canetti tarafından kaleme alınan “Kendini Beğenmişliğin Komedisi” adlı oyun, işte bu tema üzerine kurulmuş. 1934 yılında.
Aynaya bakmak önemli; bakıp kendimizle yüzleşmeliyiz ara sıra.
‘Kendini beğenmişliği’mizi görürsek de eğer, kırmalıyız aynamızı. Kırabilmeliyiz.
“Kusura bakmayın gişemiz yok”…
Sözüm yalnızca insanlara değil; şirketlere, kurumlara hatta sektörlere de. Aynasını kırması gerekenler arasında sektörler de var çünkü. Ben onları, piyasanın şımarık sektörleri olarak adlandırıyorum. Tüketiciyi yanıltmaya yönelik keyfi uygulamaları sıkça yapan, agresif karlar güden, tüketicinin farkına bile varamadığı gizli zamları gerçekleştiren sektörler bunlar. En ön sıralarda ise Bankalar ve GSM şirketleri bulunuyor.
Yüklü provizyon ücretlerini ödememek için ne yaparsınız? Çekin tanzim edildiği şubeye gidersiniz, değil mi?
Bu her zaman böyle olmuyor. Örneğin, Akbank’ın, 1.Levent’teki “Batı Kurumsal” şubesinde, size gişeleri olmadığı için ödeyemeyeceklerini ve yakındaki başka bir şubeye gitmeniz gerektiğini söylüyorlar. “Provizyon ücreti öder miyim” diye sorduğunuzda ise, “Evet, 35 TL“ cevabı alıyorsunuz.
Yani siz, bir nevi “mecbur” bırakılıyorsunuz. Oysa, provizyon ücretini ödememek için tahsilatı şubenin kendisinden yapmak istemiş, oraya kadar da gitmiştiniz. Görüyorsunuz ki, şark kurnazıvari bir hamleyle, bu imkanınız engellenmeye çalışılıyor.
Bu davranış şekli, “kendini beğenmişlik” değil de, nedir peki?
Ödemeyi şubeden yapamayacaklarına dair yazılı bir belge istiyorsunuz. Bu aşamadan sonra tutum değişiyor ve bir anda provizyon ödemeden tahsilatı yapabilir hale geliyorsunuz. Yerse…
Zihniyet önemli…
Fortis Bank’a paranızı yatırdınız ve üç ay boyunca bir kez para çektiniz. Size Ocak-Mart’10 dönemini kapsayan bir hesap bildirim cetveli geliyor. Açıklama şöyle:
7/1/2010 Aralık Ayı Hesap İşletim Ücreti ………..…………. 4,95 TL
11/1/2010 Vadesiz Hesap Bildirim cetveli posta gönderimi… 3,50 TL
8/2/2010 Ocak Ayı Hesap İşletim Ücreti ………..………….. 5,50 TL
8/3/2010 Şubat Ayı Hesap İşletim Ücreti ………..…………. 5,50 TL
Anlaşılan yeni yılla birlikte ücretler de zamlanmış. Eskiden bu ücreti yılda bir alıyorlardı, şimdi aylığa dönmüşler. Gönderdikleri ekstrelerin ücretini ise ayrıca ödetiyorlar. Miktarlar çok yüksek değil belki ama zihniyet önemli. Paranız durduğu yerde eriyor, daha doğrusu yavaş yavaş el değiştiriyor.
“Kendini beğenmişlik” değil midir bu?
Örnekleri isimlerle vermeye başladık, GSM sektörü için de öyle devam edelim.
Diyelim, siz Turkcell’in Alo Paket’lerinden birini kullanıyorsunuz. Ve şuna benzer bir mesaj alıyorsunuz (ayrıca şirketin kendi web sitesinde de var):
“Alo paketler yeni hediye dakikaları ile hem daha çok konuşturuyor hem de artık HER YÖNE! Siz de hediyelerinizi almak için EVET yazıp 2747’ye ücretsiz kısa mesaj gönderin, yeni tarifeniz … tarihinden itibaren başlasın. ”
Evet yazıp göndermeseniz de, yeni tarife böyle…
Size yapılan bu cömertlik için her ay ödemeniz gereken rakam; her şey dahil 35 TL. (Alo 120 paketi)
Peki, mesajdan önceki (20 Nisan’a kadar olan) eski fiyat neydi? Her şey dahil ayda 29 TL.
Evet yazıp göndermeseniz de ödeyeceğiniz yeni rakam; 35 TL. (şirketin kendi sitesinde ilan ettiği yeni fiyat)
Belki de hiç konuşmayacağınız ilave süreler, paketinize ekleniyor ve fiyat 6 TL (yüzde 20’den daha fazla bir oran) arttırılıyor. Çok sevimli bir şekilde, çaktırmadan (!) paketiniz zamlandırılıyor.
Bu davranış şekli, “kendini beğenmişlik” değil midir sizce de?
***
Geçtiğimiz günlerde, dünyanın en hızlı körü unvanını alarak olarak Guinness kitabına giren Dünya Engelliler Vakfı başkanı Metin Şentürk, sorulan bir soruya, “aynaya bakmadan evden çıkmam, böyle garip huylarım var” demişti. 2010 yılında.
Bankacılık ve GSM şirketlerine önerim şu: “Metin Şentürk gibi garip huylar edinin ve ara sıra aynanıza bakın, gerekirse kırın. Eskiye dönülürse şayet, yine kırın.”
Geleceğiniz için…