Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Onur ALMIŞLAR
Apple için kötü bir imaj
09.06.2010 11:03:41
Hiçbir marka tüketicilerin aklında kötü bir imajı oluşsun istemez sanırım. Tabi bu markaya göre değişebilir. Bazı markalar “kötü” olarak bilinmek isteyebilirler. Mesela bu marka eğer “Şeytan” ise amacı tüketicilerinin aklında “kötü” imajı yaratmaktır. Şeytan tüketicilerin aklında “iyi” olarak yer almak istemez. Örnek sadece… Eğer bir marka tüketicilerin gözünde kötü bir imajının oluşmasını istemiyorsa, adının geçtiği her mecrayı dikkatlice incelemelidir. Zaten öyle de yapıyorlar ama işleri gerçekten de zor! Zorluğu şu, eskiden sadece televizyon, gazete ve radyo vardı. Şimdi ise uçsuz bucaksız internet var. Kolaylığı ise şu, internet sayesinde kötü haber gerçekten de tez yayılıyor. Markanızla ilgili kötü bir düşünce varsa bunu en kısa zamanda öğreniyorsunuz, hele ki çok bilinen bir markaysanız anında öğrenebilirsiniz. Bu markalara örnek olarak Apple’yi verebilirim ki zaten konumuz da Apple.
 
Apple, seveninin delice sevdiği sevmeyeninin de şiddetlice sevmediği bir marka. Apple’ın her yaptığı olay oluyor, piyasaya çıkarttığı ürünler çok tartışılıyor. Bu ürünler ya göklere çıkartılıyor ya yerin dibine sokuluyor. Övgüler ve beğeniler bir yere kadar kabul edilebilir belki ama birisi Apple’i terör örgütüne ya da gizli servise benzetirse ne olur? Bu benzetme iyi yönde veya kötü yönde olsa Apple her iki duruma da karşı çıkar mı? Mesela birisi Apple’ın çalışma sistemini terör örgütlerinin ya da gizli servislerin çalışma sistemine benzetse neler olur? Yer yerinden mi oynar, yoksa gülüp geçilir mi? Yoksa bu benzetmeyi yapanın kim olduğuna ve niyetine göre mi karar verilir? Açıkçası bu soruların cevaplarını bilmiyorum ve merak ediyorum. Benim düşünceme göre Apple’ın terör örgütlerine ya da gizli servislere benzetilmesi büyük bir yanlış! Hangi şartta ve niyette olursa olsun böyle bir durum kesinlikle kabul edilmemeli. Peki, böyle bir benzetmeyi yapan var mı? Evet var. İsmi Leander Kahney. Kendisi “Nasıl Steve Jobs olunur?”* isimli kitabın yazarı. Kitabın tanıtım bültenine göre kendisi Wired dergisinin haber editörü. Kahney’in “Nasıl Steve Jobs Olunur?” isimli kitabının 151. Sayfasında “Gizliliğin Sırrı” başlıklı bir bölüm var. Bu bölümde Apple’da uygulanan gizlilikten bahsediliyor. İlgili bölümün ilk iki paragrafından bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum;
 
Jobs’un Apple’ı gizliliğe takıntı derecesinde düşkündür. Neredeyse gizli bir devlet ajansı kadar ağzı sıkıdır. Apple çalışanları CIA ajanları gibi en yakın sırdaşlarına eşlerine, sevgililerine ya da anne babalarına bile ne üzerinde çalıştıklarını söylemezler(…)
 
(…)Programcılar hiç görmedikleri ürünler için yazılım programları yazarlar. Bir mühendis grubu yeni bir ürün için bir güç kaynağı tasarlarken diğer grup ekran üzerinde çalışmalar yapar. Grupların hiçbiri nihai tasarımı görmez. Şirkette hücre tipi yapılanma vardır. Her grup diğerinden yalıtılmıştır; tıpkı bir gizli servis ya da terör örgütü gibi.”
 
Alıntıdaki altı çizili bölümleri dikkatinize sunmak için ben yaptım. Gördüğünüz gibi yazar Apple’ın çalışma sitemini terör örgütlerinin çalışma sitemine benzetmiş. Burada kötü bir niyet olduğunu sanmıyorum ama bu kitabı okuyan insanların aklında Apple ile ilgili yanlış imajlar oluşabilir. Bir kişinin bile aklında “Apple=Terör örgütü” imajı oluşsa bu Apple için çok kötü bir durum olur. Abartmış olabilirim, düşüncelerim çok saçma olabilir ama kitaptaki bu benzetmenin yanlış olduğu kanaatindeyim.
 
Aman Allah’ım! Ya sadece Euro D olsaydı?
 
Televizyonda yayınlanan dizileri seviyoruz (genelde) ama reklamları sevmiyoruz. Çünkü Türkiye’deki televizyon kanalları reklam arası verince reklamlar bitmek bilmiyor; reklam oldu reklamı, tanıtıcı reklam, yarın kanalda ne var reklamı, gerçek reklamlar, reklam bitti reklamı, tanıtıcı reklam 2, yarın kanalda ne var reklamı 2 ve sonunda dizi. Diziye geçince de reklamdan kurtulamıyoruz bir türlü. Diziyi izlerken sürekli ekranın altından reklam bantları çıkıyor. Bunu hemen hemen tüm kanallar yapıyor.
 
Geçen akşam Kalan D’deki Aşk-ı Memnu’nun yeni bölümünü izleyeyim dedim. Fakat Kanal D’deki bölüm çoktan başlamıştı ve dizinin başını kaçırmıştım. Aklıma Euro D geldi. Bizdeki kanalların bir de “Euro”ları oluyor biliyorsunuzdur. Euro D’de dizi henüz “Özet” bölümündeydi. Buna çok sevinmiştim, dizinin yeni bölümünü en başından izleyebilecektim. Aşk-ı Memnu’yu Euro D’de izlemeye başladım ve biraz önceki sevincim kursağımda kaldı, bir türlü aşağıya inmedi, az daha boğuluyordum. Vallaha Kanal D’nin normal yayınındaki reklamları izlemeye bile razıyım! Arkadaş o kadar reklam mı verilir? Reklamlar da hep aynı ve yerel bir TV izliyormuşsunuz gibi bir hava var reklamlarda. Reklamlar bitip (nihayet) dizi başlıyor, “Oh” diyorsunuz, daha beş dakika geçmeden pat bir reklam daha! Dişlerinizi ve yumruğunuzu sıkıyor, yastıkları ısırıyor, kumandayı yere fırlatıyorsunuz, sabrınız tükeniyor. Otuz saniye sonra dizi tekrar başlıyor. Ama bu sefer de ekranın neredeyse tamamını kaplayan bant reklamlar yayınlanıyor. Ekranda bir inşaat firmasının reklamını görüyorsunuz. Beşir’in sadece gözleri görünüyor. Bazen de çenesi. Ekrandakileri seslerinden tahmin ediyorsunuz. Bu bant reklamlar bir iki kere daha çıkıyor ekrana. Tabi artık siz o reklamları göremiyorsunuz çünkü o an bayılmış oluyorsunuz… Ayılınca halinize şükrediyor ve şöyle diyorsunuz; ya sadece Euro D olsaydı!
 
Selim kantarın topuzunu kaçırdı!
 
Vodafone’un “Selim”li reklamları çok güzel ve eğlenceli. Reklamlarda sürekli rakibe taş atılıyor. Fakat Vodafone’nin “Selim”li reklamlarının sonuncusundaki taş biraz fazla oldu gibi!
 
Vodafone yeni reklamında (1) iki reklam yıldızını bir arada kullandı. Selim ve Orhan Gencebay. Vodafone’un yeni reklamda Selim, Orhan Gencebay’a reklam teklifinde bulunuyor ve diyor ki “Baba siz dağda ya da şehir dışında bir yerdesiniz fakat mağdursunuz;Kardeşim bu Vodafon da burada çekmiyor’ diyorsunuz, tak o esnada ben geliyorum abi; ‘Buyurun benim telefonum çekiyor, benim telefonumla konuşabilirsiniz’ diyorum size. Biz böyle çok samimi oluyoruz falan, şarkıylan, türküylen bağlıyoruz abi. Rutin yaptığımız şey, formatımız bu, hep yapıyoruz zaten.” Sonra Orhan Gencebay söze giriyor, Vodafone’un kapsama alanın genişlediğinden bahsediyor ve “…Gayet iyi çekiyor” diyor. Orhan Gencebay sözünü bitirince Selim tekrar söze giriyor ve “Ya biz de biliyoruz çektiğini zaten. Ya bu bizim kapsama reklam formatımız, at reklamı izi kalsın gibi düşün” diyerek kendi firmasının ne kadar çamur işler yaptığını, yalancı olduğunu, rakibe çamur atarak tüketiciyi etkilemeye çalıştıklarını ve tüketiciyi kandırdıklarını itiraf ediyor. Bu itirafları Vodafone reklamındaki Selim karakteri yapıyor. Reklamdaki “Selim” kimi temsil ediyor? Selim”li reklamların hedefinde Turkcell var. Vodafone reklamındaki “Selim” Turkcell’i temsil ediyor yani reklamların başlangıcından beridir verilen mesaj bu yönde.  Hadi diyelim ki Turkcell’i temsil etmesin de Vodafone’un tüm rakiplerini temsil etsin, e o zaman daha kötü çünkü işin içine Avea da giriyor! Vodafone’un Selim’i bu kez kantarın topuzunu kaçırdı gibi! Çünkü Vodafone bu reklamda rakibini /rakiplerini yalancılıkla, çamur atmakla ve tüketiciyi kandırmakla suçluyor!
 
 
(*) Nasıl Steve Jobs Olunur, Leander Kahney, Medicat / digitalage, Basım: Şubat 2009
    
Bu haberi toplam 38 kişi beğendi.
Reklamlar ve gerçekler 2 - 02.02.2012 13:33:18 Reklamlar ve gerçekler - 26.01.2012 09:44:24 Reklamları anlatan süpürge - 19.01.2012 09:11:31 Kurutuluşumuz ateizmde! - 12.01.2012 09:43:50 Omo ile şiddete devam! - 05.01.2012 09:18:37 Sinekler ve markalar - 29.12.2011 10:11:54 Size mal diyebilir miyim? - 21.12.2011 11:24:06 Koltuktaki Harry Potter’lar ve sabır taşı! - 14.12.2011 10:10:11 Vodafone blöf mü yapmıştı? - 07.12.2011 10:23:21 Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür! - 02.12.2011 12:29:01 İnternet gazeteleri, Twitter'da internet gazeteciliğini bitirecek! - 23.11.2011 12:15:48 Haşmet Babaoğlu da Mehmet Atalay da yanılıyor! - 15.11.2011 15:51:52 İzlemeye devam edin! - 03.11.2011 12:30:13 Rakiplerimiz sağlığa zararlıdır! - 27.10.2011 14:49:06 Akılsız olanlar kim peki? - 20.10.2011 17:31:49 Markayla saadet olmaz! - 12.10.2011 10:29:20 X-Man Emirhan ve Ayşe Özgün’ün maceraları - 28.09.2011 12:01:37 Kime göre iyi gazete? - 21.09.2011 14:18:49 Sizin bir öneminiz yok! - 15.09.2011 14:09:19 Kokan reklamlar - 08.09.2011 11:19:29 Tüketiciler Gezegeni - 29.08.2011 12:48:27 Reklamlarda ötekileştirilenler - 12.08.2011 10:12:01 Afrikalı olmayan açlar! - 05.08.2011 12:19:37 Gündemin mezarlığındaki tren! - 29.07.2011 11:40:42 Kendilerini kaybeden tavşanlar! - 20.07.2011 15:15:00