05.08.2011 12:19:37Geçenlerde, ara sıra yayınlandığı gibi Afrika’da yaşanan açlığı anlatan bir fotoğraf yayınlandı medyada. Bir çocuğun fotoğrafı… Fotoğraftakinin bir çocuk olduğunu haberin detaylarından anladık. Çünkü bir insana benzemiyordu, daha çok bir uzaylı gibiydi; kocaman kafası, kocaman gözleri, tek tek sayılan kaburgaları, kocaman kulakları ve yatağın üzerinde dağılmış haldeki çarşafa benzeyen derisiyle objektife ve elbette dolaylı olarak da bize bakıp o kocaman gözleriyle “Yardım edin!” diye yalvarıyordu, ne acı! İçimiz parçalandı, ağladık, o çocuğu bu görüntüye sokanlara kızdık! Neyse ki gazetenin sayfasını çevirince, internetteki foto galerilere tıklayınca veya televizyon kanalını değiştirince o görüntü kayboldu ve normal yaşamımıza geri döndük. Zaten cep telefonumuzdan “Açlık” ya da “Afrika” yazıp, o insanlara yardım etmiş ve içimizi rahatlatmıştık. O kadar da üzülmeye gerek yok(!) Hem orası Afrika orada aç insanlar hep vardır…
İnsanlığın nerede başladığı büyük bir tartışma konusu olabilir ama insanlığın nerede bittiğiyle ilgili tartışmaya gerek yok çünkü bununla ilgili sayısız delil var! Medyada yayınlanan aç insanları gösteren fotoğraflar da bu delillerden sadece bir kaçı. Afrika’daki açlığı anlatan fotoğraflara (eski ya da yeni çekilmiş fark etmez) iyi bakın, o fotoğraflarda kendinizi göreceksiniz. Evet, o fotoğraftaki biziz aslında! Elinde olanlara değil olmayanlara adanmış bir hayatın, elinde olanlardan daha fazlasını isteyenlerin, hiç gerek yokken bile tüketmekten çekinmeyenlerin, ayakkabılığı ve gardolabı neredeyse bir mağazaya dönmüş ama hala giyecek bir şeyi olmayanların, biz tüketim kölelerinin fotoğrafı o!
Hepimiz her gün arkadaşımızın elindeki telefona, komşumuzun evindeki televizyona, mobilyaya, sokaktaki arabalara, mağazalardaki kıyafetlere, elektronik cihazlara ve birçok tüketilecek ürüne bakıp yutkunuyoruz. Çünkü izlediğimiz reklamlar, filmler ve programlar bizlere bu ürünleri kullanmamız gerektiğini söyleyip duruyorlar. Ne kadar yakışıklı, güzel, güçlü, karizmatik, çılgın ve etkili medya karakteri varsa hepsi o ürünlerden kullanıyorlar ve ekranlardan bize sesleniyor, “Kişiliğinizin, karakterinizin ve karizmanızın göstergesi bu ürünlerdir!” diyor, bizim de onlar gibi olmamızı istiyorlar. Bizler, bizi biz yapmayan ve belki de hiç ihtiyacımız olmayan şeylerin peşinde koşan, gözleri aç olan Afrikalı olmayan açlar da mağazadan mağazaya koşup duruyor sonra da ellerimizde poşetler ve yüzümüzde sahte bir mutlulukla evimize dönüyoruz. Ama bu mutluluk bir uyuşturucu gibi, etkisi çok kısa ve sürekli yenilenmesi gerekiyor. Birkaç gün sonra tekrar mağaza önlerinde oluyoruz, bazen sabahın çok erken saatlerinde mağaza kapıları önünde kuyruklar oluşturuyoruz. Kredi kartları, banka kredileri, borç alınan paralar havada uçuşuyor. Tüketiyoruz ve tükeniyoruz…
Afrikalı açların kurtulabilmesi için önce Afrikalı olmayan açların kurtulması gerekiyor. Elbette gözü bizden daha aç olanlar; bizi, zavallı tüketim kölelerini yaratanlar var, asıl mesele o açların gözünü doyurabilmek. Hem Afrikalı hem de Afrikalı olmayan açları yaratan bu sistemin gözünün doyması ya da gözünün çıkartılması belki de en iyisi bu sistemin kökünden ortadan kaldırılması gerekiyor.
Silah satmak ve daha çok para kazanmak için savaş, ilaç satmak ve daha çok kazanmak için hastalık çıkaranlar, daha ucuza işçi bulup daha pahalıya ürün satanlar, insanları sömürenler ve sistemin yarattığı tüketim çılgınlığına kapılıp giden bizler oldukça açlıklar, savaşlar ve ölümler hep olacak…
Geçenlerde, ara sıra yayınlandığı gibi Afrika’da yaşanan açlığı anlatan bir fotoğraf yayınlandı medyada; bizim fotoğrafımız…