Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
 
“Tatlıses vurulduğu gün sözleşmeyi rafa kaldırdık”
15.08.2011 11:38:51

 

Yayın hayatına geçtiğimiz yıl Ankara merkezli olarak başlayan daha sonra İstanbul’a taşınan Beyaz TV, ekrana taşıdığı ateşli tartışma programlarıyla adından sıkça söz ettiriyor. Başlangıçta, kanalın genel yayın müdürünün, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i oğlu Osman Gökçek olması nedeniyle ‘Beyaz TV Melih Gökçek’in mi?’ tartışmalarının odağı olan kanal, yaptığı önemli transferlerle de popülaritesini giderek arttırıyor. Kanal, bir yandan Seda Sayan, Zuhal Topal, Nagehan Alçı ve Ahmet Çakar gibi önemli ekran yüzleriyle transfer atağını sürdürürken diğer yandan da ‘nerden geliyor bu paranın kaynağı’ sorularına muhatap oluyor.  

 

İşte, Beyaz TV'nin program müdürü Tayyar Işıksaçan’ın transferlerden para kaynağına, İbrahim Tatlıses’ten sözleşmenin durumuna kadar pek çok konuda Medyalojiye yaptığı birbirinden çarpıcı açıklamalar: 

 

Röportaj- Meral GEMİCİ

 

Beyaz TV esasında sektörün en genç TV kanallarından biri. Ancak kısa bir sürede oldukça popüler bir kanal olarak öne çıktı. Nedir işin sırrı?

Türkiye’de ilk defa, TRT’nin dışında, ulusal yayın yapan ama merkezi İstanbul dışında bulunan tek kanal Beyaz TV.  İşin sırrı diye bir şey yok aslında, biz işin gereğini yapıyoruz. Yani bir TV kanalı kuruyorsanız, o TV kanalını izlettirebilmek için seyirci pastasından yer alabilmek için popüler programlara ve popüler programcılara ihtiyacınız var. Biz yarı entertainment (eğlence) kanalız ve bunun gereğini yerine getiriyoruz.

 

BEYAZ TV’NİN EN BÜYÜK ŞANSI OSMAN GÖKÇEKTİR

 

Kanaldaki bu büyük yenilenmenin, hareketlenmenin ardındaki ismin sizin olduğunuz konuşuluyor. Sizin bu başarıdaki payınız nedir?

 

Öyle bir şey yok aslında. Bu şöyle bir şey, ben çok uzun yıllar medyada çalıştım. Muhabir olarak da yönetici olarak da yer aldım. TV programları da yaptım yapımcı olarak . Sonra Geçen sene kanalımızın Genel Yayın Müdürü Osman Gökçek’in teklifi üzerine de program müdürü olarak Ankara’ya gittim. Bu bir ekip çalışması. Beyaz TV’nin en büyük şansı, kanalın başında bulunan Osman Gökçek’in çok genç ve çok yetenekli ve ileri görüşlü biri olması. Bizim bu kadar rahat, bu kadar hızlı hareket etmemizde onun bize sağlamış olduğu imkan çok önemli. Analizini yapıp ortaya koyduğumuz her şey için, evet tamam uygulayalım cesaretini alınca da bu noktaya kadar geldik. Dediğim gibi, bir ekip işi bu. Patron, İstanbul temsilcimiz, haber merkezi, reklam, program departmanı, teknik ekip, çok iyi bir ekibe sahibiz. Biz sadece yapılması gerekeni yapıyoruz. 

Transferlere bakıldığında ekranın önemli tartışma yüzleri Can Ataklı, Mehmet Faraç, Rasim Ozan Kütahyalı gibi isimler dikkat çekiyordu. Son dönemde ise Seda Sayan, Oya Aydoğan, Zuhal Topal gibi popüler isimler var. Ve transferler ard arda geldi.  ‘Eğlence’ unsurunun eksik kaldığı mı düşünüldü?

Aslında geçen yıl kadın kuşağımızda Ayşen Gürler diye bir kardeşimiz vardı. Önce o bir kadın programı yaptı. Onun ardından Gülay Küriş’le bir kadın kuşağı programı yaptık. Akşamları Magic Necmi bizde bir yarışma programı yapıyordu. Magic Necmi’nin arkasından Atilla Taş’la bir yarışma programına devam ettik.  Aslında yine buna benzer yani bu sezon yayınlayacağımız programlara benzer programlarımız vardı ama programcılarımızın star ışığı şimdikilere göre biraz daha az olduğu için çok fark edilmedi.

 

NERDEN BULUYORSUNUZ BU KADAR BÜYÜK PARALARI?

Beyaz TV’yi tam olarak nasıl hayal ediyorsunuz. Kanalın geleceği ile ilgili hayaliniz nedir?

 

Aklımızdaki Beyaz TV şu: biz yarı entertaintmant (eğlence) bir TV kanalıyız. Türkiye’de TV kanallarına baktığınızda özellikle ulusal kanalara baktığınızda birbirine benzer, eşdeğer programlar görmeniz mümkün. İnsanlar artık farklı şeyler, değişik saatlerde değişik programlar görmek istiyorlar. E yok mu? Diğerlerinde de var. Çok büyük paralar harcayarak ekranlarını doldurmaya çalışıyorlar. Fakat uzun soluklu programlar yaptıkları için seyirci bir süre sonra yeni bir şey aramak ihtiyacı hissediyor. 

Onun için kendi kendimize önce bunu tartıştık: Benzer işler mi yapalım? Hayır yapmayalım dedik.  Mesela bir kadın kuşağı yapalım, kadın kuşağında Türkiye’deki en iyi isim kim? Seda Sayan. O zaman bir kadın kuşağı programı yapacaksak bunu Seda Sayan’la yapalım. Yine kadına yönelik bir yarışma yapalım istedik. Bu alandaki en iyi isim kim? Zuhal Topal. O zaman onunla yapalım dedik. Yani Beyaz TV olarak seyircinin farklılık beklentisine karşılık gelecek özgün işler yapmaya çalışıyoruz. 

 

Nasıl tepkiler aldınız bu transferlerle ilgili?

Herkes şöyle bir şey söylüyor: “Ya nerden buluyorsunuz bu kadar büyük paraları?” Aslında o kadar büyük paralar ödemiyoruz. Program yapacak olan insanlar da çok büyük paralar talep etmiyorlar. Ama medyada yerleşmiş bir şey var, işte bu insanlar çok büyük paralara bu işleri yapıyorlar. Hayır, çok büyük paralara yapmıyorlar bu işleri. Bu işin büyük paralar harcanan bölümü, işin maliyet bölümü, teknik bölümü. Bu işler çok büyük paralara yapılıyor. Yoksa sanatçılar sunuşlar için hak ettikleri paraları talep ediyorlar. Ama yine de kendi adımıza konuşuyorum, Beyaz TV olarak: “Biz, Türk televizyonculuk tarihinde bu transferleri, hakikaten TV dünyasının ekonomik şartlarındaki en iyi fiyatlara yaptık.
 

 

SEDA SAYAN GÜNDÜZ KUŞAĞININ KONSEPT DANIŞMANI 

 

Peki en zor transfer hangisi oldu? Ya da en ilginç olan? Biraz öyküsünü paylaşır mısınız bizimle?

Yani öyle bizi çok uğraştıran bir şey olmadı ancak Seda Hanım’ın transfer öyküsü biraz ilginç. Biz Seda Hanım ile İbrahim Bey’in vurulduğu gece hastanede bir araya geldik. Hem İbrahim Bey’in durumunu konuşuyor hem de sohbet ediyorduk. O sırada Seda Hanım’a ‘e hadi bu sene siz de bizde olsanıza’ gibi ayaküstü bir sohbetimiz oldu. Sonra 10-15 günlük bir dönemin ardından yeniden bir araya geldik. Seda Hanım’ın da o sırada mevcut kanalıyla sıkıntıları vardı ve Seda Hanım’a iki TV kanalından da ısrarla teklif vardı. Biz bu durumda artık genel müdürümüzü devreye soktuk. Tatlı, naif, biraz da böyle gönlüm var ama biraz da bekleyin tarzında bir süreçten sonra, Seda Hanım’ı ikna ettik bu iş için. Bunun yanında, Seda Hanım kanalımızın gündüz kadın kuşağı için konsept danışmanlığı yapacak. Beyaz TV’nin gündüz kuşağını, kendi programının önü, sonrasını kurgularken ve kadın izleyicilerin beklentileri konusunda çok yardımcı oldu bize.  

 

BASKI VARSA DAHA ÖNCEDEN DE VARDI, NİYE YOK MUYDU?

 

Biraz da eleştirilerden soralım. NTV’nin yayın politikası gereği bazı konukları yayına almadığı ve bu durumun da Beyaz TV’yi cazibe merkezi haline getirdiği yönünde bir görüş var? Siz ne düşünüyorsunuz bununla ilgili? 

Bizim kimseye bir yasağımız yok. Başından beri herkese eşit miktarda yer vermeye çalışıyoruz. Şöyle söyleyeyim. Mesela Hulki Cevizoğlu ile Ceviz Kabuğu’nu yaptık. Sonra Fikri Sağlar, Şamil Tayyar, Can Ataklı gibi isimlerle programlar yaptık. Bizim ekranımızda kimseye bir yasağımız yok. Biz, seçim döneminde de hiç kimseye sırtımızı çevirmedik. Zaman zaman politika gereği gelmeyen çıkmayan isimler de oldu. Bizim çıkartmadığımız isimler de oldu. Ama bunlar hiçbir zaman bizim yasaklarımız var, bu yasaklarımız çerçevesinde bunu yapıyoruz diye bir şey yok. Bizim ekranımız herkese açık. Bir BDP’li de, bir MHP’li de bizim ekranıma çıkabilir. Bu görüşe katılmıyoruz. Oldukça saygın isimler de Beyaz TV ekranlarında çok uzun soluklu programlar yaptılar. 

 

Peki, NTV’deki son yapılanma ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu Beyaz TV’yi etkiler mi? Nasıl etkiler? 

 

Şimdi, her kanalın kendine göre bir yapısı var. Biraz da tabi ekonomik şartları da göz önüne almak lazım. Patronaja yönelik kararlar bunlar. Belki çok uzun süre çalıştıkları ekiplerle belli bir süre sonra bir kan yenilemesine ihtiyaç duyuyor olabilirler. İçeride, nasıl bir karar çerçevesinde bu değişikliğe gittiklerini bilmediğimiz için açıkçası bir şey söylemek çok doğru olmaz.

 

Hükümet baskısı olarak yorumlanıyor…

Ben zannetmiyorum ya. Baskı varsa daha önceden de vardı, niye yok muydu? Bence, medya bir kabuk değiştiriyor. Önceki yıllarda medyadaki patronlar medya sektörünün içinden gelme isimlerdi. Ben Erol Simavi’nin, Sedat Simavi’nin ve Dinç Bilgin’in patronlukları döneminde de gazetecilik yaptım. Bunlar medya patronu idi, yani işleri buydu. Şimdi medyaya giren patronlar daha çok ticaret adamı. Ve tabii ki satın aldıkları yerleri bir medya gücü olsun diye alıyorlar ama sonuçta bir ticarethane olarak bakıyorlar. İşletme politikaları, kar ve zararları gibi unsurları hep göz önünde bulunduruyorlar. Patronların kendilerine göre belirledikleri bir politikaları var ve bu politikaları uygulatabilecekleri ekiplere ihtiyaçları var. O nedenle de yapılan değişiklileri çok yadırgamamak lazım. NTV’nin neden bu kadar hızlı ve yoğun şekilde bir değişime gittiği konusunda da bir şeyler söylemek zor…

 

TİCARİ ORTAKLARIMIZ LİTERATÜRDE KAYITLI, ÇOK MERAK EDENLER BAKABİLİRLER

Biliyorsunuz son yıllarda medyada ‘yandaş medya’ gibi bir tanım ve bir ayrım var. Ve Beyaz TV, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile olan organik bağı nedeniyle hükümete yakın bir kanal olarak anılıyor. Siz neler söylemek istersiniz bu eleştirilerle ilgili?

Buna hemen bir açıklık getirmek istiyorum. Bir kere Bizim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile bir bağlantımız söz konusu değil. Kanalımızın Genel Yayın Müdürü Osman Gökçek, Melih Bey’in oğludur. Yani bugün siz de bir medya kuruluşunun başına geçseniz ve babanız da bir makam, mevki sahibi olsa illa bulunduğunuz konumun arkasında babanız mı olması gerek? Ben bunu çok insafsızca bir yaklaşım olarak görüyorum. Henüz 27 yaşında, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan yetenekli bir gencin bu kadar çok yıpratılmaya çalışılması açıkçası çok kırıcı.

 

Yani eleştirilerin sadece Melih Gökçek isminden ötürü olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eleştiriler kanalın yayın politikasına yönelik olamaz mı? Siz bu anlamda ‘biz tarafsızız’ diyebiliyor musunuz?

Biz gerçekten tarafsızız. Bunu şöyle söyleyeyim. Biz, 4 Kadın 1 Erkek diye bir TV programı yaptık biliyorsunuz. Her hafta ünlü bir isim bu programda moderatör olarak yer alıyordu. Şimdi biz bu programa MHP’den isim aldık,  BDP’den isim aldık, CHP’den isim aldık moderatör olarak. Yanlı olsaydık bu insanları bu ekrana çıkartır mıydık? Çıkartmazdık.Tartışma programlarımızda adı geçen herkesi mutlaka arayarak bir cevap hakkı sağlıyoruz. Seçim döneminde bizzat benim imzamla, Türkiye’de seçime katılan partilerin genel başkanlarına gönderilmiş davet mektupları var. Yani hiç kimseyi geri çevirmedik ki. Yani Melih Bey’in adının geçmesi, Osman Bey’in kanalın başında yönetici olarak yer alıyor olması temel nedendir. Burası 5 ortaklı bir TV kanalı, Ortaklarımız ticari literatürde belli. Çok merak edenler ticari kayıtlardan bu isimleri alabilirler. Osman Bey’in de bağlı olduğu bir yönetimimiz var bizim.

 

 

Kimler var ortaklar arasında, öne çıkan isimler var mı?

Ali Sabit Aksoy var, bizim Yönetim Kurulu Başkanımız, diğer ortaklarımız da hepsi iş adamı. Osman Bey de kanalın genel yayın müdürü.
 

 

Yeni sezon için ne gibi yenilikler var? Basına henüz sızmamış sürpriz bir transfer olabilir mi mesela?

Biz geçen yılın ortalarında çıtayı biraz daha yükseltmek adına bir İbrahim Tatlıses transferi gerçekleştirdik. Ama malumunuz talihsiz bir olay yaşadık. Onun ardından da bu yaz dönemini kamp dönemi gibi görüp, yeni yayın döneminde neler yapabiliriz, bizi izleyen seyirci profili ne olur araştırmaları yaptık. Bunun üzerine de yeni yayın döneminde sabah 8’den başlamak üzere akşamüzeri saat 6’ya kadar olan bölümü kadın ve çocuk kuşağı üzerine kurguladık… Seda Sayan ve Zuhal Topal gibi bu alanın en iyi isimleriyle anlaştık.

Sabahleyin, daha çok ev hanımlarına yönelik eğlenceli bir iş olsun istedik. Ve kadınların da güvendiği ve sevdiği isimler olsun dedik. Bunula ilgili bir araştırma yaptık ve iki tane çok güzel isim çıktı: Oya Aydoğan ve Emel Mütfüoğlu. E sağlık programı yapmak istiyorduk. Böyle olmasını istemezdik ama Emine Ün’ün yaşadığı acı olaydan sonra, onun da hastalığından yola çıkarak teklifi ona götürdük. 

 

Bu olay üzerine mi Emine Ün olmasına karar verildi?

Evet, yani Emine Hanım son dakikada karar verdiğimiz bir iş oldu.  

 

ŞİKE OPERASYONU SONRASI “DERİN FUTBOL” 

Sonra spor programı yapma kararımız vardı. Yine spor bölümümüzün başında olması için senlerdir bu camianın içinde, deneyimli bir isim olan Göktuğ Sevinçli’yi yaptık. Yine, seyircinin güvendiği, sözüne itibar ettiği Ahmet Çakar ile anlaştık. Selçuk Yula’yı aldık ve Adnan Aybaba’yı aldık spor programına.  Bunlarla bir pazar akşamları bir program yapacağız.

Bu arada istedik ki, son zamanlarda biliyorsunuz şike olaylarının açılması, spordaki işleyişin değişiyor olması sonrasında biraz daha farklı bir boyuttan bakalım, neler oluyor spor camiasında dedik. Pazartesi akşamı da Ahmet Çakar ve Rasim Ozan Kütahyalı ile ‘Derin Futbol’ adında bir spor programı yapacağız.
Yeni sezonda sürpriz bir isim var esasında haber için, haberin başına önemli bir arkadaşımızı alacağız ancak hali hazırda kurumundaki işine devam ettiği için burada isim telaffuz etmek çok doğru olmaz.  

 

Diziler konusunda bir çalışmanız var mı?

Bizim dizi projemiz henüz yok. Biz henüz çok yeni bir kanalız. Bu nedenle bu kadar büyük prodüksiyonların altına hemen girmek istemiyoruz. Öncelikle, kanalın insanlar tarafından izlenirliğini sağlayacağız . Sonrasında da nasıl bir projeyi ekrana çıkartacağımızın kararını vereceğiz.  

 

İBRAHİM TATLISES VURULDUĞU GÜN SÖZLEŞME KONUSUNDA HELALLEŞTİK 

 

Son olarak kötü bir tesadüf sonucu program çıkışında saldırıya uğrayan İbrahim Tatlıses’in Beyaz TV’deki programı ne olacak? İbrahim Tatlıses programa devam edecek mi? Yarım kalmış bir sözleşme soz konusu mu? Bu durum nasıl netliğe kavuşacak? Hukuki bir süreç başlayacak mı? 

Evet, ortada yarım kalmış biz sözleşmemiz var. Ama İbrahim Bey’e yapılan saldırının ardından biz bu konuyu hiç açmadık. Çünkü öncelikli olan, İbrahim Bey’in sağlığına kavuşup aramıza geri dönmesi. Biz, İbrahim Bey vurulduğu gün sözleşme konusunda helalleştik. Bunu dışında da tabii ki kötü senaryoyu hiç düşünmek istemiyoruz. Zaten Osman bey de İbrahim Bey’in avukatına aynen şöyle dedi “İbrahim Bey’in bize karşı hakkı var, hakkını helal etsin. Biz İbrahim Bey’e hakkımızı helal ettik. Eğer aramıza dönerse ekranımız açık. Ama dönmezse helalühoş olsun’

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Biz henüz kendimizi yolun çok başında görüyoruz. Başarımızın tek sebebi bir takımız ve antrenmanlarımızı çok iyi yapıyoruz. Kanala ilk geldiğim günden bu yana söylediğim bir şey var, Beyaz TV’nin en büyük şansı, bu kanalın başına Osman Gökçek gibi çok genç, idealist ve ileri görüşlü gencecik bir insanın olması. Eminim en kısa sürede Beyaz TV rakipleri ile aynı kulvarda yarışabilecek düzeye gelecek. Şuanda herkes bizim ne yaptığımızı çok sıkı takip ediyor.  
 
Bu haberi toplam 45 kişi beğendi.
 
Unutulma hakkı nedir? - 06.03.2012 08:49:59