



























Yayın hayatına geçtiğimiz yıl Ankara merkezli olarak başlayan daha sonra İstanbul’a taşınan Beyaz TV, ekrana taşıdığı ateşli tartışma programlarıyla adından sıkça söz ettiriyor. Başlangıçta, kanalın genel yayın müdürünün, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i oğlu Osman Gökçek olması nedeniyle ‘Beyaz TV Melih Gökçek’in mi?’ tartışmalarının odağı olan kanal, yaptığı önemli transferlerle de popülaritesini giderek arttırıyor. Kanal, bir yandan Seda Sayan, Zuhal Topal, Nagehan Alçı ve Ahmet Çakar gibi önemli ekran yüzleriyle transfer atağını sürdürürken diğer yandan da ‘nerden geliyor bu paranın kaynağı’ sorularına muhatap oluyor.
İşte, Beyaz TV'nin program müdürü Tayyar Işıksaçan’ın transferlerden para kaynağına, İbrahim Tatlıses’ten sözleşmenin durumuna kadar pek çok konuda Medyalojiye yaptığı birbirinden çarpıcı açıklamalar:
Röportaj- Meral GEMİCİ
Beyaz TV esasında sektörün en genç TV kanallarından biri. Ancak kısa bir sürede oldukça popüler bir kanal olarak öne çıktı. Nedir işin sırrı?
Türkiye’de ilk defa, TRT’nin dışında, ulusal yayın yapan ama merkezi İstanbul dışında bulunan tek kanal Beyaz TV. İşin sırrı diye bir şey yok aslında, biz işin gereğini yapıyoruz. Yani bir TV kanalı kuruyorsanız, o TV kanalını izlettirebilmek için seyirci pastasından yer alabilmek için popüler programlara ve popüler programcılara ihtiyacınız var. Biz yarı entertainment (eğlence) kanalız ve bunun gereğini yerine getiriyoruz.
BEYAZ TV’NİN EN BÜYÜK ŞANSI OSMAN GÖKÇEKTİR
Kanaldaki bu büyük yenilenmenin, hareketlenmenin ardındaki ismin sizin olduğunuz konuşuluyor. Sizin bu başarıdaki payınız nedir?
Öyle bir şey yok aslında. Bu şöyle bir şey, ben çok uzun yıllar medyada çalıştım. Muhabir olarak da yönetici olarak da yer aldım. TV programları da yaptım yapımcı olarak . Sonra Geçen sene kanalımızın Genel Yayın Müdürü Osman Gökçek’in teklifi üzerine de program müdürü olarak Ankara’ya gittim. Bu bir ekip çalışması. Beyaz TV’nin en büyük şansı, kanalın başında bulunan Osman Gökçek’in çok genç ve çok yetenekli ve ileri görüşlü biri olması. Bizim bu kadar rahat, bu kadar hızlı hareket etmemizde onun bize sağlamış olduğu imkan çok önemli. Analizini yapıp ortaya koyduğumuz her şey için, evet tamam uygulayalım cesaretini alınca da bu noktaya kadar geldik. Dediğim gibi, bir ekip işi bu. Patron, İstanbul temsilcimiz, haber merkezi, reklam, program departmanı, teknik ekip, çok iyi bir ekibe sahibiz. Biz sadece yapılması gerekeni yapıyoruz.
Transferlere bakıldığında ekranın önemli tartışma yüzleri Can Ataklı, Mehmet Faraç, Rasim Ozan Kütahyalı gibi isimler dikkat çekiyordu. Son dönemde ise Seda Sayan, Oya Aydoğan, Zuhal Topal gibi popüler isimler var. Ve transferler ard arda geldi. ‘Eğlence’ unsurunun eksik kaldığı mı düşünüldü?
NERDEN BULUYORSUNUZ BU KADAR BÜYÜK PARALARI?
.jpg)
Beyaz TV’yi tam olarak nasıl hayal ediyorsunuz. Kanalın geleceği ile ilgili hayaliniz nedir?
Aklımızdaki Beyaz TV şu: biz yarı entertaintmant (eğlence) bir TV kanalıyız. Türkiye’de TV kanallarına baktığınızda özellikle ulusal kanalara baktığınızda birbirine benzer, eşdeğer programlar görmeniz mümkün. İnsanlar artık farklı şeyler, değişik saatlerde değişik programlar görmek istiyorlar. E yok mu? Diğerlerinde de var. Çok büyük paralar harcayarak ekranlarını doldurmaya çalışıyorlar. Fakat uzun soluklu programlar yaptıkları için seyirci bir süre sonra yeni bir şey aramak ihtiyacı hissediyor.
Nasıl tepkiler aldınız bu transferlerle ilgili?
SEDA SAYAN GÜNDÜZ KUŞAĞININ KONSEPT DANIŞMANI
Peki en zor transfer hangisi oldu? Ya da en ilginç olan? Biraz öyküsünü paylaşır mısınız bizimle?
BASKI VARSA DAHA ÖNCEDEN DE VARDI, NİYE YOK MUYDU?
Biraz da eleştirilerden soralım. NTV’nin yayın politikası gereği bazı konukları yayına almadığı ve bu durumun da Beyaz TV’yi cazibe merkezi haline getirdiği yönünde bir görüş var? Siz ne düşünüyorsunuz bununla ilgili?
Bizim kimseye bir yasağımız yok. Başından beri herkese eşit miktarda yer vermeye çalışıyoruz. Şöyle söyleyeyim. Mesela Hulki Cevizoğlu ile Ceviz Kabuğu’nu yaptık. Sonra Fikri Sağlar, Şamil Tayyar, Can Ataklı gibi isimlerle programlar yaptık. Bizim ekranımızda kimseye bir yasağımız yok. Biz, seçim döneminde de hiç kimseye sırtımızı çevirmedik. Zaman zaman politika gereği gelmeyen çıkmayan isimler de oldu. Bizim çıkartmadığımız isimler de oldu. Ama bunlar hiçbir zaman bizim yasaklarımız var, bu yasaklarımız çerçevesinde bunu yapıyoruz diye bir şey yok. Bizim ekranımız herkese açık. Bir BDP’li de, bir MHP’li de bizim ekranıma çıkabilir. Bu görüşe katılmıyoruz. Oldukça saygın isimler de Beyaz TV ekranlarında çok uzun soluklu programlar yaptılar.
Peki, NTV’deki son yapılanma ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu Beyaz TV’yi etkiler mi? Nasıl etkiler?
Şimdi, her kanalın kendine göre bir yapısı var. Biraz da tabi ekonomik şartları da göz önüne almak lazım. Patronaja yönelik kararlar bunlar. Belki çok uzun süre çalıştıkları ekiplerle belli bir süre sonra bir kan yenilemesine ihtiyaç duyuyor olabilirler. İçeride, nasıl bir karar çerçevesinde bu değişikliğe gittiklerini bilmediğimiz için açıkçası bir şey söylemek çok doğru olmaz.
Hükümet baskısı olarak yorumlanıyor…
Ben zannetmiyorum ya. Baskı varsa daha önceden de vardı, niye yok muydu? Bence, medya bir kabuk değiştiriyor. Önceki yıllarda medyadaki patronlar medya sektörünün içinden gelme isimlerdi. Ben Erol Simavi’nin, Sedat Simavi’nin ve Dinç Bilgin’in patronlukları döneminde de gazetecilik yaptım. Bunlar medya patronu idi, yani işleri buydu. Şimdi medyaya giren patronlar daha çok ticaret adamı. Ve tabii ki satın aldıkları yerleri bir medya gücü olsun diye alıyorlar ama sonuçta bir ticarethane olarak bakıyorlar. İşletme politikaları, kar ve zararları gibi unsurları hep göz önünde bulunduruyorlar. Patronların kendilerine göre belirledikleri bir politikaları var ve bu politikaları uygulatabilecekleri ekiplere ihtiyaçları var. O nedenle de yapılan değişiklileri çok yadırgamamak lazım. NTV’nin neden bu kadar hızlı ve yoğun şekilde bir değişime gittiği konusunda da bir şeyler söylemek zor…
TİCARİ ORTAKLARIMIZ LİTERATÜRDE KAYITLI, ÇOK MERAK EDENLER BAKABİLİRLER

Biliyorsunuz son yıllarda medyada ‘yandaş medya’ gibi bir tanım ve bir ayrım var. Ve Beyaz TV, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile olan organik bağı nedeniyle hükümete yakın bir kanal olarak anılıyor. Siz neler söylemek istersiniz bu eleştirilerle ilgili?
Yani eleştirilerin sadece Melih Gökçek isminden ötürü olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eleştiriler kanalın yayın politikasına yönelik olamaz mı? Siz bu anlamda ‘biz tarafsızız’ diyebiliyor musunuz?
Kimler var ortaklar arasında, öne çıkan isimler var mı?
Yeni sezon için ne gibi yenilikler var? Basına henüz sızmamış sürpriz bir transfer olabilir mi mesela?
Biz geçen yılın ortalarında çıtayı biraz daha yükseltmek adına bir İbrahim Tatlıses transferi gerçekleştirdik. Ama malumunuz talihsiz bir olay yaşadık. Onun ardından da bu yaz dönemini kamp dönemi gibi görüp, yeni yayın döneminde neler yapabiliriz, bizi izleyen seyirci profili ne olur araştırmaları yaptık. Bunun üzerine de yeni yayın döneminde sabah 8’den başlamak üzere akşamüzeri saat 6’ya kadar olan bölümü kadın ve çocuk kuşağı üzerine kurguladık… Seda Sayan ve Zuhal Topal gibi bu alanın en iyi isimleriyle anlaştık.
Bu olay üzerine mi Emine Ün olmasına karar verildi?
ŞİKE OPERASYONU SONRASI “DERİN FUTBOL”
Sonra spor programı yapma kararımız vardı. Yine spor bölümümüzün başında olması için senlerdir bu camianın içinde, deneyimli bir isim olan Göktuğ Sevinçli’yi yaptık. Yine, seyircinin güvendiği, sözüne itibar ettiği Ahmet Çakar ile anlaştık. Selçuk Yula’yı aldık ve Adnan Aybaba’yı aldık spor programına. Bunlarla bir pazar akşamları bir program yapacağız.
Diziler konusunda bir çalışmanız var mı?
İBRAHİM TATLISES VURULDUĞU GÜN SÖZLEŞME KONUSUNDA HELALLEŞTİK 
Son olarak kötü bir tesadüf sonucu program çıkışında saldırıya uğrayan İbrahim Tatlıses’in Beyaz TV’deki programı ne olacak? İbrahim Tatlıses programa devam edecek mi? Yarım kalmış bir sözleşme soz konusu mu? Bu durum nasıl netliğe kavuşacak? Hukuki bir süreç başlayacak mı?
Evet, ortada yarım kalmış biz sözleşmemiz var. Ama İbrahim Bey’e yapılan saldırının ardından biz bu konuyu hiç açmadık. Çünkü öncelikli olan, İbrahim Bey’in sağlığına kavuşup aramıza geri dönmesi. Biz, İbrahim Bey vurulduğu gün sözleşme konusunda helalleştik. Bunu dışında da tabii ki kötü senaryoyu hiç düşünmek istemiyoruz. Zaten Osman bey de İbrahim Bey’in avukatına aynen şöyle dedi “İbrahim Bey’in bize karşı hakkı var, hakkını helal etsin. Biz İbrahim Bey’e hakkımızı helal ettik. Eğer aramıza dönerse ekranımız açık. Ama dönmezse helalühoş olsun’
Son olarak neler söylemek istersiniz?