08.08.2011 11:01:36
Halen yaz tatiline girmeyip haftanın birkaç günü program yapmayı sürdüren Şirin Payzın’la yaz döneminin girmesiyle haber kanallarında yaşanan değişimi ve ülke gündemini konuştuk. NTV’de başlayan değişim rüzgarının diğer haber kanallarına sıçramayacağını düşünen Payzın, insanların görüşlerini öğrenmede en kolay yolun sosyal medya olduğunu ifade ediyor.
RÖPORTAJ: ÖZLEM KILIÇ
Öncelikle NTV’de başlayan format değişikliğini nasıl yorumluyorsunuz?
NTV bir stratejik kurumsal karar almış. Bu kurumsal kararı da elbette ölçüp biçmişlerdir diye düşünüyorum.
Başlayan değişim sürecinde siyasi programlar yayından kaldırılırken, muhabir kadrosu ön plana çıkartılıyor…
Muhabirlerin ön plana çıkarılması her zaman için habercilik açısından iyi bir şeydir. Şu anda NTV’nin nasıl bir format uygulayacağını bilmiyoruz, bu nedenle yeni yayın dönemini Eylül ayını beklememiz gerekiyor. Zaten yeni yayın döneminde bütün kanallar nasıl bir format uygulayacaklarını ortaya koyuyorlar. Hepimiz de yeni yayın döneminde yeni yayın akışlarıyla, yeni yüzlerle seyircinin karşısına çıkıyoruz. NTV de şu anda yaz aylarında bir hazırlık döneminde. Yeni dönemde bir görelim bakalım yeni NTV nasıl olacak.
Ayrıca NTV Türkiye’nin çok önemli bir kurumu ve yıllar yılı da bizim rakibimiz. Çok da kaliteli ve bence Türkiye’nin haber kanallarının kalitesini ve standartlarını belirledi. Çok iyi işler yaptılar ve önemli yüzlerle çalıştılar. Şimdi de kurumsal bir karar almışlar ve bunun nasıl bir sonuç vereceğini hepimizin bekleyip görmesi gerekiyor.
NTV’den ayrılmasının ardından Can Dündar’ın yaptığı “NTV bizden değil, kendinden vazgeçti” yorumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kanalı kanal yapan ekran yüzleri midir?
Kanalı kanal yapan yönetimdir, aldığı stratejik kararlardır, editör masasıdır vs. sadece bir tek kimse değildir, birçok şeyin bir bütünüdür. Ayrıca Can Dündar NTV’nin içinden birisidir ama ben içinden değilim. Orada tam olarak ne olduğunu bilemem. Belki Can Dündar’la başka bir formatta çalışacaklar bunu bilemiyoruz, ancak Eylül ayı geldiğinde göreceğiz.
Bu değişim başka haber kanallarına sıçrar mı sizce?
Hayır değişim sıçramaz, biz CNN Türk olarak hala aynı haber kanalıyız. Bizim bünyemize yeni isimler yeni programlar katılacaktır ama ben NTV’nin çok daha farklı bir karar aldığını ve bunun diğer haber kanallarını etkileyeceğini düşünmüyorum.
Haftada birkaç akşam program yapıyorsunuz. Ara vermeyi düşünmüyor musunuz?
Bütün yaz boyunca tartışma programlarıma devam ettim. Ahmet Hakan bir süre izne çıkmak istediğinde program onun günlerini de alarak devam etti. Ağustos’un son 2 haftasına kadar da bu böyle devam edecek. Eylül’de de tekrar yayın dönemine başlayacağız.
Hareketli bir yaz dönemi geçiriyoruz…
Evet, heyecanlı ve bir türlü bitmek bilmeyen bir yaz, bir türlü tatile gidemedik. Rahatlarız demiştik ama her hafta yeni bir gündem maddesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Eylül ayında her şeyin daha doğru bir çerçeveye oturarak devam edeceğini düşünüyorum…
“ATEŞLİ TARAFTARLARI BİRARAYA GETİRDİK”
Gündemde olan şike operasyonu ile ilgili bir programınızın tartışmacıları Bedri Baykam ve Lube Aylar’dı. Bu konukları belirlemenizde etkili olan neydi?
Bedri Baykam ateşli bir Fenerbahçe taraftarı ve Lube de aynı şekilde ateşli bir FB taraftarı. Ve bu insanlar taraftarlar nezdinde ön plana çıkan isimler. Bedri Baykam Twitter’daki ateşli mesajlarıyla da dikkat çekiyor. Konu da F.Bahçe taraftarı olmak olunca onları davet ettik.
“İNSANLARIN GÖRÜŞLERİNİ ÖĞRENMEDE SOSYAL MEDYA ÖNEMLİ”
Davet edeceğiniz konukları belirlemenizde sosyal medya etkili oluyor mu?
Sosyal medya önemli tabi ki. Facebook’u takip etmiyorum, sadece Twitter’ı takip ediyorum ama sosyal medyada insanların ne düşündüğünü nasıl tepki verdiğini duruşunu ya da olaylara bakışını izlemek çok daha kolay. Kimi zaman evet Twitter’dan attıkları mesajlar enteresan oluyor ama ben konuklarımı çok daha farklı kriterlere göre seçmiyorum. Daha çok konuya göre seçiliyorlar ama olabildiğinde farklı görüşleri savunanları tek bir platformda bir araya getirmek ya da aynı düşünen farklı kişileri bir konu etrafında bir araya getirmek şeklinde seçim yapıyoruz.
Biraz daha yakın gündeme gelirsek; sıklaşan terör saldırıları ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Biz zaten programda Kürt meselesini çok sık konuşuyoruz. Kürt sorunu nasıl çözülür, nasıl aşılır tarafları birçok programda araya getiriyorum. İnsanların bu konu üzerinde konuşmaya başlamasının önemli olduğunu düşünüyorum. AKP’nin geçmişte gayet cesaretli adımlar attığını ama devamını aynı cesaretle getiremediğini düşünüyorum.
Sizce nasıl bir çözüm yolu bulunabilir?
Kürt sorunu çok hassas bir konu ve Türkiye’nin çok kolay manipüle edilebilecek bir konusu.
Geçenlerde Kuzey İrlanda barışını anlatırken Hasan Cemal bir yazısında yaptığı röportajlardan birinde duyduğu bir sözü aktarmış; “Çözüm bir süreçtir, süreç olmazsa yerini şiddet doldurur, ne zaman ki süreç başlar şiddet biter.” Ben buna inanıyorum. Süreç önemlidir, konuşabilmek önemlidir. Bizlerin konuşabilmesi, tartışabilmesi, tarafların bütün açıklığıyla tartışabilmesi önemlidir. Taraflar birbirlerini dinlerse çok daha farklı bir noktaya gelinebilir. Bütün bunların konuşulmadığı ortamı da bir şekilde şiddetin doldurduğunu düşünüyorum. Ama ben Türkiye’nin olayın manipüle edildiği dönemlere geri gitmeyeceğini düşünüyorum. O zamandan bu zamana çok yol aldık. Ve bu sürecin parlamentonun açılması ile bir şekilde yeniden başlayacağını umuyorum.