Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Onur ALMIŞLAR
200 Emel 300 Spartalı’ya karşı!
02.06.2010 11:07:57
Eskiden HBB (Has Bilgi Birikim) adında bir televizyon kanalı vardı. Bu televizyon kanalının ismi kişiye göre değişirdi. Şimdi bu yazıyı okuyanlar içinde bile bu kanalın ismini farklı söyleyenler olmuştur. Şimdi bu kanalın ismini yazarken sorun yok ama telaffuz etmeye başlayınca kanalın ismi kişiye göre değişiyor. Mesela benim hatırladığım kadarıyla, kimisi bu kanalın ismini “He Be Be”, kimisi “Eyç Bi Bi” , kimisi de “Ha Be Be” olarak telaffuz ederdi. Bir de itirafta bulunayım; ben bu yazıyı yazana kadar HBB kanalını yabancı sanıyordum, değilmiş, Türk kanalıymış.
 
Ülkemizde kullandığımız ürünlerin çoğu yabancı markalar. Çikolatadan, telefona, giyimden kozmetiğe, deterjandan margarine... Bu ürünlerin reklamlarında da genellikle yabancı kelimeler kullanılıyor. Bu yabancı kelimeler de nedense hep İngilizce oluyor. Misal, Kinder reklamında çikolataya “Çaklıt” deniyor. Tabi siz eğer Alman uyrukluysanız “Şokolade” de diyebilirsiniz. Kinder’in Türkiye’de yayınlanan ve başından sonuna kadar Türkçe seslendirilen, Türklerin oynadığı bu reklamda çikolata denmiyor da “Çaklıt” deniyor. Bizim de kafamız karışıyor. O reklamı ilk izlediğimde “Çaklıt”ın ne demek olduğunu düşündüm günlerce. En sonunda markete gidip baktım ambalajın üzerinde ne yazıyor diye. Meğersem “Çaklıt” dedikleri çikolatanın İngilizce olarak telaffuzu olan “Chocolate” imiş. Bu arada çikolata da Türkçe değilmiş, İtalyancadan girmiş dilimize…
 
Şimdi gelelim 200 Emel mevzusuna. Geçen akşam Habertürk’te reklamları izliyordum. Reklamlar ekranda ardı ardına dönerken bir parfüm reklamı çıktı, sanırım Giorgio Armani’ydi. İlgili marka yeni bir kampanya yapmış ve bu kampanyaya göre 200 ml değerindeki parfümü 100 ml fiyatına veriyorlarmış. Reklamda şöyle deniyordu “Yüz Emel Fiyatına İki yüz Emel”. Bir an başımı geriye doğru çektim, kaşlarımı yukarı kaldırıp “Nasıl yani?” dedim! Harbiden de “İki yüz Emel” ne ya? Sonra “Herhalde 300 Spartalı filmiyle dalga geçen bir film çıkıyor piyasaya ve bu reklamda o filmin reklamı” diye düşündüm. Çünkü o reklamda da 300 Spartalı’daki gibi kaslı bir erkek oynuyordu. İşin şakası bir yana, reklamda Giorgio Armani’nin 200 Mili Litre olan şişesinin 100 Mili Litre fiyatına verildiğinden bahsediyordu. Tabi yazarken “200 ml” olan ölçü telaffuza geldiğinde “İki yüz Emel” olarak söylenince insan ister istemez “İki yüz Emel”in ne olduğunu merak ediyor. Reklamda “İki yüz mili litre” dense sorun yok ama “İki yüz Emel” biraz garip oluyor!
 
İlaç mı, su mu?
 
Nestle’nin su pazarında faaliyet gösteren markası olan Püre Life’nin reklamı ekranlarda yerini aldı. Nestle, Püre Life ile suyu özdeşleştirmek istiyor ama reklam ürünün bir ilaç olduğu algısını yaratıyor sanki! Mesela ben reklamda söylenenleri dinlediğimde reklamdaki ürünün vücudumuzdaki su kaybını gideren bir ilaç olduğunu sandım. Ama Püre Life bir ilaç değil, sadece su. Reklamdaki ilaç algısı kelimelerin yabancı oluşundan da kaynaklanıyor bence. Bir de ürünün reklamında su pazarındaki diğer markalara haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Çünkü vücudumuzun ihtiyaç duyduğu şey sudur. Püre Life ise sadece bir seçenektir. Düşüncem de yanılıyor olabilirim ama yine de paylaşmak istedim.
 
Türk Malı oldu Ortalık Malı
 
Geniş Aile’nin bu haftaki bölümünde Show TV’de yayınlanan “Türk Malı” dizisine taş atıldı. Aslında taş atmaktan biraz daha ileri gidildi sanki! Geniş Aile dizisinin karakterlerinden Ulvi bir ajansa başvurmuştu ve ilk iş olarak da bir dizide rol alacaktı. Ulvi dizi setine gittiğinde setteki yetkiliye ne tür film çekildiğini sordu. Oradaki yetkili de komedi dizisi çektiklerini, dizinin adının da “Ortalık Malı” olduğunu söyledi. Türk Malı’na ilk taşlar burada geldi. Devamında ise “Ortalık Malı” dizisinin içeriğinden bahsetti yetkili. Tam hatırlamıyorum ama “Atasözlerindeki kelimeleri değiştirerek komedi yapıyoruz” şeklinde bir cümle kurdu. Kanal D’de yayınlanan Geniş Aile Show TV’de yayınlanan Türk Malı dizisine kızmış olmalı! Çünkü kelimeleri değiştirerek, kelime oyunlarıyla komedi yapmak Geniş Aile’nin işiydi. Türk Malı ilk başlarda kelime oyunlarını pek kullanmıyordu ama sonraki bölümlerde Abiye Kuzu tiplemesiyle kelime oyunlarını sıkça kullanmaya başladılar. Çünkü Geniş Aile’deki kelime oyunları çok tutulmuştu. Tabi iki dizideki kelime oyunları birbirinden çok farklı aslında. Türk Malı dizisinde sadece Abiye Kuzu’nun cahilliğini ön plana çıkartmak için kullanılıyor kelime oyunları. Bu aynı zamanda diziyi Abiye Kuzu’nun götürdüğünün bir göstergesidir bence. Geniş Aile’de yapılan kelime oyunları ise çok zekice kullanılıyor. Eskilerden Turist Ömer’in konuşma üslubuna benziyor. Kelime oyunu yapabilmek için zeki olmalısınız ve kelime dağarcığınız geniş olmalı. Herhalde Geniş Aile dizisinin senaristleri Türk Malı’nın kendilerini taklit ettiklerini düşündüler ve dizinin bu haftaki bölümünde Türk Malı’na taş attılar. Türk Malı oldu Ortalık Malı!
 
Ben bu iki diziden Geniş Aile’yi beğeniyorum. Zekice yapılan kelime oyunları, gerçek mekânlar, sahnelerdeki akıcılık beni ekrana bağlıyor. Türk Malı ise zoraki “cahillik” vurgusuyla, sahte mekânları ve uzayıp giden sıkıcı sahneleriyle sabrımı zorluyor. Ama iki dizide de oyunculuklar harika. Geniş Aile’nin bu haftaki bölümünde Türk Malı’na atığı taş, Türk Malı’nın yeni bölümünde geriye iade edilirse ekranlar şenlenebilir. Belki diziler arası atışmalar reytinglere de yansır. Hatta internette fanlar arası çekişmeler başlar, belki de izleyiciler sokaklara dökülür, her izleyicinin elinde tutkunu olduğu dizi oyuncularının fotoğrafları, sloganlar, rakip kanala yürüyüşler… Aman Allah’ım! Olur mu? Kim bilir…
 
    
Bu haberi toplam 57 kişi beğendi.
:) cigdemozge - 02.06.2010 19:27:51 Çok şahane bir yazı yazmışsınız, soluksuz okudum. Türk Malı'nın uzayan ve her bölümde daha da bayağılaşan tarzı çok sinir bozucu olabiliyor gerçekten de. Geniş Aile ise hem devleşen oyunculuklarla güldürüyor hem de insanı mest eden kelime oyunları ile düşündürüyor. Em el olayına da bir küçük dokunuş: Biz Türkler bunu hep yapıyoruz aslında. m ve p harflerini ingilizce okuyup sondaki 3'ü üç diye okuyup geçiyoruz. Sanırım bir şeyin tamamının Türkçe ya da İngilizce olması daha mantıklı.
Reklamlar ve gerçekler 2 - 02.02.2012 13:33:18 Reklamlar ve gerçekler - 26.01.2012 09:44:24 Reklamları anlatan süpürge - 19.01.2012 09:11:31 Kurutuluşumuz ateizmde! - 12.01.2012 09:43:50 Omo ile şiddete devam! - 05.01.2012 09:18:37 Sinekler ve markalar - 29.12.2011 10:11:54 Size mal diyebilir miyim? - 21.12.2011 11:24:06 Koltuktaki Harry Potter’lar ve sabır taşı! - 14.12.2011 10:10:11 Vodafone blöf mü yapmıştı? - 07.12.2011 10:23:21 Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür! - 02.12.2011 12:29:01 İnternet gazeteleri, Twitter'da internet gazeteciliğini bitirecek! - 23.11.2011 12:15:48 Haşmet Babaoğlu da Mehmet Atalay da yanılıyor! - 15.11.2011 15:51:52 İzlemeye devam edin! - 03.11.2011 12:30:13 Rakiplerimiz sağlığa zararlıdır! - 27.10.2011 14:49:06 Akılsız olanlar kim peki? - 20.10.2011 17:31:49 Markayla saadet olmaz! - 12.10.2011 10:29:20 X-Man Emirhan ve Ayşe Özgün’ün maceraları - 28.09.2011 12:01:37 Kime göre iyi gazete? - 21.09.2011 14:18:49 Sizin bir öneminiz yok! - 15.09.2011 14:09:19 Kokan reklamlar - 08.09.2011 11:19:29 Tüketiciler Gezegeni - 29.08.2011 12:48:27 Reklamlarda ötekileştirilenler - 12.08.2011 10:12:01 Afrikalı olmayan açlar! - 05.08.2011 12:19:37 Gündemin mezarlığındaki tren! - 29.07.2011 11:40:42 Kendilerini kaybeden tavşanlar! - 20.07.2011 15:15:00